Uygur Sanatı

Mayıs 24, 2012 2 Comments »

uygur Uygur Sanatı

 Uygur Sanatı Hakkında Bilgiler

Göktürk egemenliğinin sona ermesiyle birlikte Uygurlar, Orta Asya’da yeni bir Türk devleti kurmuşlardır (745-1226). Çin kaynaklarına göre bugünkü Moğolistan’daki Selenga nehrinin doğusundan başlayarak Aral Gölü kıyılarına kadar uzanan alanda yerleşen Uygurların merkezi Karabalgasun kentidir.

Uygur sanatının temeli, eski Türk inançları ve yaşam tarzıyla Budizm ve Manihaizm dinlerinin getirdiği yeni düzen üzerine kurulmuştur. Bu yeni düzenle birlikte diğer sanat çevrelerinden farklı özellikler gösteren bir Uygur sanatı ortaya çıkmıştır.

Uygurlarla birlikte Türk sanatı ilk kez yerleşik bir sanat olma niteliğini kazanmıştır. Bu dönemde geliştirilen sanat ve mimarlık ögeleri, İslamiyetten sonraki Türk sanatına etkide bulunmuştur.

Mimari

Uygurlar, yerleşik yaşama geçtikleri için değişik türde birçok mimari yapıt ortaya koymuşlardır. Dinlerinin etkisiyle tapınaklar yapmışlardır. Uygur tapınaklarında genellikle bir iç avlu etrafında düzenlenmiş bölümler bulunur. Avlunun ortasında tapınağın adandığı ilahın heykeli ve bu ilahla ilgili resimlerin bulunduğu kutsal bölüm yer alır.

Uygur tapınaklarının en önemlileri arasında Hoço Beta Tapınağı, Murtuk A Mabedi, Yar Hoto’da-ki Ana Tapınak, Hoço’daki A ve P tapınakları sayılabilir.

Uygurlar zamanında, açıkta yapılan tapınaklardan başka kayalara oyulmuş mağara tapınakları da yapılmıştır. Bu mağaralardan Bezeklik mağara tapınakları, Murtuk Vadisi’nde, Kızıl Dağ’da kayalara oyulmuş kırk tapınaktan  oluşmaktadır. Bunlar yan yana yapılmış, dikdörtgen veya kare biçiminde, çoğu tonozlu, bazıları kubbeli Budist tapınaklarıdır.

Uygurlar Dönemi, kentçilik açısından önemli bir dönemdir. Doğu Türkistan’ın Uygurlar Dönemindeki en önemli kentleri ve sanat merkezleri şunlardır: Barkal, Beş Balık, Koço, Turfan, Karabalgasun, Ka-raşar, Yar Hoto, Hoço, Murtuk, Toyuk, Bezeklik, Sorçuk, Kızıl, Niya, Ordu Balık.

Uygur kentlerinde sivil ve askerî mimari iç içe girmiştir. Bu kentler, surlar ve kulelerle çevrili yaşama alanlarından oluşmuştur. Dörtgen plandaki kentte dört yönden gelen yollar, genellikle hükümdarın köşk veya çadırının bulunduğu yerde kesişmiştir.

Uygur yapılarında kubbe ve tonoz, üst örtü olarak görülmektedir. Kubbe; yuvarlak, kare, sekiz ya da altı köşeli boşlukların üzerine gelen yarım küre biçiminde içi boş yapı örtüsüdür. Tonoz ise bir kemer gözünün kesiksiz olarak derinliğine devam etmesiyle oluşan mekânın üzerini kapatan kavisli üst örtü sistemidir.

Yapılarda balçık, tuğla, az da olsa taş; süslemelerde ahşap ve alçı malzeme kullanılmıştır. Stupalar, kubbeli Uygur tapınaklarıdır. Bu kubbeli tapınaklarda, duvar ile kubbe arasında bağlantıyı sağlamak için bazen tromp bazen de üçgenler kullanılmıştır. Üçgenler, daha sonra Anadolu Selçuklu ve Osmanlı mimarisinde Türk üçgeni olarak adlandırılan geçiş sisteminin ilk örnekleridir.

Hoço kentinin surları dışında, kuzeydoğu tarafında bulunan Koş Gumbaz olarak adlandırılan yapılar, Uygur kubbeli mezar anıtlarının en güzel örnekleridir.

Uygurlarda sivil mimarinin en önemli ürünleri saraylar ve evlerdir.

Hoço’da ortaya çıkarılmış hükümdar sarayı aynı zamanda çift sıra surla çevrili bir kaledir. Saraydaki mekânların bazıları kubbe, bazıları ise düz çatı ile örtülmüştür.

Yapılan kazılar sonucu ortaya çıkarılan Uygur evleri, genellikle etrafı duvarla çevrili bir avlu içinde yer alır ve tek katlıdır. Evler, yerden yarım metre yüksekte, tuğladan bir kaide üzerine yapılmıştır. Evlere uzun kenarlarının ortasındaki yuvarlak kemerli, merdivenli bir kapıdan girilir. Pencerelerde kemerler ve kahverengi renkli perdeler bulunan Uygur evlerinin üzeri kiremit çatı ile örtülüdür. Odalarda ise renkli döşemeler ve halı vardır.

Kemer, iki duvar ya da ayağı birbirine bağlayan ve üstteki ağırlığı yanlara dağıtan kavisli, taşıyıcı ögelere verilen addır. Yuvarlak veya sivri kemer gibi türleri vardır.

Heykel Sanatı

Uygur heykel sanatının kökeni balballarda aranmalıdır.

Heykeller; mermer, alçı, taş, toprak, ahşap gibi malzemelerden yontularak ya da kalıba dökülerek yapılmıştır. Uygur heykellerinden günümüze çok az örnek gelmiştir. Ele geçen örnekler, o zamana değin görülmeyen realist (gerçekçi) anlayışla yapılan özgün bir heykel sanatını ortaya koyar.

Kızıl’da bulunan, pişmiş topraktan diz çökmüş adam heykeli en tanınmış heykellerden biridir. Sırtında yük taşıyan oturan adam heykelinde son derece realist bir yüz ifadesi vardır. Heykelin boyalı oluşu da o güne değin görülmeyen ayrı bir özelliktir; vücut esmer – beyaz karışımı, saçlar siyah olup çıplak vücudu kahverengi bir peştemal örtmektedir.

Sorçuk’ta bulunan at başı heykeli de Uygur heykel sanatının önemli bir örneğidir. Bu heykelin kalıptan alçıya alınmış kabarmış yeleleri ile şiddet ifade eden bir görünümü vardır. Yelesi ile perçemlerindeki kalın çizgilerle at başı heykeli, değişik ve özgün bir örnektir.

Resim Sanatı

Orta Asya Türk resminin en önemli temsilcileri Uygur Türkleridir.

Uygurlar, tapınakları süslemek için duvar resimleri (fresko); Manihaist kitapları süslemek için minyatürler yapmışlardır.

Fresko, yaş sıva üzerine boyalarla yapılan duvar resmidir. Minyatür ise çoğunlukla eski yazma kitaplarda görülen ışık, gölge ve hacim duygusu yansıtılmayan, renkli resim sanatıdır.

Uygur fresko ve minyatürlerinde konu olarak Buda ve Mani’nin yaşamıyla ilgili sahnelerin yanı sıra vakıf yapanlar, müzisyenler, kâtipler, dindarlar da işlenmiştir.

Uygur resim ve minyatürlerindeki kompozisyonların en büyük özelliği, figürlerin simetrik bir düzen içerisinde sıralanmış olmasıdır. Bunlarda çoğunlukla koyu mavi ve kırmızı başta olmak üzere parlak renklere yer verilmiştir. Ayrıca heykel ve resimdeki realist anlayış, minyatürlerdeki figürlerin portre özelliğini kazanmalarına neden olmuştur.

Uygurların en önemli freskoları Bezeklik, Sorçuk, Hoço ve Turfan’da bulunmuştur.

Hoço’da bulunan koşan at freskosu realist bir resimdir. At üzerindeki süvarinin belden aşağı kısmı iyi bir durumda günümüze gelebilmiştir.

Uygurlar zamanından kalan minyatürler Maniha-ist kitap sayfalarında yer alır. Bu minyatürlerde dinsel konuların yanı sıra günlük yaşamla ilgili sahneler de canlandırılmıştır.

Hoço’da bulunmuş bir minyatürde dindarlar (seçkinler, yüksek rahipler) betimlenmiştir. Minyatür lacivert renkli fon üzerine yapılmıştır. Yazılar resmi iki kısma ayırmıştır. Dindarlar sağda iki sıra hâlinde tören giysileri ile oturmuşlardır. Saçları aynı, sakalları farklıdır. Rahiplerin önünde yazı çantası ve bir demet boş kâğıt vardır. Yazının sol yanında yırtılmış kısımda, iki yanında büyük birer ağaçla diğer dindar bir yazıcı vardır. İki büyük kara üzüm salkımı yazının üst kenarındadır.

Uygur resimleri, Türk-İslam minyatür sanatının kaynağını oluşturmuştur.

Uygur sanatına ait yapıtların büyük bir çoğunluğu bugün Berlin Dahlem Müzesi Turfan Odası, Yeni Delhi Müzesi Bezeklik Odası ve Leningrad Hermitage (Ermitaj) Müzesi’nde sergilenmektedir.

Kaynak: Lise Sanat Tarihi 2, Doc. Dr. Mehmet Zeki iBRAHiMGiL

Benzer Yazılar

2 Comments

  1. Kadir 10 Aralık 2013 at 15:07 - Reply

    Çok iyi elinize sağlık

  2. ERDAL 17 Şubat 2014 at 21:49 - Reply

    Elinize Sağlık :)

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin