Türk Toplumunda Aile Yapısı Nasıldır?

Türk Toplumunda Aile Yapısı Nasıldır?

- in Kültür

Türk Toplumun Aile Yapısı Hakkında Bilgi

Tarih içinde Türk ailesi, çok büyük değişiklikler göstermemiştir. Esasta ata erkil bir yapıdadır. Yalnız bu yapı Yahudilerde, Roma’da olduğu gibi aile reisine geniş yetkiler veren, eş ve çocukları adeta bir mülkiyet ilişkisi ile babaya bağlayan bir aile şekli değildir.

Başlangıçta bozkır hayat ve savaş şartlarına göre şekillenen Türk ailesi, sosyolojik tasnifteki “geniş aile” tipinde görünüyorsa da diğer kültürlerin geniş aile örneklerinden farklıdır. Bu bakımdan araştırmacılar bu konuda kesin bir hüküm vermekten kaçınmaktadırlar. Esasen tarihi gelişim içerisinde Türk ailesinin geniş ve sosyolojik izahı tam olarak yapılmamıştır. fakat Türkçe’de “evlenme” veya “evlendirme” tabirierinin, evlenen erkek veya kızın baba ocağından ayrılarak ayrı bir ev (aile) meydana getirmek anlamına geldiğini; Türk ailesinde evlenen oğulların hisselerini alıp yeni aile kurmak üzere ayrıldığını, baba evinin ise en küçük oğula kaldığını söylemek mümkündür.

Eski Türk toplumunda kadın hürdür, ata binip ok atar, güreş tutar, savaşlara katılır, namus ve iffetine düşkündür, savaşlarda düşman eline geçmesi büyük bir zillet sayılırdı. Eski Türk toplumunda ailelerden akrabalık esasına bağlı olarak boylar meydana geliyor ve bu boylar aile adları ile anılıyordu. Müslüman olduktan sonra aile yapısında esaslı bir değişiklik olmamıştır. Nitekim İslam anlayışında ne tam geniş aile ne de tam çekirdek aile vardır.

Tarihimiz iyice incelenirse Türk ailesinin dirlik ve düzenlik içinde olduğu devrelerde devlet de dirlik ve düzenlik içindedir. Bu bakımdan Türk töresinde aile, ülke, devlet ve millet kavramları iç içe bir manzara gösterir.

Aile demek, bir noktada düzen demektir. Aile fert ile toplum arasındaki ilk temel köprüdür. Toplumun temeli olan ailede, fertleri birbirine bağlayan unsurlar, fikirde birlik, şefkat, sevgi, saygı, dürüstlük, sabır, feragat, kanaat ve bütün bunları besleyen iman anlayışıdır. Böyle bir aile, topluma sağlam karakterli fertler veriyordu. Öte yandan toplumun her kesimi, ailenin verdiklerini tamamlayıcı nitelikte idi. Sokakla ev ve okul arasında bir terbiye farkı yoktu. Dolayısıyla ailenin güçlü olması için ortam hazırdı. Aile, mahalle, eğitim, din tam bir bütünlük içerisinde idi. Fakat zamanla toplumda görülen çözülme, ister istemez aileye de aksetti. Bu çözülüş XVII. ve XIX. asır boyunca gittikçe artarak devam etti. Bu dağılmada, bu yıllarda milletimizin geçirdiği sosyal sıkıntıların ve özellikle savaşların büyük tesiri olmuştur. Cumhuriyete geldiğimizde artık eski aile tipleri erimeye başlamıştır. Şehirleşme ve sanayileşme Türk aile yapısında çekirdek aileye doğru gidişi hızlandırmıştır.