İstanbul'da Kullanılan Atasözleri

- in Atasözleri

İstanbul’da kullanılan atasözleri genel anlamda başka kentlerde kullanılanlardan farklı değildir.

Yüzyıllar boyunca İstanbul değişik yerlerden sürekli göç aldığı için folklorik zenginlikler de bu olgudan etkilenmiştir.

Atasözlerinde İstanbul’a ait yer adlarının sıkça geçmesi de bir özellik olarak belirmektedir. “Arasta, Uzunçarşı, tiryaki isen tütün taşı.”, “Uzun Çarşı’nın üst başında bir yalan söyler, alt başında kendisi de inanır.”, “Uzunçarşı baştan başa, beğen beğendiğini al.” bunlara birkaç örnektir.

“Divan yolunda fidan büyümez.” sözüyle gelip geçenin çok olduğu, Babıâli’ye yani saraya giden bu yolda fazla gidip gelmenin iyi olmayacağı ima edilir. “Eğri kapının eğrisi, mahallenin doğrusu.”, “Ok meydanında buhur yakılmaz.”, ‘Atı alan Üsküdar’ı geçer, alamayan çukuru kazar.” sözleri İstanbul hayatının türlü yönlerini hatırlatan gerçek olgulara dayanır.

İstanbul’un eğlenceli geleneklerinden helva sohbetleri sırasında atasözleri de oyunlara konu olurdu. Bunları İstanbul’da Bir Sene adlı eserinin Helva Sohbeti bölümünde oldukça canlı bir anlatımla derlemiş olan Çaylak Tevfik, adını açıkça belirtmemekle birlikte güzel bir atasözü oyununa yer vermektedir. Oyuna katılanlar “eliften “ye”ye kadar elifbadaki tüm harflerle başlayan birer atasözü söylerler. Oyun, oynayanların birbirine takılmaları, atasözü bulamayana ya da yanılanlara durumlarına uygun sözler söylemeleriyle devam eder. İstanbullular atasözü kadar değer verilen meşhur mısra, beyit, kelamıkibar türünden sözleri de sıkça kullanmışlardır.

İstanbul ilimizde kullanılan atasözlerinden seçme örnekler

  • Acı söz insanı dinden çıkarır, tatlı söz yılanı deliğinden.
  • Aç İle eceli gelen konuşur.
  • Aç kendini ateşe atar,
  • Ağzına bir zeytin verir, ardına tulum tutar.
  • Alan yok satan neylesin, satan yok alan neylesin.
  • Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste.
  • Anlatışa göre fetva verilir.
  • Arif anlar, sağır dinler. .
  • Atı alan Üsküdar’ı geçti.
  • At tırnaktan, insan kulaktan.
  • Atın yürük ise bin de kaç.
  • Ayağında donu yok, başına fesleğen takar.
  • Babalı fırın has çıkarır,
  • Bakla değil, baklava bile vakitsiz yenmez.
  • Balık kavağa çıktığı vakit kösenin sakalı da biter.
  • Beslemeden kadın, ödağacından odun olmaz.
  • Bir akça ile dokuz kubbeli hamam yapılmaz,
  • Can cefadan da usanır safadan da.
  • Çarşambadan belli olur perşembenin gelişi.
  • Çuhasını giymektense kenarını kuşandık.
  • Deniz suyu ne içilir, ne geçilir.
  • Dilenci bir olsa şekerle beslenir.
  • Düğün evinde Fatmacığın lâkırdısı mı olur,
  • Er lokması er kursağında kalmaz.
  • Hım hım ile burunsuz birbirinden uğursuz.
  • İki kamçı bir kuyruk herkes başına buyruk.
  • Karganın gönlünden şahinlik geçer.
  • Kedi öldü fareler baş kaldırdı.
  • Kedi yavrusunu yiyeceği zaman sıçana benzer dermiş.
  • Kem söz kalp akça sahibinindir.
  • Kenarın dilberi nazik dc olsa nazenin olmaz.
  • Kesesine güvenen her gün baklava börek yer.
  • Lâkırdısını bilmeyen çavuşlar, sönmemiş ateşi avuçlar.
  • Lodosun gözü yaşlıdır.
  • Paluze diş kırmaz.
  • Sabırla koruk helva olur, dut yaprağı atlas.
  • Rüzgârlı havanın kuytusu, yağmurlu havanın uykusu.
  • Semizdin hani sarkanların, zengindin hani ananların.
  • Sındırgıyı sıyırtmış, Karaağaç’a kandil asmış.
  • Şahin sinek avlamaz.
  • Tavuk kaza bakmış, kıçını yırtmış.
  • Ummadık hacıyı deve üstünde yılan sokar.
  • Uzıınçarşı’nın üst başında bir yalan söyler, alt başında kendisi de inanır. .
  • Uzunçarşı baştan başa, beğen beğendiğini al.
  • Yağmur yağarken küpünü doldurmayan susuz kalır.
  • Yatsıdan sonra hoş geldin bayram ağa.
  • Verdik kırkı, gitti korku.
  • Yüzü kasap süngeriyle silinmiş.
  • Yüzü güzelden kırk yılda usanılır, huyu güzelden kırk yılda usanılmaz.
  • Zencinin yüzü yıkamakla ağarmaz.
  • Zeyrekten başka yokuş, serçeden başka kuş bilinmez.
  • Züğürt olup düşünmektense uyuz olup kaşınmak iyidir. /