Sadrettin Konevi Kimdir, Eserleri ve Hayatı

Ekim 10, 2011 Yorum yok. »

Sadrettin Konevi bir Türk düşünürüdür. Konya’da tanınmış ve kendisine Konevi lâkabı verilmiştir. H. 606 /M. 1210 da doğmuş, H.673 /M. 1274 de ölmüştür. Kendi hayatı hakkında an-Nafahat al- İlahiye ve Şerh Hadis al Erbâin adlı yapıtlarında bilgi vermiştir. Tanınmış İslam Filozofu Muhyiddin b. al-Arabrnin Konevrnin yetişmesinde etkili olduğu söylenir. Moğol istilâsmdan Konevi de etkilenmiştir. Özellikle Moğollarm hilafet merkezi olan Ba ğdadı alması Koneviyi üzmüştür. Mısır ve Arabistan’da bir süre dolaşan Konevi yaşamını tasavvufi çalışmalarla geçirmiştir. Başlıca yapıtları şunlardır: Miftah al-Gayb, Tefsir al-Fatiha (Icaz al-Beyan), an-Nefahat al- İlahiyye, Şerh Hadisal-Erbain, Tabsiret al-Mubtedi ve Tezkiret al-Muntehi, Şerh al-Esmail-Hüsna, Mukatabat (Nasireddin Tusi ile Mektuplaşmalar), Risale fi Hakk al-Mehdi, Mevarid Zev’il-Ihtisas ila Makas ıdi’l-İhlas.

Konevinin felsefesi tasavvufi bir karakter taşır. izlediği yöntem sezgi yoludur. Gönül temizliğinin, insanı gerçekleri ve Tanrısal gizleri öğrenmeğe götüreceğine inanır. Konevi, aklı temel ilke gören felsefecilerin ve kelâmcıların yöntemlerini beğenmemiştir. Ona göre akıl, olsa olsa Şeriat sorunlarını anlamağa yardım eder. Tanrı’nın varlığının en büyük kanıtı, olgun insanın bulunmasıdır. Tanrı’yı herkes aynı biçimde kavrayamaz. Her insan Onu kendi yetene ğine göre kavrar. Konevi, varlığı türlü mertebelere ayırmıştır. Ceberut alemi, soyut anlamlar âlemidir. Meleldıt alemi idealar âlemidir. Ancak daha başka âlemlerden de söz eder. Konevi, bu düşüncelerini tutarsız bir biçimde açıklamıştır.

Ona göre, İdealar alemi ruhlar alemi ile cisimler alemi aras ındadır. Varlık mertebesini tanıma ve duyma alemi de vard ır. Buna mülk veya halk alemi de denebilir.Koneviye göre, evren birlik halinde büyük bir olgudur, yani varlıktır. İnsan da birlik halinde küçük bir olgudur. Yani kendi başına var olan küçük bir evrendir. İnsan, güzellik ve güç sıfatıyle yansıyan Tanrıyı seyredebilir. Tanrı insan değildir. Onun bir biçimi de yoktur. O evrenle kendini açığa çıkarmıştır. İnsan bu âlemde uyku halindedir.

Uyku da düşe benzer. O halde gerçek var olu şu insan ölümden sonra görecek ve kavrayacakt ır. Bu dünyada ilâhi coşkuya erişen kimse olgun insandır. Olgun insan, evrenin yaratılmasının amacıdır. İnsan evrenin gizlerine ulaşma yeteneğine sahiptir. İnsanlar üç bölümdür: Birinci bölüme girenler, şuhud denen bir iç güce sahiptir. Bu iç güçle her şeyi tanıyabilirler. Özellikle varlıktan yokluğa geçişi yakalayabilirler.

İkinci bölüme girenler, Tannsal varl ık aynasında her şeyin özünü bölüm bölüm algılarlar. Üçüncü bölüme girenler ise, olgun insanlardır.

Tanrı’nın özlerde görünüşüne tanık olanlar, bunlardır. En onur verici mertebe, olgun insanın yaşantısıdır. İnsan iyi, güzel ve olgun davranışlarla bu aşamaya ulaşır.

Konevi inanç sorunlarında Ebu Hanife’nin ve Matüridrnin görüşlerini devam ettirme ğe çalışmışsa da tasavvufi fikirlerde Eflâtun’un, Plotinos’un, Muhyiddin b. al-Arabinin etkisinde kalmıştır.

Benzer Yazılar

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin