Mağaracılığın Sportif Yönü Hakkında Bilgi

- in Coğrafya

Mağaracılık, Bilimsel adıyla SPELEOLOJİ, bugün batı ülkelerinde, büyük halk kitlelerinin rağbet ettiği çok ilginç bir spor koludur.

Dağcılık sporunun özel bir ihtisas kolu olarak, İkinci Dünya Harbinden hemen sonra ortaya çıkan MAĞARACILIK bugün henüz memleketimizde tanınmamış, yeni bir spor koludur. Buna birçok kimseler Tersine Alpinizm demektedirler. Zira, mağaralar yatay yönde oluştuğu kadar, dikey kuyu şeklinde olan ve derinlikleri yüzlerce metreyi geçenleri vardır Mesela, dünyanın en derin mağaralarının bulunduğu Fransa’daki Pierre St. Martin, Jean Bernard ve Berger uçurumunun, her birinin derinlikleri 1100’er metreden fazladır. Bu mağaralara speleologlar (Araştırıcılar) büyük gruplar halinde ve yer altında kamplar kurarak, özel dağcılık malzemeleriyle inmektedirler. Memleketimizde bugüne kadar yaptığımız araştırmalar sonunda, bulduğumuz en derin mağara 331 metredir. (Akseki ilçesinin kuzeyinde Çevizli Bucağı yakınlarındaki Düdencik Mağarası). Şüphesiz, bundan çok daha derin mağaralarımız mevcuttur, ancak, bu spor kolunda henüz yeni olduğumuz için, inceleme fırsatı bulabildiklerimiz içinde en derin olanı budur diyebiliyoruz.

Dağcılık (Alpinizm) sporunda yapılan tüm hareketler mağaracılıkta da mevcuttur. Dağcılıkta gün ışığında yapılan iniş ve çıkışların, zifiri karanlıkta ve çok kaygan zeminlerde, yeraltı derelerinin dondurucu şelaleleri altında, çok daha zor şartlar altında yapıldığını söylersek, mağaracılığın ne denli güç ve tehlikeli bir spor olduğu hakkında bir fikir vermiş oluruz. Zaten çok derin mağaralar, yüksek dağların doruklarında bulunduklarından, bunların araştırılması sırasında mecburen Dağcılık yapılmaktadır. Onun için bu iki spor, birbirlerinden ayrılamayacak Siyam’lı ikiz kardeşler gibidirler.

Mağaracılık, bugün Avrupa’da ve bütün dünyada Dağcılık Kulüp Derneklerinin, özel bir ihtisas kolu halinde faaliyet göstermektedir. Son yıllarda, mağaraların içindeki göllere ve yeraltı derelerindeki sifonlara dalışlar da çoğalmıştır. Özel balık adam cihazları ve tüplerle dalışlar, derin uçurumlara inmek kadar, hatta ondan da daha tehlikeli olmakta ve her yıl batı ülkelerinde bu sporu yapanlar, adedi küçümsenmeyecek kurbanlar vermektedir.

Memleketimiz, Mağara ve Yeraltı Dereleri bakımından, dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Türkiye’de en az 40.000 kadar mağaranın bulunduğu tahmin edilmektedir. Memleketimizde bu sahadaki araştırmaları 1964 yılında kurulmuş bulunan TÜRKİYE MAĞARA ARAŞTIRMA, TANITMA VE TURİZM DERNEĞİ yapmaktadır. Halen, 150 kadar üyesi bulunan bu dernek, tamamen amatör sporculardan müteşekkildir. Bunlar içinde, önemli sayıda bayan üye de bulunmaktadır. Dernek üyeleri, yaz aylarında, mağara araştırmalarında bulunmak üzere memleketimize gelen yabancı guruplarla birlikte araştırmalara iştirak etmekte ve derneğin kurucu başkanı, bu gurupları değişik bölgelere göndererek, bazılarına bilfiil katılarak araştırmaları yönetmektedir. Yalnız olarak tek veya çift gelen araştırıcıların sayısı da bir haylidir. Türkiye Mağara Araştırma, Tanıtma ve Turizm Derneği, her yıl İlkbahar aylarında turistik değeri bulunan mağaralara geziler tertip etmektedir.

İstanbul’da Boğaziçi Üniversitesinde, tamamen öğrencilerden oluşan bir Mağaracılık Kulübü mevcuttur. Ankara’da Orta Doğu Teknik Üniversitesinde de aynı şekilde bir öğrenci gurubu bir Mağaracılık kolu kurma hazırlığı içindedirler.

Dağcılık ve Mağaracılık her ne kadar birbirlerinden pek ayrılmayan spor kolları iseler de, ülkemizde Dağcılık Federasyonunun başına gelen başkanlar (sayın Latif Osman Çıkıgil müstesna olmak üzere) mağaracıları kendi federasyonlarının bir ihtisas kolu olarak görmemişler, mağaracıların ayni zamanda dağcı, veya bunun tersi, dağcıların mağaracı olabileceklerini anlamak istememişlerdir. Oysa bütün dünya ülkelerinde Mağaracılık, Dağcılık Kulüp ve Federasyonların özel ihtisas kolu olarak birlikte çalışmaktadılar. İnşallah bundan sonra kurulacak yeni Dağcılık Federasyonlarının, «Mağaracılığı» bünyelerine almaları veya Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü’ne bağlı yeni bir (Mağaracılık Federasyonu» kurulmasının çok yerinde olacağını burada belirtmek isterim.

Gençliğimizin bu sporları yapmasının faydası sayılamayacak kadar fazladır. Zira, Dağ ve Mağaracılık sporlarını yapmak üzere doğaya koşanlar, dağın ve mağaranın bilimsel yönü ile de ister istemez ilgilenmektedirler. Oralarda yaşayan bitki ve hayvanlar, suların özelliği, mağara havası ve meteorolojisi, jeolojik yapı, taş ve mineraller, mağaranın kesit ve planının yapılması, fiziki ve kimyasal olayların incelenmesi vs. gibi hadiselerle ilgilenmek, gençlerimizdeki «Araştırıcı» yönü etkilemekte ve sonraları bu meraklıların birçoğu bu sporların bilimsel yönü ile uğraşan birer bilim adamı olmaktadırlar.

Kaynak: Temuçin Aygen, Türkiye Mağaraları