Gelin Geldi Gölü

- in Efsaneler

Erzurum’a girerken mutlaka İçinden geçtiğimiz şirin bir bucağımız vardır. Gerek karayolu, gerek demiryolu bu kasabamızın içinden geçer. Çok uzaklardan dikkatimizi çeken Şeker Fabrikası’nın bacası ile, Ilıca’ya yaklaştığımızı anlarız. Bugün Ilıca istasyonunun bulunduğu yer vaktiyle bir gölmüş, zamanla kaybolan bu gölün yerine istasyon kurulmuş. Bu gölün adı ile ilgili şu güzel efsane anlatılır:

Çevredeki köylerden birinde güzel bir kız varmış. Bu kıza komşu köylerden bir delikanlı âşık olur. Kızın da gönlü delikanlıda. Durumlarını ailelerine açarlar. Bu iki gencin evlendirilmesine karar verilir. Fakat araya delikanlının askerliği giriverir. Kız ile delikanlı murat alıp veremeden ayrı ayrı düşerler. Kız babaevinde, delikanlı asker ocağında kavuşacakları günü beklemeye başlarlar.

Bir gün köye delikanlının şehit olduğuna dair bir haber gelir. Gelinlik giymeyi bekleyen genç kız, bu haber karşısında sarsılır. Ama elden ne gelir ki. Artık sevgilisi ölmüştür; ağlamanın, Sızlamanın bir faydası yoktur.

Kızın yeni talipleri olur, babası bunlardan birine kızını verir. Düğün kurulur. Davular vurulup zurnalar üflenmeye başlanır. Gelin alayı vakti gelince gelinin atını çeker ve yola çıkarlar. Alay yolda bir gölün kıyısına gelince bir müdet dinlenmeye karar verilir. Atından inip gölün berrak sularına dalgın dalgın bakan genç kızın aklı hep eski sevgilisindedir, onu düşünmektedir. Gölün pırıl pırıl sularına bakarken O’nu, sanki suyun içindeymiş gibi görüverir. Hemen doğrulur, suya doğru koşmaya başlar. Suların sakin güzelliğini boza boza ilerler ve alaydakilerin şaşkın bakışları arasında gözden kaybolur.

Kafiledeki ler her an gelinin sudan çıkacağını ümitle beklemeye başlarlar. Gölde görülen herhangi bir değişiklik gelinin geldiğine yorulur ve bekleşenler:

Gelin geldi!

Gelin geldi! diye haykırmaya başlarlar. O gölün adı da, kayboluncaya kadar Gelin Geldi olarak söylenir.

Kaynak: Saim Sakaoğlu / 101 Anadolu Efsanesi