Örf, Adet, Gelenek ve Görenek

Mayıs 6, 2012 10 Comments »

gelenek1 Örf, Adet, Gelenek ve GörenekÖrf, Adet, Gelenek ve Görenek Hakkında Bilgiler

Örf ve âdet kavramları günlük hayatımızda çok sık kullandığımız kelimelerden olmakla birlikte, gerçekte bu kavramların anlamlarının ne olduğunu bilmeyiz. Biz önce kavram olarak örf ve âdet terimlerini açıklamaya çalışacağız, sonra da bu kavramların gündelik hayatımızdaki kullanılış şekillerini ve bu kavramlar üzerindeki spekülasyonları incelemeye çalışacağız. Önce adı geçen bu kavramların kısaca anlamlarını izaha çalışalım.

ÖRF:

Örfler, insanların cemiyet hayatında zorunlu olarak uyma gereğini duydukları davranış örnekleridir. Bunlar davranışı hem zorlarlar, hem de yasaklarlar. Örflere uymayanlar yaptırımlarla karşılaşırlar. Bu yaptırımları, eğer örfler kanun halini almışsa devlet, yani cemiyetin kendisi uygular. Örfler, halk âdetlerinden başka bir şey değildir. Halk âdetlerine “doğru”, “yanlış” standartları ilâve edildiği zaman bunların örf karakteristiğine büründükleri ifade edilebilir. Meselâ; exogami kuralı (dıştan evlenme), karı-kocanın birbirine bağlı olması, çıplak gezmeme zorunluluğu, adam öldürmemek, kan akrabalarıyla evlenmemek, ırza tecâvüz etmemek, muhtaç anne-babaya bakmak, birer örf’tür. Savaştan kaçmak, mensubu olduğu gruba ihanet etmek de örflere aykırı hareketlerdir. Bunlar kanunlarca yasaklanmış olmasalar dahi, örflerin yasakladığı davranışlardır.

Örfler mutlaka uyulması gereken ideal normlardır. Örfler genellikle o cemiyetteki hukuk sisteminin bir kısmını teşkil eder. İleride de göreceğimiz gibi, âdetlere aykırı davranan şahıs alaya alınır, küçümsenir, antipatik bulunurken, örflerin çiğnenmesi çok ağır tepkilerle karşılanır. Örflerin çiğnenmesi, kanunların çiğnenmesi anlamına gelir ve cemiyetin teşkilâtlı güçlerinin müdâhalesine yol açar. Zaten kanunların pek çoğu da örflerden çıkarılmıştır. Örflere devletin yaptırım (müeyyide) gücü eklenerek bunlar kanun haline getirilmiştir. Bazen hukuk sistemi -özellikle inkılâp geçiren ülkelerde- örflere dayanmadığı için, bu durumlarda kanunun özüyle çatışan örfler zaten kalkmış olur, böyle olmayanlar ise yine bir hukuk kaynağı olarak devam eder.

ADET

Adetler, cemiyet içerisinde davranışta bulunmanın tanınmış ve benimsenmiş yollarıdır. Günlük hayatımızdaki davranışlarımızda alışıla gelmiş ve cemiyetin uygun saydığı şekillerin uygulanmasından ibarettir. Bunlar; alışkanlıkları, merasim şekillerini ve insanların sosyal yaşama hususunda geliştirdikleri ve geliştirmekte oldukları davranış tarzlarını içine alır. Adetler, halk tarafından alışılagelmiş ve yaygın olarak kullanılan davranış şekilleridir. Bunlar sosyal bakımdan kabul görmüş ve yerleşmiş hareket tarzlarıdır. İnsan sosyal bir yaratık olduğu için âdetlere genellikle farkına varmadan uyar. Bir günde bir çok âdete uyarken, her birinde çoğu kere kendi irâdesini kullanamaz. Adetler bir toplumda bölgeden bölgeye de değişebilirler. Nitekim Türkiye’nin farklı yörelerinde farklı evlenme âdetleri bulunmaktadır. Yaygın bir âdet olarak birbirini tanımayan insanların bile selâmlaşabilmeleri, selâmlaşmada statü ve mevkînin esas alınmaması, cemiyetimize has güzel bir âdettir. Eve ayakkabı ile girmeme âdeti de yaygın âdetlerimizden birisidir. Dinî bayramlarda ziyaretlerde bulunmak, resmî toplantılara takım elbise ile gitmek, büyüklerin elini öpmek, evlenirken düğün yapmak yaygın âdetlerdendir. Adetler, grup tarafından son derece kuvvetle benimsenmiş oldukları için, onlara çok defa farkına varılmaksızın uyarız.

Görgü ve adâb-ı muaşeret kuralları da saygı, nezâket ve incelikle ilgili âdetlerdir. Fakat âdetler millîdir. Görgü ise milletlerarası bir özelliğe sahiptir. Görgü kuralları, tören teşkil eden vesilelerle uyulması gereken ayrıntılı şekiller, formalitelerdir. Görgü kuralları, sosyal grup veya sınıfları birbirinden ayırmak hususunda bir fonksiyonu yerine getirir. Bu itibarla bunlar sınıf ve grup ayrılıklarını korumaya yarayan sosyal araçlardır. Böylece görgü kuralları âdetlerin bir kısmını teşkil etmektedir.

Adet kelimesi çoğu kere örf kelimesi ile eş anlamlı olarak da kullanılır. Ancak, âdetin örf olabilmesi için yaptırıcı gücünün bulunması gerekir. Bu yaptırıcı güç kanun kuvvetinde de olabilir veya örf kanunun yerini alabilir. Halkın âdetlerine doğru veya yanlış ölçüleri ilâve edildiği zaman bunlar örf haline gelmektedir. Meselâ; bir vasıtada seyâhat ederken yaşlı, sakatlara ve çocuklulara yer vermek bir örftür. Bir camiye girerken ayakkabı çıkartmak da aynı şekilde örftür. Yemek yeme tarzı ve çeşitleri birer âdettir. Askere giden bir genci törenle uğurlamak, ekmeğe “nimet” gözüyle bakıldığından onu yüksekçe bir yere koymak, yolcunun arkasından su dökmek de birer âdettir.

Örfler ve âdetler sosyal ilişkileri düzenleyen normlardır. Örf ve âdetsiz bir toplum düşünülemez. Örf ve âdetlerden bazıları bir toplumda yazılı hukuk kapsamı içine alınabilir. Bir kısmı ise yazısız hukuk içinde görevlerini yerine getirirler.

Örf ve âdetlerin insan hayatında durgunluk (atâlet) yarattığı iddiaları varsa da bunlar tutarsız iddialardır. Bilâkis, hareketli fakat aynı zamanda istikrarlı bir yapı için ilişkileri düzenleyici bir takım yol göstericilere ihtiyaç vardır. Örf ve âdetler toplumun işleyen çarkı içinde onun iskeletini teşkil ederler. Bunlar olmaksızın insanlar bir arada ve düzenli bir hayat süremezler.

Cemiyet hayatında sosyal ilişkileri düzenleyen, bir toplumdan diğerine göre farklı özellikler taşıyan örf ve âdetlerin hepsini aynı değerde görmek de mümkün değildir. Sosyal hayata uyum sağlamakta bize yardımcı olan âdetlerimiz arasında olumsuz sonuçlar doğuran bazıları da bulunmaktadır. Meselâ; son yıllarda azalmasına rağmen, kır yörelerinde görülen “kumalık” bunlardan birisidir. Bir başkası da “kan davaları”dır. Bunların son yıllarda ulaştırma ve haberleşme ağının etkisinin de artışı ile önemleri nisbî olarak azalmakta ve yıllardır süren anlamsız kan gütmenin insan aklı ve mantığı ile bağdaşmayacağı anlaşılmaktadır. Bir başka olumsuz etki yapan âdet de aslında kültürel yapıyla çelişen israfçı tutumlarımızdır. Zihniyetteki bozuklukların doğurduğu ve toplumda âdet haline gelen bu gibi hususlar arasında mesela yerine göre akılcı düşünememek, görev sorumluluğunu yerine getirmemek, zaman kavramına uymamak, çalışma disiplininin dışına çıkmak, plânlı-prog-ramlı olamamak ve kuralları zorlamak sayılabilir.

GELENEK:

Kuşaktan kuşağa geçen, daha köklü ve daha eski âdetlere gelenek denir. Gelenekler, açıkça ifade edilmiş ve resmen de yaptırıma bağlanmış kurallardır. Cemiyet kural ve değerlerinin en az değişen kısmıdır. Gelenekler insanların gündelik hayatlarında bir tür sosyal anlaşma temeline dayanan basit bir takım uygulama şekilleridir. Esasında yapaydırlar, fakat sınırlı bir derecede olmak üzere toplum dayanışmasının devamına hizmet ederler sosyal farklılıkları kapamak fonksiyonunu yerine getirirler. Meselâ; misâfirperverlik, güreş sporu, cirit oyunu bizim millî geleneklerimizdendir. Bir küçüğün, kendisini haksız yere de olsa, paylayan büyüğüne karşı saygılı bir sükûtu muhafaza etmesi de bir Türk geleneğidir. Gelenekler, yetkili organlarca kanun haline dönüştürülürler.

GÖRENEK:

Görenekler (teâmüller), fertlerin birbirlerini görerek yaptıkları, fakat henüz âdet haline gelmemiş bulunan davranış örnekleridir.

Bazı insanların zincir sallaması, tespih çekmesi, sakal veya bıyık bırakması gibi. Göreneklerin yaptırım gücü çok zayıftır. Hattâ büyük kentlerde hiç yok gibidir. İnsanlar göreneklere alıştıkları için uyarlar. Görenek, âdet ve geleneklere göre gevşek, modaya göre daha dayanıklıdırlar. Görenekler bir kaç kuşak sürebilir; bazıları yerleşerek geleneklere karışır; bazıları da yalnız kalıntılar halinde görülebilir.

Büyük Türk dilcisi Kaşgarlı Mahmud’un eseri Divanü Lûgat-it-Türk’de de “törü” kelimesinin karşılığı olarak “görenek”28 açıklaması yapılmıştır. Burada, geçmişin göreneklerine kişilerin uyması emredilmektedir . Gelenekler ve Göreneklerle İlgili Resimler

Türk Kültür ve Medeniyet Tarihi Öğr. Gör. Ali YAYLA

Benzer Yazılar

10 Comments

  1. sinan 05 Ocak 2013 at 09:08 - Reply

    hiç iyi değil

  2. hesna 04 Nisan 2013 at 18:13 - Reply

    Ellerinize, emeğinize sağlık. Gayet akıcı,sade ve açıklayıcı olmuş.Kızımıın ödevi için çok yardımcı oldunuz..Çok teşekkür ederim.

  3. sadjsklf 07 Nisan 2013 at 12:49 - Reply

    hocam bide şunların toplum içindeki etkilerini koyarsanız çok iyi olacak…

  4. eylül 20 Ekim 2013 at 13:26 - Reply

    çok teşekkür ederim sosyal ödevim için çok yardımcı oldunuz

  5. gamze 30 Kasım 2013 at 06:47 - Reply

    çok teşekkür ederim türkçe ödevim için yardımcı oldunuz 7. sınıfa afşin nadır köyüne yeni yapılan orta okuluna saygılarımla

  6. gamze 30 Kasım 2013 at 06:50 - Reply

    lütfen bununla ilgili skeç koyun
    Bu konuda yazılmış bir skeç var mı bilmiyorum şayet varsa bir şekilde bulup siteye eklerim.

  7. aliveli 15 Nisan 2014 at 18:12 - Reply

    Gelenek görenek – örf adet arasındaki farkları arıyorum. Keşke onlarıda yazsaydınız

  8. nanem 04 Temmuz 2014 at 21:39 - Reply

    daha somut örnekler verirseniz türk kültürü örf adet gelenek görenekleri üzerine daha anlaşılır ve bilinir olacaktır sadece tanımlama yaparak birşeyler olmaz

  9. samet 17 Eylül 2014 at 13:39 - Reply

    Cok guzel olmus odevlerime yardimci oldu bunu yapanlara tesekkur ederim

  10. bahar 24 Eylül 2014 at 14:05 - Reply

    örnek yok mu acaba

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin