Kabe İle İlgili İnançlar Adetler Gelenekler

- in Halk Bilimi, Halk İnançları

Kabe İle İlgili Halk İnançları, Hikayeler, Efsaneler

Kabe’nin halk arasında kutsal bir yer olarak tanınmasının iki ayrı kaynağı vardır. Bu iki kaynaktan birincisi Kabe’nin İbrahim ile İsmail tarafından kurulmuş veya temellerinin atılmış olmasıdır (Bakara suresi, ayet 121).

Kâbe’nin yapılması için Tanrı’nın İbrahim’i görevlendirdiği söylenir. İbrahim, Sakina’-nın kılavuzluğu altında Arabistan’a gelir, iki başlı bir yılan veya kasırga olarak nitelenen Sakina, Kâbe’nin olduğu yere gelince durur, temellerin çevresine sarılarak, yapıyı kendi üzerine kurmasını söyler. İbrahim, onun gölgesi üzerinde Kâbe’yi yapmağa başlar. İsmail, kendisine yardım eder. Yapıda kullanılması gereken taşları beş veya yedi dağdan, Hıra, Sabir, Lübnan, Zeytindağı, El-Cebelü’l Ahmer adlı dağlardan taşır. Bina yükseldikçe, bugün Makamı İbrahim denen ve üzerinde onun ayak izleri bulunan taşın üzerine çıkar, o taşı bir yapı iskelesi gibi kullanarak binayı bitirir. Sonra, Nuh tufanından beri Ebu Kubeys’te saklanan ve o zaman beyazken Cahiliye çağındaki dinsiz, günaha batmış insanların dokunmalarıyla kararan Hacerül Esved Cebrail ona getirir. Hacerül Esved Kâbe’ye konur. İbrahim, yapım işi bittikten sonra damı olmayan Kâbe’nin duvarları üzerine çıkarak insanları hacca davet eder. Her taraftan, bu davete lebbeyk, Alahümme lebbeyk sesleriyle karşılık verilir.

Kur’an’ın bildirdiğine göre insanlar için ilk yapılan ve temelleri İbrahim ve İsmail tarafından atılan ev Kabe’dir, bu bina kutsaldır, alemler için iyilik (hayır) kaynağıdır. İkinci görüşe göre Kâbe’nin temellerini atan Âdem’dir. Adem, cennetten kovulduktan sonra yeryüzüne çıkarak Mekke’ye gelir. Cebrail, yedi kat yerin altında kanadıyla Kâbe’nin temelini çıkarır, melekler de Lübnan, Zeytindağı, Cudi, Hira ve Sina’dan kayalar yuvarlayınca açılan temeller dolar. Tanrı, Âdem’in barınması için cennetten, kırmızı yakuttan yapılmış bir çadır ile beyaz yakuttan olan Hacerül Esved gönderir. Sonradan kararan Hacerül Esved, Âdem’in iskemlesidir. Başlangıçta Hacerül Esved bir melekti, Tanrı ona kıyamet günü dil vererek insanlar için tanıklık ettirecektir.

Kâbe’nin yeryüzüne indirilmesinin sebeplerinden biri de Âdem’in boyudur. Adem’in boyu çok uzundur. Arş’ta meleklerin teşbih seslerini duyar. Günah işleyerek cennetten kovulunca boyu kısalır. Bu olaydan sonra, Âdem, göklerin kendisine kapanmış olduğunu ileri sürerek Tanrı’ya yalvarır. Bunun üzerine Tanrı da ona meleklere yaraşır bir çadır gönderir ve melekleri temsilen o çadırın çevresini tavaf etmesini buyurur.

O zamanlar Mekke’de Kâbe’yi kutsayacak kimse yoktu. Âdem gene, üzüntüye kapılarak Tanrı’ya yalvarır. Bunun üzerine Tanrı, Âdeme buranın ilerde kutsal bir yer olacağını, insanların baş açık yalın ayak. ağlaya sızlaya tekbir getirerek bunun çevresini dolaşacağını vaat eder.

Efsaneye göre Âdem’in Ölümünden sonra çocukları, Özellikle Şid, Kâbe’yi onardılar. Nuh tufanı her yeri olduğu gibi burayı da yıkıp götürdü. Hacerül Esved ise melekler tarafından kaldırılarak Ebu Kubeys’te korundu. Bazı söylentilere göre, tufandan Kabe’ye zarar gelmemiş, Nuh peygamber onu tavaf etmiştir.

Başka bir söylentiye göre de, tufandan sonra Kâbe’den bir kırmızı tepe kalır, İbrahim Kâbe’yi yapmak istediği zaman bu tepenin yardımıyla yerini bulur. Gene bir söylentiye göre, Kâbe’nin El-Ahsaf denen çukuru bir hazine olarak kullanılıyordu. Curhum’lar zamanında burası birkaç defa yağma edilir. Tanrı, buraya hazineyi bekleyen bir yılan gönderir. Kureyşliler Kâbe’yi yıkmak, hazineyi yağmalamak istedikleri zaman, bir kuş gelerek onu çevre dağlarından birine kaçırıncaya kadar yılan oraya kimseyi sokmamıştır.

Kaynak, Yaşar Kalafat, İslamiyet ve Türk Halk İnançları