Tanzimat Fermanı Hakkında Özet Bilgi

Nisan 11, 2013 6 Comments »

Ders Notlari Tanzimat Fermanı Hakkında Özet BilgiTanzimat Fermanı (1839)

3 Kasım 1839′da okunan Tanzimat Fermanı, II. Mahmut döneminde planlanmasına rağmen, II. Mahmut’un ölümünün ardından oğlu Abdülmecit döneminde okunmuştur. Bu Fermana Tanzimat-ı Hayriye veya (Gülhane Parkı’nda okunması nedeniyle) Gülhane Hatt-ı Hümayunu da denir. Tanzimat Ferman’ın amacı, Osmanlı uyruğunda bulunan bütün vatandaşlara eşit haklar vererek Avrupa Devletleri’nin Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmasını önlemek, Azınlıklar ve Avrupa üzerinde olumlu bir etki yaparak Avrupalı Devletlerin desteğini sağlamak ve imparatorluğu yeniden toparlamaktı.

Tanzimat Fermanı Türklerin ilk haklar beyannamesidir.

Padişah bu Ferman ile pek çok konuda reform yapacağını vaat etmiştir.

Fermanda yer alan başlıca konular şunlardır:

Tüm vatandaşların can, mal ve namus güvenliği sağlanacak. Mahkemeler açık olarak yapılacak ve hiç kimse yargılanmadan idam edilmeyecek.

Vergiler herkesin gelirine göre düzenli bir şekilde toplanacak.

Erkekler dört yıl mecburi askerlik yapacak (Hıristiyanlara da askerlik yapma zorunluluğu getirilmiştir).

Rüşvet ortadan kaldırılacak.

Herkes mal ve mülküne sahip olacak, miras bırakabilecektir (özel mülkiyet güvence altına alındı, müsadere kaldırıldı, mülkiyet hakkı devlet garantisine alındı.).

Sultan Abdülmecit, bu esaslara uyacağına söz vermiştir. Kanun gücünün üstünlüğü benimsenmiş ve böylece Osmanlı hukuk düzeni ile Avrupa hukuk kuralları arasındaki uyum artmaya başlamıştır.

Bu ferman sayesinde padişahların yetkileri meclislere ya da kişilere devredilmiştir. Buradaki amaç, iktidarı saraydan alıp bürokrasiye vermek ve devlet yönetiminde merkezileşmeyi sağlamaktır. Fermanda verilen bütün sözlerin tamamen yerine getirilememesine rağmen bu çabalar, çağdaşlaşmaya ve cumhuriyet fikrine önayak olmuştur.

? Tanzimat Fermanı ile tüm Osmanlı vatandaşları arasında eşitliğin sağlanması istenmiş, bu durum Osmanlıcılık fikrine esas olmuştur.

? Tanzimat Fermanı ile Osmanlı Devleti’nde hukukun üstünlüğü tanınmıştır.

? Tanzimat Fermanı anayasal bir belgedir ve ferman niteliğindedir. Anayasal sisteme geçişin ikinci adımıdır.

Benzer Yazılar

6 Comments

  1. mehmet 08 Aralık 2013 at 15:21 - Reply

    eh işte idare eder

  2. suayip öztekin 09 Aralık 2013 at 17:01 - Reply

    suna osmanlinin sonunu hazirlayan ferman deyinsene

  3. izölll 27 Şubat 2014 at 17:55 - Reply

    çok güzel buldum.tşk.elineze sağlık sosyalciden 100/5′i kaptım.ellerinizden öperim.tekrardan TEŞEKKÜRLER

  4. izölll 27 Şubat 2014 at 17:56 - Reply

    çok beğendim.elinize sağlık.

  5. AYSEL 15 Nisan 2014 at 09:16 - Reply

    çok kısa ama idare eder

  6. MERTCAN 12 Mayıs 2014 at 17:26 - Reply

    Tanzimat Fermanı
    TANZİMAT FERMANI (3 Kasım 1839)

    Padişah: Abdülmecid
    Sadrazam: Mustafa Reşid Paşa

    Tanzimat Fermanının İlan Sebepleri:

    1)-Avrupalı Devletlerin iç işlerimize karışmasına engel olmak.
    2)-Mısır ve Boğazlar konusunda Avrupalı Devletlerin desteğini kazanmak.
    3)-Devleti ve toplumu demokratik bir yapıya kavuşturma isteği

    Bu nedenlerden dolayı 3 Kasım 1839 da Tanzimat Fermanı (Gülhane Hattı Hümayunu) ilan edildi.

    NOT: Tanzimat Fermanının ilanıyla Osmanlı tarihinde yeni bir dönem açılmış(Tanzimat Devri) ve bu devir
    1876′ya kadar devam etmiştir.

    Tanzimat Fermanında yer alan konular:

    1)-Azınlıkların, can, mal ve namus güvenliği sağlanacak.
    2)-Vergi sistemi yeniden düzenlenerek, herkesten gelirine göre vergi alınacak.
    3)-Askerlik OCAK görevinden, VATAN görevi haline getirilecek. Azınlıklarda askere alınacak.
    4)-Kanunların her gücün üstünde olduğu kabul edilecek.

    Tanzimat Fermanının Özellikleri:

    1)-En önemli özelliği padişahın yetkilerini sınırlandırması ve kanunların her gücün üstünde
    olduğunun ifade edilmesidir.
    2)-Tanzimat Fermanı ANAYASACILIĞA ve DEMOKRASİYE(hukuk devletine, yani hukukun üstünlüğü esasına
    dayanan devlet anlayışına)geçişin (BATILILAŞMANIN) ilk aşamasıdır.
    3)-Bu fermanın hazırlanmasında halkın bir rolü ve baskısı yoktur. Padişah Abdülmecit, Mustafa Reşid
    Paşanın telkiniyle Mısır meselesinde Avrupa devletlerinin desteğini kazanmak için bu fermanı
    ilan etmiştir.

    TANZİMAT FERMANI?NIN TAM METNİ
    3 Kasım 1839′da Sultan Abdülmecid’in sadrazamı Mustafa Reşid tarafından Gülhane Parkı’nda yabancı devletlerin elçileri ve büyük bir halk topluluğunun huzurunda okunan, kişilerle devlet arasındaki ilişkilere hukuki yönden yenilikler getiren, şeriata dayanan eski yasaları tamamen değiştirmeyi öngören, Tanzimat-ı Hayriye adı verilen ıslahat hareketinin siyasal ve hukuki yönden teminat altına alan belge.

    Yeniçeri Ocağı’nın bozulmaya başlaması nedeniyle Sultan II. Mahmud döneminde başlayan yenilik hareketleri ve Sultan Abdülmecid’in tahta çıkar çıkmaz ıslahat hareketine devam etmek amacında olduğunu göstermesi Osmanlı Devlet yapısındaki değişmin başlangıcıydı. Sadrazam Mustafa Reşid Paşa, Gülhane Hatt-ı Hümayununu Padişah adına kaleme almış; devlet ve birey arasındaki ilişkilerde devletin modernleştirilmesi amacına dayanan temel ilkeler kabul ve ilan edilmiştir. Tanzimat Fermanı’nın tam metni şöyledir ;

    Herkesin bildiği gibi, devletimizde, kuruluşundan beri Kuran’ın yüce hükümlerine ve şeriat yasalarına tam uyulduğundan, ülkemizin gücü ve bütün tab’asının refah ve mutluluğu en yüksek noktaya çıkmıştı. Ancak, yüz elli yıl var ki, birbirlerini izleyen karışıklıklar ve çeşitli nedenlerle şeriata ve yüce yasalara uyulmadığından evvelki kuvvet ve refah, tam tersine zayıflık ve fakirliğe dönüştü. Oysa, şeriat yasaları iel yönetilmeyen bir ülkenin varlığını sürdürebilmesinin imkansızlığı açık seçik ortadadır.

    Tahta geçtiğimiz mutlu günden bu yana bütün çabalarımız, hep ülkenin kalkınması, ahalimiz ve fakirlemizin refahı amacına yönelik oldu. Eğer, yüce devletimize dahil ülkelerin coğrafi konumu, verimli toprakları ve halkının yetenekleri gözönünde tutularak gerekli girişimler yapılırsa, yüce Tanrı’nın yardımı ile, beş-on yılda kalkınabileceğimiz söz götürmez.

    Ulu Tanrı’nın yardımına ve Peygamberimiz hazretlerinin ruhaniyetine sığınarak, yüce devletimizin ve ülkemizin iyi bir biçimde yönetilmesi için bundan böyle bazı yeni yasalar çıkarılması gerekli görüldü.

    Söz konusu yasaların başında can güvenliği; ırk, namus ve malın korunması; vergi toplanması; halkın askere alınıp silah altında tutulma süresi gibi hususlar gelmektedir. Şöyle ki; Dünyada can, ırz ve namustan daha kıymetli birşey yoktur. Bir insan bunları tehlikede görünce, yaradılıştan kötü olmasa bile, canını ve namusunu korumak için olmadık çarelere başvurur. Bunun devlet ve memlekete zarar vereceği açıktır. Buna karşılık, can ve namustan emin olan bir kimse sadakat ve doğruluktan ayrılmaz, işi ve gücü ile devletine ve milletine yararlı olur.

    Mal güvenliğinin olmadığı yerde ise kimse devlet ve ulusuna ısınamaz, ülkesinin yükselmesi ile ilgilenmez, hep korku ve üzüntü içinde yaşar. Buna karşılık, malından, mülkünden emin olmadığı zaman hep kendi işi ve işinin genişletilmesi ile uğraşır. Devlet ve millet gayreti, vatan sevgisi kendisinde her gün artar.

    Vergi konusuna gelince: Bir devlet, ülkesini korumak için askere ve gerekli öbür masraflara muhtaçtır. Bu, para ile olur. Para, tab’adan toplanacak vergiler ile oluştuğundan bunun en iyi şekilde toplanması gerekir.

    Evvelce gelir sanılmış olan “yed’i vahit” belasından ülkemiz hamdolsun, kurtulmuşsa da yıkıcı bir yöntem olup hiçbir zaman yararlı sonuç doğurmamış olan iltizam usülü hala sürüyor. Bu, ülkenin siyasi işlerini ve mali konularını bir adamın keyfine, hatta cebir ve zulmüne teslim etmek demektir. Bu adam iyi bir insan değilse hep kendi çıkarına bakar, bütün davranışlarında kötülüğe, zulme yönelir. Bu nedenle, ülkemiz insanlarının her biri için, malına ve gelirine göre bir verginin saptanması ve kimseden bundan fazla birşey alınmaması gerekir. Yüce devletimizin karada ve denizdeki askeri masrafları ile öbür masrafları yasalarla belirlenip sınırlandırılmalı ve uygulama ona göre yapılmalıdır.

    Askerlik de, yukarıda belirtildiği gibi, önemli konulardan biridir. Ülkenin korunması için asker vermek halkın başlıca borcudur. Fakat, bir memleketin mevcut nüfusuna bakılmaksızın, şimdiye kadar yapıldığı gibi, kiminden tahammülünden çok, kiminden az asker alınması hem düzesizliğe; hem tarım, ticaret ve bayındırlık işerinin kötü gitmesine; hem ömür boyu askerlik bıkkınlığa; hem de nüfusun azalmasına yol açar. Bu nedenle, her memlektten alınacak asker miktarı için uygun yöntem konulmalı ve dört veya beş yıl hizmet için sıra ussulü getirilmelidir. Bunlar yapılmadıkça devletin kuvvetlenip gelişmesi, huzur ve asayişin sağlanması mümkün olmaz. Bütün bunların dayanağı yukarıda açıklanan hususlardır.

    Bu nedenle, bundan böyle suç işleyenlerin durumları şeriat yasaları gereğince açıkca incelenip bir karara bağlanmadıkça kimse hakkında, açık veya gizli, idam ve zehirleme işlemi uygulanmayacaktır. Hiç kimse, başkasının ırz ve namusuna saldırmayacaktır. Herkes malına, mülküne tam sahip olacak, bunları dilediği gibi kullanacak, bunu yaparken de devlet büyüklerinin müdahalesine uğramayacaktır. Birinin suçluluğunun saptanması halinde mirasçıların o işle ilgileri bulunmayacağından suçlunun malları elinden alınıp varisleri miras hakkından yoksun bırakılmayacaklardır.

    Yüce devletimizin tab’ası Müslümanlarla öbür uluslar bu haklardan tam yararlanacaklardır.
    Can, ırz, namus ve mal konularında, ülkemizin tüm halkına şeriat yasaları gereğince garanti verilmiştir. Öbür konularda da oybirliği ile karar verilmesi için, Meclisi Ahkam-ı Adliye üyeleri gerektikçe artırılacaktır. Yüce devletimizin bakanları ile ileri gelenleri belirli günlerde orada toplanarak, görüşlerini çekinmeden açıkça söyleyeceklerdir. Can, mal güvenliğine ve vergilerin belirlenmesine ait yasalar böyle hazırlanacaktır.

    Askerlikle ilgili konular Bab-ı Seraskeri Dar-ı Şurası’nda görüşülüp karara bağlandıktan sonra sonsuza dek uygulanmaları için tasdik edilmek üzere tarafıma gönderilecektir. Söz konusu yasalar sırf din, devlet, ülke ve ulusu kalkındırmak amacı ile çıkarılacaklardından bunlara tam uyacağımıza yemin ederiz. Bu konuda, Hırka-i Şerife odasında, tüm din adamları ile bakanların hazır bulunacakları bir sırada yemin edecektir.

    Din adamı ve vezirlerden yasalara aykırı hareket edenlerin, kanıtlanacak suçlarına göre, rütbelerine ve hatır ve gönüle bakılmaksızın cezalandırılmaları için özel ceza yasası çıkarılacaktır.

    Memurlara yeterli maaş bağlanmış olup, henüz bağlanmış olanlarınkiler de belirlenecektir. Bu yolla da, şeriata aykırı olan ve ülkenin gerilemesinde başrolü oynayan rüşvet belası güçlü bir yasa ile ortadan kaldırılmış olacaktır.

    Bütün bu sayılan hususlar eski hükümlerin tümden değiştirilmesi demek olacağından işbu fermanımız İstanbul halkına ve ülkemiz halkına duyurulacaktır. Bundan başka, dost devletlerin de bu yönetimin sonsuza dek uygulanmasına tanık olmaları için fermanımız, İstanbul’daki tüm büyükelçilere resmen bildirilecektir.

    Tanrı hepimizi başarılı kılsın; yasalara uymayanlar Tanrı’nın lanetine uğrasın ve ömürleri boyunca rahat yüzü görmesin.

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin