Psikolojik Antropoliji

Nisan 14, 2011 Yorum yok. »

Kultur Kisilik Psikolojik AntropolijiPsikolojik Antropolojinin Konuşu, Özellikleri ve Gelişimi Hakkında Bilgiler

Günümüzde toplumsal bilimlerde uzmanlaşmanın giderek arttığı bir gerçektir. Peki niçin uzmanlaşma? Uzmanlaşma neye yarıyor? Bilindiği gibi uzmanlaşma, incelediği bilim daimin konusunu daraltarak daha derinlemesine araştırmalar yaparak daha gerçekçi, sağlıklı ve sağlam bilgi elde etmek ve sağlıklı genellemelere varmak için gereklidir. Çok genel ve makro yaklaşımların terk edildiği günümüzde daha mikro düzeyde ve alan araştırmalarıyla geçerli bilgi elde edileceği kanışı egemen olmuştur.

Uzmanlaşma, özellikle «davranış bilimlerinde» giderek artmaktadır. Sosyoloji, sosyo -kültürel antropoloji ve özellikle sosyal psikolojiden oluşan davranış bilimleri, günden güne kendi içlerindeki konulara göre uzmanlaşmaktadır.

Sosyo – kültürel antropoloji de tıpkı sosyoloji gibi kendi içinde uzmanlaşmış, örneğin, din antropolojisi, ekonomik antropoloji, dil antropolojisi gibi dallar ortaya çıkmıştır.

İşte «Psikolojik Antropoloji» de antropolojinin en yeni dallarından birisidir. Bu dalın bir başka adı da . «Kültür ve Kişilik İlişkilerim» dir . Bugün özellikle A.B.D. de her iki isim de kullanılmaktadır. Kültürlerin kendilerine özgü kişilik özelliklerim ve psikolojilerini inceler. Psikolojik antropoloji, hem kültürün kişilik oluşmasındaki etkisine, hem de kişilik özelliğinin kültüre etkisini ele almaktadır . Yani karşılıklı bir etkileşim söz konusudur.

Kültürün kişisel olmayan amaçlarının, bireylerin özel amaçlarına çevrilişi süreci olarak tanımlanabilen «Kültürleştirme» kavramı, bireyin kişiliğinin ve kültürel bütünün birbirine uygunlaştırılması için çalışır, İşte bu süreç, antropolojinin «Kültür ve Kişilik» olarak bilinen bir daimin konusunu oluşturur .

Kuram ve yöntemlerim, daha çok, psikoloji, kültürel antropoloji, sosyoloji ve psikiyatriden almıştır.

  • (1) Hunt, Robert : «introduction» in Personalities amt Cultures.
  • (2) Emiroğlu, Vedia : «Kültür – Kişilik İlişkisinde Antropolojik Yaklaşımlar» Antropoloji, Sayı 10.
  • (3) Kneller, George : Educational Anthropology, An Bitroduction, s. 51.

Kültür ve kişilik, psikoloji ve antropolojinin birleştiği bir alandır. Bu konu, bize şu hususları hatırlatır : Bireysel davranış, onun kültürel durum ve öğelerini göz önünde bulundurmadan anlaşılamaz. Kültür kurumlarım da onlara katılan bireyi gereken biçimde bilmeden anlayamayız. Kültür ve kişilik dalı, psikologun dikkatinin ya yalnız soyutlanmış bireyin veya birkaç seçilmiş kişinin üzerinde toplanmaya olan eğilimine karşı gelmesidir. Yine, kültür -kişilik, hem kişinin kendi kültürünü yansıtan bir küçük öğe olduğuna ve hem de davranışının birçok yönlerinin sadece bireysel yönden değil, aynı zamanda hem dışında ve hem de onun içinde kendisini etkileyen kültür yönünden de açıklanması gerektiğine değinir. Bundan başka, bir kültürü ancak bireylerin davranışında inceleyebileceğimizi göstererek başka antropoloji dallarının bireysel davranıştan soyutlanmış modeller üzerinde durmasına karşı gelir.

A. Amaç

Bu dalın genellikle iki amacından söz edilebilir

  • a) Psikolojiden çıkarılan hipotezlerin kültürler arası test edilmesi.
  • b) Toplumsal ve psikolojik kuramı bütünleştirerek insan davranışı hakkında daha anlamlı ve etkin kuramlar elde etmek.

Psikolojik antropolog, «Psikolojik değişkenler» ve «Sosyokültürel değişkenler» gibi kavramlardan işe başlar. Bu kavramlar arasındaki ilişkilerle ilgilenir ve bu ikisinin birbirlerine etkileri nedir konuşu ile uğraşır.

Bu etkilerden birisi tespit edilebilir mi? edilirse hangisi? Eğer birbirlerine bağımlı değillerse, bu ilişkilerin niteliği nedir? Bu soruların yanıtlanması, alanın tanınmasında ön şart kabul edilmiştir.

Psikolojik değişkenler şunlardır : Zeka, algı, düşmanlık, güvenlik v.s.

İnsan davranışının temeli kişilik olduğu için antropologlar da bu kavramla ilgilendiler.

Sosyo- Kültürel Değişkenler

İlkel ve modem kültürlerde yapılan çeşitli araştırmalar, kişiliğin biçimlenmesinde kültürün etkisinin geniş olduğunu göstermiştir. Kültürün çeşitli görünümleri arasında yer alan aile biçimi, ana – babanın toplumsal rolleri, cinsel farklılaşma, toplumsal değerler, tutumlar ve inançlar ve toplumsal normların ayrı ayrı etkisi, çocuk eğitiminde ve kişilik gelişiminde rol oynar.

Bireyin toplumla ilişkisi nasıldır? İkisi arasındaki yanlış ayrımı nasıl önleriz? Başka bir ifade ile, psişik ve sosyo – kültürel değişkenler arasındaki ilişkiler nasıldır? Bu konuda çeşitli hipotezler, yaklaşımlar ileri sürülmüştür. Bunlardan birkaç tanesini kısaca gözden geçirelim.

  • A) Psişik değişkenler, sosyo – kültürel değişkenlerle ilişkili değildir.
  • B) Psişik değişkenler, sosyo – kültürel değişkenlere bağlıdır.
  • C) Sosyo-kültürel değişkenler, psişik değişkenlere bağlıdır.
  • D) Her ikisi de ayrıdır, fakat birbirine bağlıdır.

E) Durkheim, birinci görüş taraftarıdır. Çünkü ona göre toplumsal faktörler, diğer toplumsal faktörle açıklanabilir. Bu görüşte toplum önemlidir. Durkheim, toplumsal normların birey üzerindeki önemini vurgulamıştır. Daha sonra, normların içselleştirilmesini ele almıştır. Bunlar ahlakİ ve toplumsal kişilik yaratır.

Bu görüşün diğer temsilcileri; Levy Bruhi, Le Bonn, Ross, M. Mead’ dir.

İkinci görüş, psikolojik antropolojinin egemen konuşu olmuştur. Freud’a göre yetişkin kişilik, ilk deneyimleri tarafından biçimlendirilir. Bu da nükleer ailede gerçekleşir. Çocuğun psişik gelişmesini ailenin nasıl etkilediği birçok araştırmalara konu olmuştur.

Ailenin çocuk üzerindeki etkisi gelenek göreneklerle biçimlendirildiği sürece, kişilik (Psikolojik değişken), sosyo – kültürel değişkenlere bağlıdır.

Üçüncü görüş, bugünkü davranış bilimcileri tarafından çok az ele alınmıştır. Bu görüşte, toplumun biçimi, ya da onun bazı kurumları, toplumsal davranış, birincil psikolojik ihtiyaçlar nedeniyle oluşur. Malinowski, dinsel törenlerin karmaşıklığının, yaşam dönemi hakkında insanların kaygılarına kısmen cevap olarak ele alındığı görüşündedir. Toplumsal bağlamda öğrenilmiş davranışın önemi üzerinde durmak, bu çeşit çözümlenişi çok ender duruma getirmiştir.

Malinowski, işlev kuramında, toplumsal olayları, insanların biyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarına bağlar. Boş inançlar, ona göre, psikolojik ihtiyaçları karşılar.

Mc Dougall’da toplumsal olguların psikolojik bir temele dayandığım ifade eder. İçgüdülerin toplum yaşamındaki rolünü inceler. Ona göre insan doğası, içgüdülerden ve genel eğilimlerden oluşur. Bütün davranışların temelinde içgüdüler ve bunlardan oluşan eğilimler bulunur. Toplumsal yaşamın tümü bunlar üzerine kuruludur. Kısaca, ona göre toplumsal yaşam, içgüdüler üzerine kurulmuştur.

Başka bir yaklaşıma göre psikolojik değişkenlerin yeri, farklı sosyo – kültürel değişkenler arasında orta bir yerdedir. Bu görüşün bir örneği, Fromm’un «Hürriyetten Kaçış» (Escape From Freedom) isimli çalışmasıdır. Ona göre ekonomi, ailenin biçim ve işlevini etkiler. Aynı zamanda çocuk yetiştirme uygulamalarım etkiler. Buradan da kişiliği etkilemiş olur. Kişilik de sonradan toplumsal süreçleri etkiler. Kardiner’in çalışması da bu niteliktedir. Ona göre, birincil sosyo – kültürel kurumlar, temel kişiliği oluşturur. Bu da, ikincil sosyo – kültürel kurumları etkiler.

Son bir görüşe göre, psişik ve sosyo – kültürel değişkenlerin ayrı, fakat birbiriyle ilişkili, karşılıklı etkileyici olduğu görüşüdür. Bunları bağımlılık – bağımsızlık biçimindeki tek hatlı bir çizgiye oturtmak mümkün değildir. Bateson bu görüştedir. Onun kalıplaşmış insan davranışının görünümleri olarak ileri sürdüğü «Ethos» (Kültürel bakımdan standardize edilmiş duygusal ton) ve «Eidos» (Kültürel olarak standardize edilmiş biliş modu) kavramları, toplumsal yapı ya da ekonomik sistem gibi diğer görünümlere tamamen denktir.

Spiro da toplum, kültür ve kişilik gibi birbiriyle ilişkili üç değişkeni kullanarak aynı türden görüşü savunur.

Konuya ilişkin diğer görüşlerden birkaçı da aşağıda belirtilmiştir. 1. Öz (Self) kuramı – (Fromm, Sherif, Hallowell)

Şerife göre Self (öz) kimliğe ilişkin referans grupları ile içice girmiş birbiriyle ilgili tutumların bir toplamı olarak kavramsallaşmıştır. Bu kavram kültür değişmesi ya da kültürleşme ile ilgili psikolojik sorunların incelenmesinde kullanılan yararlı bir kavramdır, insanın çevresinde kileriyle etkileşimi anlamında kullanır

2. Gelişimsel yaklaşım – (Fromm, Erikson)

Toplumsallaşma yoluyla fert – toplum ilişkisine cevap ararlar. Fromm’a. göre, bireyler, toplumsallaşma yoluyla, ne yapmaları gerektiği konusunda bir şey yaparlar.

3. Rol Kuramı – (Mead, Sarbin)

Toplumsal yapı ve davranış arasında bir bağ olarak kullanılmıştır. Uygulamada aile ortamı içinde toplumsal rollerin öğrenilmesi üzerinde durulmuştur. Rol kavramı, a) Yapısal olarak belirli talepleri, b) Bir organizasyona mensup olunan üyelik yönelimleri, c) Bireylerin eylemleri biçiminde kullanılmıştır.

Bu Yazının Kaynağı: Mahmut Tezcan/ Kültür ve Kişilik Kitabı

Benzer Yazılar

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin