Türk Halk Müziği Çalgıları Nelerdir, İsimleri, Özellikleri

- in Kültür

Türk Halk Müziği (Türk Sanat Müziği) Çalgıları, (Müzik Aletleri) Nelerdir? Türk Halk Çalgılarının isimleri ve özellikleri kısaca.

Türkler tarih boyunca yayıldıkları alan içinde, birbirinden değişik biçim ve adlarda birçok çalgı kullanmışlardır. Bunların büyük bir bölümü bugün hâlâ kullanılmaktadır. Burada, bunların hem adları, hem özellikleri verilmektedir.

Türk halk çalgıları dört ana kümeye ayrılır:

1. Telli Çalgılar

a. Telli tezeneli çalgılar: Bu kümeye giren çalgılar ad ve yapı bakımından oldukça çeşitlidirler. Tarih boyunca çeşitli coğrafik alanlarda kopuz, bağlama, ırızva, çöğür, bozuk, iki telli, üç telli, oniki telli, saz, meydan sazı, divan sazı, tanbura, cura adlarıyla anılırlar. Bu çalgıların hepsi de bir tekne ve bir koldan oluşmaktadır. Kol üzerinde perde bağları vardır. Perde bağlarının sayısı bir oktav içinde 17’dir. Bu sistem en eski ve en yaygın Türk ses sistemidir. Bugün bu çalgılar içinde en çok kullanılanlar yaygın adlarıyla şunlardır: divan, tanbura, cura ve bağlama. Bunların oluşturduğu kümeye bağlama ailesi adı verilir. Bağlama ailesi sazlar, tekne ve tel uzunluklarına göre birbirinden ayrılır.

Divan: Bağlama ailesi çalgılarının en büyüğüdür. Teknesi (gövdesi) 47-50 cm, sapı 63-66 cm ve toplam boyu 135-140 cm’dir. Üzerinde altta 2, ortada 2, üstte 2 olmak üzere altı tel vardır. Eskiden 10 ve12 telli divanlar da vardı.

Tambura: Bağlama ailesinin en yaygın çalgısıdır. Teknesi 38-40 cm, sapı 50-52 cm ve toplam boyu 110-115 cm’dir. Üzerinde altta 3, ortada 2 (bazen de 3) ve üstte 3 olmak üzere 8 tel vardır.

Cura: Bu ailenin en küçük çalgısı ve ince ses verenidir. Divan curası, bağlama curası ve tambura curası gibi adlarla anılan türleri vardır. En yaygın olanının boyu 70-75 cm olup, üzerinde altta 2, ortada 2 ve üstte 2 olmak üzere 6 tel vardır.

Bağlama: Tambura ölçülerine yakın büyüklükte bir çalgıdır. Bağlama düzeni denilen düzene göre akortlanıp çalınmasıyla tamburadan ayrılır. Yakın zamana kadar tambura da olduğu gibi, sapında yer alan her telin bir oktav ve bir tam dörtlü ses genişliği vardır. Son zamanlarda çalgının sapı bu üzerinde bulunan bu ses genişliğini Azerbaycan âşıklarının kullandıkları sazlarda olduğu gibi, bir oktava indirilecek şekilde kısaltılmıştır.

Tar: Kısmen Kuzey Doğu Anadolu ile Azerbaycan’da çalınan tezeneli çalgılardandır. İki çanaklı ve göğsü sığır yüreği zarı ile kaplı bir tekne ile bir saptan oluşur. Sapın sonunda aşıklık bulunur. Tüm uzunluğu 80-95 cm’dir.

b. Telli Yaylı Çalgılar: Bu kümeye giren çalgılar, ad ve yapı bakımından olduk¬ça çeşitlidirler. Farklı coğrafik alanlarda kemençe, kemane (kabak, kabak kemane, kamança, ıklığ, rebap, hegit, kıyak, gıcak) gibi adlarla anılırlar.

Kemençe: Doğu Karadeniz yöresinde yaygın bir yaylı halk çalgısıdır. Karadeniz ile bağlantısı olan (Şebinkarahisar, Zara, Bayburt gibi) yörelerde de çalındığı bilinir. Üç tellidir.

Kemane: Göğsü derili bir gövde ve bir saptan oluşan bir çalgıdır. Bu çalgının Türkler tarafından çok eskiden beri ıklığ adıyla kullanıldığı ve Selçuklu Türkleri’nce Anadolu’ya getirildiği bilinmektedir. Kemane’nin Azerbaycan Türkleri’nce daha da geliştirilmiş biçimine kamança denilmektedir. Hazar ötesi Türkleri bu biçimdeki çalgıya kıyak, gıcak ve gıjjek gibi adlar vermektedirler. Kemane’nin 3 veya 4 tek teli vardır. Yaylı kopuz da bu grup içinde yer alır.

2- Üflemeli Çalgılar: Ad ve yapı bakımından oldukça çeşitleri bulunan bu çalgı¬lara zurna, mey, kaval, düdük, çığırtma, sipsi, çifte (çifte sipsi, çifte düdük, çifte kaval, çatal kamış) ve tulum (tulum zurna) denir.

Zurna: En eski üflemeli halk çalgısıdır. Zurnanın ses genişliği bir oktav olmasına karşılık, usta sanatçılar bu genişliği daha da artırabilirler.

Kaval: Kavalın dilli ve dilsiz olmak üzere iki çeşidi vardır. İki oktav ve bir büyük üçlü ses genişliğine sahiptir.

Mey: Hazar ötesi Türkmenleri’nce ve Azerbaycan’da balaban veya balaman adı verilen bu çalgı daha çok Doğu Anadolu Bölgesinde kullanılan bir halk çalgısıdır. Ana mey, orta mey ve cura mey olmak üzere üç boyu vardır. Mey, bir oktav ve büyük ikili ses genişliğine sahiptir.

Düdük: Anadolu’da bilinen ve çalınan en yaygın çalgıdır. Azerbaycan’da bu çalgıya tütek denilmekedir. Perde sistemi mey gibidir. Önde 7, arkada 1 perde deliği vardır. Bir oktav ve bir tam beşli ses genişliğine sahiptir.

Çığırtma: Aslında bir çeşit dilsiz düdüktür. Kamıştan ya da erik, ceviz, meşe ve şimşir gibi sert ağaçlardan yapılan 25-30 cm boyunda düz bir borudur. Eskiden kartalın kanat kemiğinden yapılırdı. Perde sistemi ve delik sayısı düdükteki gibi olup yalnızca dili yoktur.

Sipsi: 17-18 cm boyunda kesilmiş su kamışı parçası ile buna takılan 3-5 cm uzunluğundaki cukcuk veya sipsi denilen parçadan oluşan bir halk çalgısıdır. Adını ağzına takılan parçadan almaktadır. Önde 5, arkada 1 perde deliği vardır.

Çifte: Çifte sipsi, çatal kamış, çifte kaval ve çifte düdük adları da verilen bu çalgı aslında yanyana birleştirilmiş iki sipsiden başka birşey değildir. Bu durumda birlikte çalınan iki sipsi sesi duyulur. Bir ağaç parçasından yanyana oyularak yapılmış iki dilli düdüklere çifte düdük denilmektedir.

Tulum: Doğu ve Kuzey Doğu Anadolu Bölgelerinde çalınan tulum, delinmeden ve bozulmadan çıkarılmış bir koç tulumu ile, bunun kol bölümlerine takılmış nav ve ağızlıktan oluşmaktadır. Navın biçimi biraz ayrı olmakla birlikte, yapı olarak çifte sipsi ile aynıdır. Sesi gürdür. Hakimiyeti zordur. Bazı tulumcular parmak boğumlarını ustaca kullanarak kesik kesik de olsa, basit iki sesli ezgiler yaratabilmektedirler.

3. Vurmalı Çalgılar: Bu çalgılar, yörelere göre aşağıdaki şekilde adlandırılırlar: Davul, tef (zilli ve zilsiz tefler, kaval, kabal), nağara (koltuk davulu), koşa nağara, dümbelek (dümbek, deblek, küp, darbuka), zil, zilli maşa ve kaşık (çarpara, şakşak).

Davul: Türklerin, çok eskiden beri kullandıkları baş çalgıdır. Davullar çeşitli büyüklükte olabilirler. Büyüğüne kaba davul, küçüğüne cura davul veya davulbaz denir. Güney Doğu Anadolu’da ve Türkistan sahasında büyük davula nağara denilmektedir. Davul, tokmak ve çıbık ile çalınır. Tokmağa, çomak, çöven, çögen veya metçik denir. Çıbığa, zipzipi de denir. Çıbığın ezginin hafif zamanlarında kıvrak ve seri hareketlerle vurulmasına çırpma, uzun havaya eşlik ederken titretimlerle vurulmasına dem tutma denir.

Tef: Tefi tutan elin parmaklarıyla yapılan vuruşlar, ezginin hafif zamanını belirler. Bu vuruşlara da çırpma denir. Öteki el kuvvetli zamanlarda tefin ortasına, hafif zamanlarda tefin kenarına vurulur. Kasnağı üzerinde ziller bulunan tef çeşidine zilli tef denir. Doğu Anadolu’da 10 zamanlı karma usül ile çeşitli usüllerin üçerli şekillerinde tef özel bir biçimde çalınır ki buna sallama denir. Oldukça ustalık isteyen bu çalış biçimi, çalınan ezgiye başka bir güzellik katar. Zilsiz tefin büyüklerine Anadolu’da daire, Azerbaycan’da kaval veya kabal denmektedir. Bunlarda kasnak içi çeperince bir sıra zincir bulunur.

Nağara: Çapı 35-40 cm olan bir çeşit küçük davuldur. Koltuk altına ya da zaman zaman iki diz arasına yerleştirilerek çalınır. Nağarada oldukça zengin ritm ve tınılar elde edilebilir. El ile nağara yüzünün ortasına vurmaya orta vuruş, kenarına vurmaya yan vuruş, parmak çırparak kenara yapılan vuruşlara çırtma, elin bütünüyle yapılan vuruşlara şapalag, iki elle peşpeşe yapılan seri vuruşlara tremolo denmektedir.

Koşa Nağara: Ağızları deri kaplı, birbirlerine bağlı farklı iki büyüklükte iki çömlekten oluşan bir çalgıdır. Gövde kilden olabileceği gibi ceviz ya da dut ağacından da olabilir. Gövdenin yüksekliği yaklaşık 30 cm’dir. Küçük gövdenin çapı 11-14 cm, büyüğün ise 24-28 cm’dir. Gövdenin yüzüne keçi derisi gerilir. Koşa nağara 35 cm uzunluğunda çubuklarla çalınır. Gövdeler farklı çaplar da oldukları için küçük olandan daha tiz ve yüksek ses çıkar.

Deblek: Kilden yapılma özel biçimli bir gövdeyle bunun geniş ağzına gerilmiş deriden oluşan bir vurmalı çalgıdır. Geniş ağzına döş, ağızdan sonraki geniş bölüme karın, boğaz kısmına da gırtlak adı verilir. Debleke bazı yörelerde dümbelek, düm-bek veya darbuka denir. Deblek diz üstünde tutularak çalınır. Anadolu kadınlarının tef gibi yaygın çalgılarındandır.

Zil: Pirinçten ya da bakırdan dökme, iri düğme büyüklüğünde, ortasındaki delikten geçirilen ip ya da lastikle parmaklara takılarak çalınan bir vurmalı çalgıdır. Daha çok oyuncular kullanırlar.

Zilli Maşa: İki ya da üç kollu maşaya benzeyen vurmalı bir halk çalgısıdır. Kolların ucunda karşılıklı pirinç ziller bulunur. Zilli maşa bir elle tutulup, öteki elin baş parmağı ile diğer parmakları arasında vurularak çalınır. Zilli maşanın kara demirden sap kısmı arap’ın kar boynuna, iki sarı zil ise göze benzetildiğinden, Çankırı Âhi sohbetlerinde zilli maşaya arap da denilmektedir.

Kaşık: Şimşir ağacından yapılmış yemek kaşığı biçimindeki vurmalı halk çalgısıdır. Bunu daha çok oyuncular kullanır. Karşılıklı olarak her iki elin avuçları arasına yerleştirilerek çalınabileceği gibi, bir elde tutulup öteki ele ve dize vurularak da çalınabilir. Yine şimşir ağacından yapılmış dört parçadan oluşan “şakşak” veya “çarpara” adı verilen çalgı da aynı türdendir. Bu da elde tutulup dize ya da öteki elin avucu içine vurularak çalınır.