Üçler Efsanesi

Üç, yedi ve kırk sayılarının islâm dininde büyük bir değer taşıdığı bilinmektedir. Halk arasında söylenen üçlere, yedilere, kırklara karışmak deyimi bunun en güze! örneğidir. Bu sayılardan en küçüğü ise ilgili olarak şöyle bir efsane anlatılır.

Horasan erlerinden üçü, mürşitlerinin vasiyeti üzerine, onun ölümünden sonra Konya’ya gelirler. Günlerce süren meşakkatli bir yolculuktan sonra geldikleri Konya’da bunları dervişe benzeyen birisi karşılar. Kale kapısından itibaren bunlarla İlgilenir. Horasan erleri yüzü bir peçe ile örtülü olan bu zatı takip ederler. Derviş bunlara der ki;

Ben de günlerden beri sizleri bekliyordum, hoş geldiniz.

Bunlar bir yandan konuşurlar, bir yandan da yürürler. Konuşma sırasında derviş bu üç misafire fazEasiyle ilgi gösterir, onlara yardımda bulunur. Kendisinin Mevlânâ Dergâhı dervişlerinden olduğunu söyledikten sonra der ki:

Sizler1 de benim dergâhımın dervişlerisiniz, sizlerin nasibi de oradadır.

Daha sonra yüzündeki peçeyi çıkararır. Gelenler bakarlar ki kendilerini karşılayan derviş, defnedip yola çıktıkları mürşitleri. Şaşırırlar, hemen yere kapanırlar. Başlarını kaldırdıkları zaman mürşitlerinin karşılarında olmadığını görürler.

Daha sonra, bugün kendi adları ile, Üçler Mezarlığı diye anılan yerin karşısına bir zaviye kurarlar. Öldükleri zaman da oraya gömülmelerini vasiyet ederler.

İşte, bugün Konya’nın ortasında, geniş bir yer kaplayan mezarlığın adı bu üç Horasanlı dervişten gelmektedir.

Mehmet Önder’in tesbitlerine göre adları Mahmud, Mehmed ve Ahmed olan Du üç dervişin biri diğerinin oğlu imiş. Mevlânâ’dan tahminen iki yüz yıl sonra, Fatih Sultan Mehmet devrinde vefat etmişler.

Kaynak: Saim Sakaoğlu / 101 Anadolu Efsanesi