Türkler de Ölünün Arkasından Yemek Verme Adeti

Türkler de ölen birinin ardından yemek verme, aş dağıtma geleneğinin kökeni ve tarihçesi hakkında bilgi.

Ölü aşı’na hayır, hak veya eski Türklerde yog da denir. Yog kelimesi, hem as, hem de matem anlamındadır. İlk defa Orhun Yazıtlarında görülen bu kelime Divanü Lûgat-it-Türk’te, matem, yas, cenaze kaldırıldıktan hemen sonra veya üç günle yedi gün arasında verilen yemek olarak açıklanır. Bu yemeğe basan, yoğbasan, yogaşı da denilir (Kudatgu Bilig).

Ölü aşıyla ilgili en ilkel törenler Tayga ormanlarında yaşayan şaman boylarında görülür. Bu törenlerde, ölülerden gelecek zararlardan korunmak amacıyle ölüye kurbanlar sunuluyor, içkiler ikram ediliyordu. Zamanla bu töre şekil değiştiriyor. Beltirlerde, ölü aşı artık sadece ölülere değil yaşayanlara da ikram ediliyor. Cenaze töreninin üçüncü günü çadırın güney tarafına büyük bir sofra hazırlanıyor; bu sofradaki yemek ve içkilerin yarısı yakılarak’. ölünün ruhuna sunuluyor, yarısını törene katılanlar yiyor. Yedinci gün buna benzer tören mezarlıkta yapılıyor. Yirminci gün evde, kırkıncı gün yine mezarlıkta ölü aşı töreni tekrarlanıyor. En büyük tören ise ölüm yıl dönümünde yapılıyor. Bu törende ölenin karısı (veya kocası), mezarlıkta hazırlanan içki ve yiyeceklerin bir kısmını misafirlere, bir kısmını ölenin ruhuna İkram ettikten sonra, mezarın etrafında üç defa döner ve ben seni bırakıyorum diye seslenir. Dul kalan kadın (veya erkek) böylece evlenmeye hak kazanır. Din ve töre ayrılıklarına rağmen bu tören küçük farklarla bütün Türk boylarında vardır.

Orhun Yazıtları, Göktürklerde ölü aşı yogası törenine, eğer ölen bir hakan veya büyük bir kahraman ise bütün halkın katıldığını bildiriyor. Kuzeyde Kıtaylar, Tatabiler; güneyde Tibetliler; batıda Sogdlılar, Farslar, Buharalılar, Türgişler; doğuda Çinliler bu ölü aşı törenlerini yapıyorlardı.

Bazen ölü aşı verilen yere anıtlar dikilirdi. Bu adet aş törenleri daha gelişmiş Kazaklarda da vardı. Kırgızlara ait aş törenleri ise Manas destanında anlatılmıştır. Oğuzlar bu adeti Anadolu’ya da getirdiler. Oğuz kahramanları ölüden ak-boz atımı boğazlayıp aşımı veriniz diye vasiyet ederlerdi.

İslamda, ölü aşı eski törelerden çok az iz taşımakla beraber yine de vardır. Cenaze akşamı devir hatimi bittikten sonra ölü evindekilere ve komşulara irmik helvası dağıtılır. Kırkıncı gün lokma dökülür; bu da konu komşuya ve ölenin yakınlarına gönderilir. Bir de elli ikinci gün helva veya lokma pişirilir. Mevlud okunur ve şeker dağıtılır. Aleviler, martın 23. günü (nevruz) ölülerinin ruhuna mezarlıklarda ziyafet verirler, içki içerler. Sofradaki yemek ve içkilerin bir kısmı da ölenin ruh selameti için dağıtılır. Buna hak üleştirme denir. Bayram, Kandil, Ramazan gibi kutsal günlerde ölülerin ruhuna Kur’an okumada, bu eski adetlerin yerine, onlara manevi ikramda bulunma anlamı da vardır.

Meydan Larousse / Cilt 2 Sayfa 213