Osmanlıdaki Vakıfların Görevleri Nelerdir?

Osmanlı Vakıflarının Görevi Nedir, Hangi Alanda Hizmet Ederler,  Sosyal ve Toplumsal Anlamda Vakıfların Amaçları ve Görevleri Hakkında Bilgi.

Ortak bilinç ve ortak vicdan her kültür ve hatta her toplumda farklı olmakla birlikte bütün medeniyetlerde insanlara karşılıksız hizmet etmek düşüncesine yönelik kuruluşlar, kurumlar vardır.

İslam toplumlarında sistemli, karşılıksız hizmet Vakıf müessesesi ile sağlanır. 

Osmanlı Padişahları başta olmak üzere Sadrazamlar, devlet adamları ile diğer varlıklı kişiler vakıf etmişlerdir. Çünkü bir Müslümanın sevap defteri devam eden bir hayır bıraktığı takdirde ölümünden sonra da kapanmaz. 

Diğer taraftan vakıfların Osmanlı şehirlerinin oluşumunda da önemli katkıları vardır. Şehir merkezleri genellikle vakıf bir külliyenin çevresinde kurulmuşlardır. Vakıflarının adıyla anılan mahalleler ise genellikle cami, mescit, hamam veya çeşmelerin etrafında oluşmuştur.

Vakıflar yalnız ibadet, eğitim, sağlık ve ulaşım gibi toplumsal temel ihtiyaçları konu almaz. Genelden özele doğru insanların toplum hayatı içinde yolculara yardım etmek, esirleri azad etmek, mektep çocuklarının gezdirilmeleri, fakir kızlara çeyiz temini, zayıf hayvanların otlayıp beslenmeleri için çayırlar gibi akla gelebilen tüm ihtiyaçlarını gidermeyi, sıkıntılarını hafifletmeyi hedefler. Bu tür sel, yangın, hastalık, fakirlik, vergi borçları gibi zaruretlerinin giderilmesi, acizlerin doyurulup giydirilmesi, tedavi edilmeleri, iş yapacaklara sermaye bulunması, borçtan mahkum olanların borçlarının ödenmesi için avarız vakıfları olarak bilinen bir vakıf kategorisi vardır. Yalnız İstanbul’daki imaretlerde günde 30.000 kişiye parasız yemek veriliyordu.

Vakıfların bu karşılıksız yardıma yönelik hizmetleri toplumun psikososyal yapısı üzerinde devletin lehine olumlu etkileri olmuştur. XVIII. yüzyılın sonlarında vakıf gelirlerinin tüm devlet gelirlerinin hemen hemen yarısı, tımar ve zeamet gelirlerinin ise vakıf gelirlerinin yarısından az olduğu göz önüne alınırsa, geleneksel kültürümüzde Osmanlı yönetiminin halka yaklaşımının neden devlet baba olarak yorumlandığı daha açık anlaşılacaktır.