Nasrettin Hocanın Fıkra Anlayışı

- in Nasreddin Hoca

Nasrettin Hoca, Türk Halk zekâsının en güçlü anlatımı…

Uzun ve zengin bir tarihin yoğurduğu Türk halk felsefesi, halk nüktesi ve fıkra edebiyatı 13. yüzyılda Nasrettin Hoca’nın adıyla ifâdesini buldu. Bu durum, kültürümüzün bir başka yönü de ortaya çıkardı: Türk halk filozoflarının varlığı!

Nasrettin Hoca, Türk halkının gerçekten yüksek bir ifâde gücü. Hoca’nın her konuda keskin görüşlerle bezeli fıkraları, sadece Türkler arasında değil, bütün dünya milletlerince de sevilip, taktir edildi. Özellikle Türkler, Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar, Nasrettin Hoca fıkralarında kendi yüksek mizah dehâsını buldu, o fıkraları çok sevdi; çoğalttı ve yaydı…

Nasrettin Hoca Fıkraları

Onun fıkraları halkın dilidir. Türk halkı, zekâsının kıvraklığını Nasrettin Hoca fıkralarında gösterir. Nasrettin Hoca fıkralarında Türk’ün yüceliğini bulursunuz. O, Anadolu Türklüğü içinden çıkmıştır ama, bütün Türk dünyasının, bütün Türk budunlarının ortak atasıdır.

Nasrettin Hoca, Türk halkının tükenmez neşesi, kırılmaz iğnesi, söz meydanında üstün silâhı oldu yüzyıllar boyunca.

O, Türk halkının olaylara, hayata bakışının, yüksek Türk kültürünün, halk diliyle açıklamasıdır.

Hoca, adâletin yanında haksızlığın karşısındadır. Hoca, halkın manevî inançlarını kötüye kullananlarla ince bir üslûpla eğlenir… Zulüm yapan Beyler, yöneticiler karşılarında Nasreddin Hoca’yı bulurlar. Zalimler, dalkavuklar, Hoca’nın fıkralarında çok gülünç durumlara düşerler. Bindikleri dalı kesenlerin hazin âkıbetleri, şahsî çıkarlarından başka bir şey düşünmeyen bencillerin gülünçlükleri, Hocanın en güzel fıkra konularıdır.

Onun fıkralarında, insanların bilimlerine, erdemlerine değil de; dış görünüşlerine, kılık ve kıyâfetlerindeki süse değer verenlerin aldanışları, en güzel biçimde yer alır. Yalancılar, aç gözlüler Hoca’nın iğnelerinin hedefidir. Hoca, fıkralarında insanların dürüstlüğünü de sınar, dürüst olmayana ceza da verir. Söz buraya gelmişken, Hoca’nın bir fıkrasını anlatmamak olmaz:

Bir gün Hoca, komşusundan ödünç kazan ister. Ertesi gün kazanı komşusuna geri verirken, içine küçük bir kazan koyar. Komşusu sorar:

– Hoca, bizim kazanın içindeki bu küçük kazan da nedir?

– Senin kazan doğurdu, o da yavrusu, der.

Komşusu hiç ses çıkarmadan kazanı alır eve götürür.

Birkaç gün sonra Hoca komşusundan yine ödünç kazan ister. Komşu sevinir. Öyle ya, Hoca’nın evinde kazanı doğuruyor! Bir kazan veriyor iki kazan geri alıyor… Bu sevinçle o büyük kazanı yine Hoca’ya verir… Aradan günler geçer, Hoca aldığı kazanı komşusuna geri vermiz. Sonunda komşu Hoca’nın kapısını çalar:

-Hoca sana kazan vermiştim. Bizim kazana ne oldu? Hoca üzgün bir tavırla:

-Senin kazan Allah’ın rahmetine kavuştu; öldü, der. Nasrettin Hoca’nın bu cevabına komşusu şaşırır: -Aman Hocam, kazan ölür mü?

İşte tam bu sırada Hoca, o ince zekâsıyla komşusuna dersini verir: -Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne niçin inanmıyorsun?

Türk Halk düşünürü Hasrettin Hoca, 13. yüzyılın ilk yıllarında, Sivrihisar’ın Hortu köyünde doğdu. İlk eğitimini köy imamı olan babasından aldı. Daha sonra Akşehir’e giderek Seyyid Mahmud Hayranî ve Seyyid Hacı İbrahim gibi devrin tanınmış bilginlerinden aldığı derslerle kendisini yetiştirdi. 13. yüzyılın sonlarında yine Akşehir’de öldü. Akşehir’de Nasreddin Hoca’nın şanına yakışır bir türbesi var. Şanına yakışır; çünkü bu türbe görkemli ve bakımlı… Fıkralarındaki gülünçlüğe yakışır; çünkü; avlu duvarları olmayan türbenin kapısı vardır ve kapısında kocaman bir kilit asılıdır.

Nasrettin Hoca, Türk kültürünün bir farklılığıdır. O, derya deniz olan Türk halk felsefesinin, zekâsının yüksek bir ifade gücüdür. Hoca’nın verdiği dersler başka milletlerin masallarında, hikâyelerinde kırpıntı halindedir ve Hoca’nınkine göre de çok zayıftır. Hoca uzun uzun anlatmaz. Gerçek bir Türk kişiliğinin anlatımı olarak; kestirmeden gider ve dersini verir! Bu özellik Nasreddin Hoca’ya, dolayısıyla Türk halkına özgüdür. Böyle bir özellik, diğer milletlerin halk fıkralarında yoktur. Onun fıkralarını ne Beydeba’nın Kelile ile Dimne’sinde bulabilirsiniz; ne de La Fonten’in masallarında. Bu anlamda Nasrettin hoca, dünya içinde gerçek bir farklıdır.

Türk’ün bağrından çıkan bu ilginç atamıza rahmetler olsun!