Nasrettin Hocanın Özellikleri

Şubat 25, 2012 Yorum yok. »

Nasrettin Hoca2 Nasrettin Hocanın Özellikleri

  Nasrettin Hoca’nın Fıkralarına Göre  Özellikleri

Fıkraları ise Nasrettin Hoca‘nın bir bakıma günlüğü, biyografisidir. Bunlar bir anlamda hikâyedir. Hatta hakiki hayat sahnelerinin dramatize edildiği küçük skeçlerdir. Hepsinde asıl kahraman Hoca olduğu için her fıkrada onun kişiliğine ilişkin bir özelliği çıkarmak mümkündür. Bu anlatılardan onun iyimserliği, sevecenliği, sabrı, müsamahası, kısaca ona ilişkin karakteristik her özelliği çıkarmak mümkündür. Bu bakımdan Hoca’nın kişiliği ile ilgili söz söylenecekse fıkralardan hareketle söylenmelidir.

Fıkralarından hareketle onun kişilik özellikleri şu şekilde belirleyebiliriz:

*En önemli özelliği nüktedan olmasıdır. Yani Hoca, tatlı dilli, güler yüzlü, samimi özlü bir kişiliğe sahiptir. İnsanları güldürür ama onlarla alay etmez. Sorulan her soruya muhatabını ciddiye alarak cevaplar verir. Bu yüzden ona herkes her türlü soruyu sorabilir. Tabi bunlar arasında “Cenaze götürülürken tabutun neresinde durmalıyım?”, “Tuvalette sakız çiğnenir mi?” türünden abes sorular bile bulunur. Nasrettin Hoca, bunlara bile yine nükteli cevaplar verir. Muhataplarını küçümsemeden onları aydınlatır.

*Asıl amacı insanları düşündürmek ve onlara ders vermektir. Çünkü o bir toplum önderidir. Toplumuna karşı kendini sorumlu hisseden bir aydın tavrı içindedir. Ancak bu uyarı görevini gülmenin imkânlarım kullanarak yapar. Vermek istediği mesaj, bu yolla daha kolay benimsenme imkânı bulur. Çünkü gülme, en zor eleştirilerin bile kabulüne imkân verir. Öte yandan onun bir tavrı ilim adamıyla halk arasına bir mesafe koyamamakla da ilgilidir.

*Çok zekidir. Zekâsını bir yandan iyi, güzel davranışların çoğalması, yanlış ve kötü olanların ortadan kalkması için kullanır. Fakat kurnaz değildir. Ne aldatmak ne de aldatılmaktan, istismar edilmekten asla hoşlanmaz. Kendisine tuzak kuranlar, aldatmak isteyenler, zor duruma düşürmeye niyet edenler bu zekâ karşısında yenilgiye uğrarlar ve amaçlarına ulaşamazlar.

*Son derece hoşgörülüdür. Sevgi, saygı ve anlayışa çok önem verir. Merhameti bütün varlıkları kuşatır. Bu yüzden insan ilişkilerinde son derece sağlıklı bir tavır sergiler. Büyükle büyük, küçükle küçük olur. Mesela sarığım kapıp oynayan çocuklara kızmaz, karısının olmadık kaprislerine karşı tahammül eder. Bu, onun insan tabiatım çok iyi tahlil ettiğini ve ona göre davrandığım da gösterir. Yine Hoca’mn değerler dünyasında gönül incitmek, ağır bir suçtur. Hoca bunun bilincinde bir insan olarak hareket eder.

*Dürüst ve samimi bir yaşayışa sahiptir. Onda ikiyüzlülükten eser yoktur. Nasılsa öyledir. Çok doğal davranır. Bu yüzden çevresinde güven ve saygı duyulan, akıl danışılan biri olarak kabul edilir. Toplum içerisinde bilge muamelesi görür. Örnek ve önder bir kişilik olarak bilinir. Söylediği her söz, doğru kabul edilir.

*Cesaretlidir. Yanlışlarım eleştirmediği hiçbir kişi, kurum ve nesne yoktur. Hatta bu eleştiriyi kendisi için bile yapmaktan kaçınmaz. Fakat bunu tatlı dille, güler yüzle, bilgi ve akla dayalı olarak yaptığı için eleştirileri sonuçsuz kalmaz. Muhatapları onun mesajlarını almakta gecikmezler.

*Tedbirli bir insandır. Bir işin önünü sonunu düşünmeden harekete geçmez. Kurnazlıklara, hilelere karşı uyanık hareket eder. Kurulan tuzaklardan zararlı çıkmaz. Mesela o yüzden ağaca tırmanırken pabuçlarını yanma almayı ihmal etmez. Olabilecek ihtimalleri inceden inceye hesap eder. Söz ve hareketlerini ona göre ayarlar.

*Hep umutlu ve iyimserdir. Her olaydan kendisi için güzel bir sonuç çıkarmayı bilir.

Başka bir söyleyişle her şerde bir hayır görür. Hemen umutsuzluğa kapılmaz. Eşeği kaybolmuşsa iyi ki üstünde değildim, der. Sabununu kapıp kaçan karganın arkasından onun üstü başı bizimkinden daha kirli. Varsın alsın diyebilecek iyimserliğe sahiptir.

*Tutumlu bir insandır. Elindeki imkânları gereksiz yere harcamayı sevmez. Kaynakların sınırlı olduğunu ve yerli yerince kullanılması gerektiğini bilir. Fakat cimri değildir. Böyle olmadığı gibi olanlara da karşıdır ve onların bu yönünü sıkça eleştirir. Cimriliğin paylaşımı ortadan kaldırdığı için toplumda büyük sorunlar yaratacağının bilincindedir.

*Elindekiyle yetinen, sahip olduklarına şükreden, güç, para ve mevki bakımından kendinden yükseklere değil aşağıda olanlara bakarak mutlu olabilen bir tiptir. Bu yüzden ne fakirliğinden yüksünür, ne bulunduğu sosyal konumdan dolayı gururlanır. Mesela fıkralarında çok olumsuz bir tip olarak anlatılan karısıyla her şeye rağmen mutlu bir hayat sürer. Bilir ki beterin daha beteri olabilir.

*Gösterişten hoşlanmaz, son derece sade bir hayat sürer. Hayatı evi, cami, medrese, tarla, bahçe ve çarşı arasında geçer, yani herkesin yaşadığı ortalama hayatı yaşar. Böylelikle sınıfsal farklıların oluşmasının önüne geçer. Sahip oldukları şeylerle (mal, mülk, para, mevki…) gururlananlardan hiç hoşlanmaz. Onların bu olumsuz tavırlarını eleştirir.

*Evine, ailesine son derece bağlıdır. Karısının bütün huysuzluklarını bile fıkra konusu yapacak kadar ona düşkünlüğü ve sevgisi vardır. Nitekim onun ölümünü kendisi için “küçük kıyamet” sayar. Çocuklarıyla yakından ilgilenir. Onların iyi yetişmeleri için gayret gösterir.

*Komşulanyla, öğrencileriyle iyi geçinir. Bilgisini ve sahip olduğu imkânları onlarla paylaşmaktan mutluluk duyar. Onlarla sohbetler eder, zaman zaman misafirliğe çağırır. Sofrasındakileri onlarla paylaşır.

*Dindar ve inançlıdır; dini görevlerini yerine getirir. Ancak batıl inanışları yoktur.

Dini bir şekil meselesi olarak değil bir gönül meselesi olarak görür. Allah inanışı korkuya değil sevgiye dayalıdır. Fakat din istismarına karşıdır. Böyle yapanlara karşı da eleştirel bir tutum takınmaktan çekinmez.

*Çalışkandır. Kimseye muhtaç olmadan yaşamak ister. Bu yüzden her türlü işi yapmaktan çekinmez. Tarlaya gider, bahçesiyle uğraşır. Pazarda satıcılık yapar. Bu yüzden tembellerden, dilencilerden, hırsızlardan hiç hoşlanmaz. Onları eleştirir. İnsanlara çalışma ve girişimcilik ruhu aşılamak ister.

*Hem gerçekçidir hem de engin bir hayal gücüne sahiptir fakat bu iki kavramın dengesini kurarak hareket eder. Çünkü insanın doğasında bu iki özelliğin birlikte bulunduğunu bilir. Kimi zaman gerçeğin katılığını duygusal davranışlarıyla yumuşatır, kimi zaman duygusallığın aşırılığını gerçekçi tutumuyla ortadan kaldırır. Yani zihni ve kalbi uyum içinde hareket eder.

*Çok zekidir, hazırcevaptır. Hiçbir sözün, sorunun, davranışın altında kalmaz. Akıl ve bilgi gücünü kullanarak karşılaştığı zor durumlardan kurtulur. Söz, onda kötüler için bir kılıca, bilgisizler için bilgiye dönüşür. Bunu yaparken de sadece içinde bulunduğu zor durumdan kurtulmakla kalmaz aynı zamanda yine eleştirisini yapar, vermek istediği mesajı iletir.

*Mesleği gereği döneminin seçkinleri arasında yer almasına rağmen o devamlı olarak halkın yanındadır ve onlarla iç içe bir hayat yaşar. Düğünlerine, cenazelerine katılır. Evlerine misafir olur. Onların her türlü sorunuyla yakından ilgilenir. Büyükle büyük, küçükle küçük olur.

*İyi bir gözlemcidir. Bu yüzden kişi ve olayları nesnel olarak değerlendirir. Bunu yaparken duygularına kapılmaz. Olup bitenleri bilgece bir gözle ele alır ve ona göre sonuçlar çıkarır. Bu durum, onu boş söz söylemekten, boş iş yapmaktan alıkoyar. Söylediği ve yaptığı gözleme dayandığı için tutarsızlığa düşmez.

*Söylediği her söz, yaptığı her işi, akla, mantığa, sağduyuya ve bir değerler sistemine bağlıdır. Bu değerler sistemi İslamiyet ve tasavvuftur. Bu değerlere göre oluşan toplumsal kültürdür. Bu yüzden Hoca’yı inandığı dinin örnek bir temsilcisi olarak görmek gerekir.

* Ahlaki bozukluklara karşı tavır alır. Hemen her fıkrasında bu anlamdaki bir bozukluğu eleştiri konusu yapar. Bu da yine onun inandığı değerler sisteminin “iyiliği yaygınlaştırmak, kütü olanı ortadan kaldırmak” şeklinde özetleyebileceğimiz tutumunun bir sonucudur.

*Hoca, orta yolun insanıdır. Aşın tutum ve davranışların insana zarar vereceğini iyi bilir. Kendisi bu yola yönelmediği gibi çevresindekilerin de yönelmesine engel olur. Dengeli bir insan ve toplum yapısının oluşmasını ister.

*Hoca, paylaşımcıdır. Bu yüzden bencillikle mücadele eder. İnsanların sadece kendi çıkarlarım düşünmelerinden ve buna göre hareket etmelerinden hoşlanmaz. Bu tür davranışlar karşısında tepkici bir tutum sergiler.

*Sonu bilinmeyen maceralara atılmayı sevmez. Kendisinde kuşku uyandıran şeylerden uzak durur. Düşünerek söz söyler. Düşünerek hareket eder. Bu tavrı onun fıkralarının felsefi olarak da ele alınmasına sebep olmuştur. Yani onu aynı zamanda bir filozof olarak da görmek mümkündür.

*Dedikodu ve iftiranın insan ve toplum için nasıl bir felaket olduğunu bilir. Bulunduğu meclislerde bu tür söz ve davranışlara izin vermez. Bunların kişiler arasında ayrılık çıkaracağının, düşmanlıklara sebep olacağının farkındadır. O, bir barış ve sevgi insanıdır. Bu konuda “Sevelim, sevilelim” diyen çağdaşı Yunus Emre’den bir farkı yoktur.

*Bilgiye, uzmanlığa değer verir. Bir şey öğrenecekse bunu ehline sorar. Bir iş yaptıracaksa bunu ehline yaptırır. Hüner ve yeteneği takdir eder. Tecrübelerden yararlanır. Her işini araştırma ve inceleme yönetmelerini kullanarak yapar.

*Zulme, adaletsizliğe karşı son derece tavizsiz bir tutum içerisindedir. Halkı ezen, sömüren, hırpalayan herkes cevabım ondan alır. Otoritenin, güç sahibinin önünde eğilmez ve geri çekilmez. Haksızlık karşısında susmaz.

*Dış görünüşün insanı yanıltacağını bilerek hareket eder. Söze değil öze bakar. İnsanları da bu konuda dikkatli olmaya çağırır. Meselelere çok yönlü bakar. Hüküm ve karar verirken bir tek veri ile yetinmez.

*Özel hayata son derece saygılıdır. Başka kişilerin kendi hayatına müdahalesini istemediği gibi kendisi de başkalarının hayatına müdahale etmez. Yine bir işi yaparken doğru bildiği biçimde yapar. Başkalarının sözüyle hareket edenlerin zor duruma düşeceklerini iyi bilir.

Söylenecek söz çoğaltılabilir ama durum aym olacaktır. Hoca, nüktedan, bilgili, güler yüzlü, dürüst, anlayışlı, çalışkan, merhametli, kanaatkar, sabırlı, mütevazı, akla önem veren, umutsuzluğa düşmeyen, zeki, hazırcevap, diyalogdan yana… şeklinde özetleyebileceğimiz bütün olumlu özelliklere sahip örnek bir bireydir.

Burada şunu da söylemek gerekir:Nasrettin Hoca’nın bu tavrı kişilik özelliği kadar inançlarıyla da ilgilidir. Güler yüzlü olmak, her şeyden önce İslâmi bir davranıştır. Asık suraüılık, dinden onay alamaz. Toplumsal bir misyona sahip, toplumu için olumlu bir şeyler yapabilme amacında olan kişilerin bu temel niteliğe sahip olmaları gerekir.Nasrettin Hoca’da bu vardır. Bu yüzden halk arasında onun adı “Güldüren Evliya”dır. Böyle olduğu için de, aynı zamanda “dünyaya da gülen” bir insandır.126 Bu mizah kavramı içerisinde çok önemli bir husustur. Dünya maddi olanı ifade eder. Hoca ise manevi değerlerin insanıdır. İşte dünyaya gülebilmek, dünyaperest olmamayı, dünya zevkleri, saltanatı için kötülük yapmamayı, her zaman sevgiden, saygıdan, hoşgörüden yana olmayı gerektirir. Bu yüzden onu bilhassa çağdaş komedyenlerden çok ayrı bir yerde düşünmek gerekir. Çünkü çağdaş komedi anlayışı insan zaaflanyla alay etmek, inançları hafife almak, insan kişiliğini rencide etmek üzerine bina edilmiştir. Hoca’mn inanış sisteminde insan, çok değerli bir varlıktır. İnsanı incitmek, onu yaratanı incitmek anlamına gelir. Hoca’nın mizahında eleştiri oku insanm bizzat kendisine değil yanlış davranışlarına karşıdır. Çünkü Nasrettin Hoca “erdemli insan”, ve “erdemli toplum” idealinin peşindedir.

Burada Nasrettin Hoca’nın olumsuz karakterde anlatıldığı fıkralardan da söz etmek gerekiyor. Çünkü böyle fıkralarda Hoca, çıkarcı, tembel, hoşgörüsüz, görgüsüz bir tip olarak yer almaktadır. Bu tür fıkraları okurken şu husus dikkate alınmalıdır. Ya bu fıkralar başkalarına ait fakat Hoca’ya bağlanmış fıkralardır yahut Hoca, eğiticilik derslerini bir şeyi zıddından söyleyerek anlatmayı denemektedir. Çünkü Hoca’nın yönteminde bu da vardır. Mesela bir fıkrasında bencil bir tipi canlandınyorsa bu onun bencil oluşunu göstermez. Hoca, bu olumsuz niteliği kendi sıfatı imiş gibi göstererek onun yanlışlığına dikkat çekmektedir.

Nasrettin Hoca, hayatı boyunca sürekli olarak aktif bir kişilik sergilemiş ve pek çok mesleğin inşam olarak görev yapmıştır. Onu bu anlamda bir camide cemaatine namaz kıldıran bir hoca, din adamı yani imam, kürsüde cemaatine vaaz veren bir vaiz, medresede ders veren bir müderris, irfan çevrelerinde bulunan bir sûfı ve mahkemelerde kadılık yapan bir kadı, yine küçük çaplı ticaretle uğraşan bir esnaf ve çiftçi-bahçıvan olarak görmekteyiz. Hoca’mn kişilik özellikleri bu meslekleri yaparken de kendini gösterir. Bu bakımdan onun kişiliğinden söz ederken bu özelliklerinden de bahsetmek uygun olacaktır.

Kaynak: Anadolu ve Dünya Bilgesi Nasrettin Hoca ve Fırkaları

Benzer Yazılar

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin