Elazığ Efsaneleri ( Ağın Aladağla Böğürlü Efsanesi)

- in Efsaneler

Ağın ve çevresinde efsaneler üzerine henüz kapsamlı bir araştırma ve inceleme yapılmış değildir. Ancak Ağın ve köylerinde halk arasında anlatılan Efsaneler değerlendirildiğinde bunun zengin bir kaynak oluşturduğu görülecektir.

ALADAĞLA BÖĞÜRLÜ EFSANESİ

(Aladağ?la Böğürlü, Ağın’ın batı yönlerinde iki küçük dağdır. Bunlardan Böğürlü, toprak kayması sonucu, belki birkaç yüzyıldan beri azar azar yıkılıyor; Aladağ da, yanında yöresinde taşı dağı değişik renkte topraklar nedeniyle, yağmur yağıp sel çıktığında kırmızımsı sular akıtıyor. Böğürlü dağı denilmesinin sebebi toprak kayması olduğu zamanlarda manda ve öküz böğürmesini andıran sesler duyulmasıdır.)

Bir zamanlar, Aladağ ile Böğürlü dolayları, ekinlerin boyuna ulaşan gür otlar ve renk renk çiçeklerle süslü şirin bir yurt köşesiydi. Dağların yamaçlarında şemsiye gibi açılan her türden çam ağaçları, benek benek çevreyi canlı kılan köylerin çevresinde bağlar, bahçeler ve bunların içinde her türden meyveler manzarayı zengin kılıyordu. Bu zenginlik içinde, herkes işinde gücünde, çiftinde çubuğunda kaygısız ve mutlu yaşardı.

İşte bu yıllarda, bir Aladığ’ın, diğer Böğürlü’nün yamacında yerleşik iki köyde, aynı yaşlarda iki yağız delikanlı yaşıyordu. Bunlardan ikisi de çocukluk dönemlerinden biri ? el bebek, gül bebek? özenle bakılıp büyütülmüşlerdi. Gürbüz, güçlü-kuvvetli idiler. Henüz on beşinde bile taşı sıksalar suyunu çıkarırlardı. Delikanlılık çağlarına geldiklerinde her ikisinin de anası:

-Vereni gurban! Dengini bulsak da baş göz etsek, derlerdi. Ama onlar kendilerinin dengi, dünya güzeli gibi eş olacak hatunu çoktan bulmuşlardı. Bulmuşlardı ya, aksiliğe bakın ki, her iki genç de aynı kıza aşık olmuştu.

Günü gelip kız istemeye gidildiğinde, rastlantı bu ya, her iki aile de aynı gün ve aynı saatte kız tarafının kapısını çalmışlardı. Ayrı ayrı yerlerde müjde haberi bekleyen delikanlılar ise, bu kötü durumu duyunca çılgına dönmüşler ve kısa sürede onlar da kız evinin önüne gelmişlerdi. İki aile birbiriyle söz düellosu yaparken, delikanlılar hemen kavgayı başlattılar. Biri bıcakla diğerini ağır yaraladı, diğeri de kılıçla hasmının etinden bir parşa uçurdu.

Hayırlı ve yararlı bir girişim, henüz başlamadan büyük yıkıma dönüşünce, ailleler yasa pusa boğulmuş olarak evlerine döndülür. Yaraları sarılan ve yataklarına alınan aşıklar, öfke ve çaresizlik içinde bu kez de birbirlerine kargışta bulunmaya başladılar. Kılıçla yaralanmış olan, kendisinin bıçakla yaraladığı delikanlı için:

-Dileğim odur ki, Allah seni bir dağ yapsın. Dünya var oldukça her yanında yaraların kanasın.

Bıçakla yaralanmış olan delikanlı da hasmı için:

-Dilerim Allah seni bir dağ yapsın. Dünyanın sonuna değin toprakların bölük bölük bölünsün eteklerine aksın.

Bu kargışların ardından, her iki aşığın dileği Allah tarafından kabul olunur. Bunlar birer dağa dönüşürler. Bu dağlardan biri Alada, diğeri Böğürlü dağıdır. O günden beri, ne zaman ki yağmur yağar, sel çıkar, Aladağ?dan kan rengini andıran kırmızı sular akar. Yine o günden bu güne her Cuma, Böğrlü dağında toprak kayması olur, bölük bölük topraklar dağın eteklerine doğru süzülür iner.

( Mehmet ORHAN-Dünden Bugüne Ağın Sh.209)