Mağaracılığın Bilimsel Yönü Hakkında Bilgi

- in Coğrafya

Mağaracılığın bilimsel yönü de memleketimiz için son derece önemli bir uğraşıdır. Bazı büyük baraj ve sulama suyu projelerinde, şehir ve kasabalarımıza içme suyu temininde, speleolojik araştırmaların, yeraltı su sistemlerinin araştırılmasının hem bilimsel açıdan, hem de ekonomik alanda temin edeceği faydalar büyüktür. Ülkemizde Toros dağlarında Düdenlere (su çeken delikler) kaçan sular, 100 km. kadar yerin altından gittikten sonra, Manavgat Çayı vadisinin orta kısımlarında bulunan bir mağaradan (Altınbeşik – Düdensuyu Mağarası – Ürünlü Köyü – Akseki) yeryüzüne çıkmakta ve Manavgat Çayına karışmaktadır. Bu karstik sistem, dünyanın bilinen en uzun yeraltı su sistemlerinden biridir. Aynı çayın, biraz daha mansabında, yine bir mağaradan çıkan ve Manavgat Çayına karışan ve bu çayın yarı suyunu besleyen büyük karstik menba, en az zamanında 25 m’/saniye sarfiyatıyla, dünyanın en büyük yeraltı nehrini teşkil etmektedir. (Dumanlı Yeraltı Nehiri)

Büyük şehirlerimizden birçoğu içme ve kullanma sularını, yeraltı derelerinden temin etmektedirler. (Antakya – Zonguldak şehirleri vs. gibi… )
Bazı ilçelerimiz, yeraltı derelerinden hem içme ve kullanma, hem de Hidroelektrik Santralarının suyunu almaktadır. (Konya’nın Ermenek ilçesi gibi…)

Keban Barajının hem yapılırken hem de hizmete açıldıktan sonra son derece önemli Speleolojik problemleri ortaya çıkmıştır. Baraj rezeı vuar gölünde vuku bulan önemli su kaçaklarına mani olmak üzere bir üyemiz, bilimsel ve speleolojik incelemeler yapmış ve kaçakların önemli miktarda azalmasına neden olan uygulamalarda bulunmuştur.
Güneydoğu bölgemizde bulunan Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliğinin altından, sarfiyatları çok büyük yeraltı dereleri Suriye’ye kaçmaktadır. Komşu ülkenin hududu altından geçen bu yeraltı sularının bir kısmını kendi hudutlarımız içinde tutmamız ve sulu ziraata yönelmemiz pekala mümkündür. Aynı şekilde güneyde Akdeniz bölgemizden, Silifke, Antalya, Finike ve Kaş sahillerinden denize kaçan ve tuzlanarak istifade edilemeyen yeraltı derelerimizin sayıları oldukça fazladır. Bunların bir kısmının sularını, sahil şeridi gerisinde tutarak, turfanda sebze ve meyve bölgemiz olan bu yörelerde, istifadeye sunmanın temin edeceği ekonomik fayda, milyarlarca liralık bir gelir artışı sağlayacaktır.

Zonguldak kömür havzasında, işletilen verimli kömür tabakaları üzerinde çok sayıda yeraltı dereleri bulunmaktadır. Açılan galerilerin bazıları bu yeraltı derelerini kesmektedir. Aniden su hücumuna maruz kalan işçilerimiz için, bu yeraltı derelerinin araştırılması, plan ve kesitlerinin çıkarılması ve havzada gereken Speleolojik araştırmaların yapılmasının hayati önemi vardır. Bu yeraltı derelerinin sularından içme, kullanma ve kömür yıkama gibi ihtiyaçlar için de istifade edileceği şüphesizdir.

Speleolojik araştırmalar esnasında yapılan boya deneyleri sayesinde Türkiye jeolojisi ve tektoniği konularında da ortaya aydınlatıcı bilgiler çıkmaktadır. Bazı bindirme ve şariyaj bölgelerinde, yapılan boya deneyleri alt yapı hakkında doğru bilgi vermektedir.

Batı ülkelerinin bir çoğunda Speleolojinin ilmi yönü ders olarak Üniversitelerde okutulmaktadır. Romanya, Yugoslavya, Fransa ve Avusturya vs. gibi ülkelerde Speleoloji Enstitüleri ve Akademileri bulunmakta ve oralarda yüzlerce bilim adamı değişik bilimsel konular üzerinde araştırmalar yapmaktadırlar. Bizim memleketimizde ise, daha maalesef, Üniversitelerimiz, memleketimiz için bu derece önemli bir konuyu, (Karstik Araştırmalar ve Karstik Hidroloji, kalkerler içindeki yeraltı suyu konuları) ders olarak dahil etmemekte ısrarlı bir tutum içindedirler. Çekoslovakya’da, Mağara ve Yeraltı Derelerinin oluşumuna müsait kalker formasyonlarının kapladığı saha, takriben 5000 km2, Türkiye’de ise, bu alan 100.000 km2’den az değildir. Orada, yüzlerce bilim adamı bu mevzuda çalışmakta, bizde ise, daha henüz bu alanda yetişmiş bir tek uzmanımız dahi yoktur.

Kaynak: Temuçin Aygen, Türkiye Mağaraları