Nasreddin Hoca Fıkralarının Anlatım Yöntemleri

Şubat 27, 2012 Yorum yok. »

nasreddin hoca Nasreddin Hoca Fıkralarının Anlatım Yöntemleri

Nasreddin Hoca fıkralarını anlatırken hangi yöntemleri kullanıyor? Bu yöntemlerin özellikleri nelerdir

Nasreddin Hoca, bir mizah adamı olarak fıkralarındaki güldürme, eğlendirme, düşündürme ve ders verme şeklinde özetlediğimiz amaçlarım gerçekleştirirken bazı yöntemler kullanır. Fıkraların başarısını bu yöntemlerde aramak gerekir. Bunları şu şekilde özetleyebiliriz:

a)Kelime oyunlarına başvurma

Hoca, bu yönteminde en çok kafiyelerden yararlanmaktadır. Kafiye bilindiği gibi şiirin bir unsurudur. Ahengi sağlar, metni ezberlemeyi kolaylaştırır:

“Hoca’yı bir gün ziyafete çağırmışlar. Rahmetli ziyafet yerine varınca içeri bir bakmış, davetlilerin çoğu yabancı, pek azı tamdık. Hemen yeni aldığı pabuçlarını koynuna koyarak ziyafet sofrasının başına çökmüş. Zaman ilerleyince zevzeğin biri Hoca’ya sormuş:

- Hoca efendi koynunuz niçin böyle şişkin? Herhalde içinde değeri çok yüksek bir kitap var. Zannederim ucuza aldınız sahaflardan.

Hoca hışımla cevap vermiş:

- Hayır, sahaflardan almadım, kavaflardan aldım, kavaflardan!

Bu fıkrada “sahaf-kavaf” sözleriyle kafiye yapılmıştır. Bu durum hem komikliği sağlamakta hem de fıkranın akılda kolay kalmasını sağlamaktadır.

b) Zıtlıklardan yararlanma

Nasreddin Hoca, kimi fıkralarında zıt (karşıt) durumlardan yararlanır. Fıkrasında mantık kaideleri çerçevesinde akıl yürütmeler ve zıtlığın imkânlarını kullanır. “Bahar” fıkrası bu durumu örneklendirmektedir:

“Birisi:

- Hocam, demiş, şu insanlar çok garip, hattâ nankör. Kışın soğuktan, yazın sıcaktan şikâyet ederler.

Hoca kaşlarını çatarak:

- Sus behey câhil, demiş, bahara bir şey diyen var mı?”

Bu fıkrada diyalektik yönetme uygun olarak “kış-yaz” kavramlarının zıt anlamlarından yararlanılarak “kış” kelimesi “tez”, “yaz” kelimesi “antitez”, “bahar” kelimesi de “sentez” olarak kullanılmış, böylece muhatap üzerinde kesin bir hâkimiyet kurularak başka bir söz söyleyemez hale getirilmiştir.

c) Mantık dışı söz ve durumlara başvurma

Her olay bir mantık çerçevesi içinde gelişir. Mesela “kazan doğurmaz”, “eşek kitap okumaz”. Ama söz konusu olan Nasreddin Hoca olunca, onun fıkralarında bu tür söz ve olaylara sıklıkla yer verilir.

“Hoca komşusundan bir gün ödünç kazan istemiş. Birkaç gün sonra elinde ufak bir tencereyle komşusunun kapışım çalmış ve:

- Şu tencereyi al, demiş, senin kazan doğurdu! Adam, memnun, almış tencereyi.

Aradan epey zaman geçmiş. Komşusu bakmış kazandan bir haber yok, Hoca’ya gidip sormuş:

- Hocam bizim kazandan ne haber? Hoca üzüntüyle:

- Başm sağolsun, demiş, kazan öldü. Adam:

- Nasıl olur, demiş, hiç kazan ölür mü? Hoca:

-Doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne niye inanmıyorsun? demiş”

“Doğuran Kazan” ismiyle bilinen bu fıkrada “doğurma” olayı tamamen mantık dışı bir durumdur. Ama Hoca’nın bu yola başvururken amacı çıkarcı komşusuna bir ders vermektir.

d) Abartmaya başvurma

Abartma yani mübalağa da Hoca’nın zaman zaman kullandığı yöntemlerden birisidir.

“Hoca birkaç kez evine ciğer almış, karısı pişirip de yesin diye. Oysa her seferinde sofrada önüne başka yemek çıkmış. En sonunda dayanamayarak karısına:

- Hatun demiş, kaç seferdir eve ciğer getiriyorum, bir türlü yemek kısmet olmuyor. Ne oluyor benim getirdiğim ciğere?

Karısı:

- Sorma efendi, demiş, getirdiğin ciğerleri hep kedi kapıyor!

Hoca bu cümleyi işitir işitmez hemen yerinden kalkmış, bir kenarda duran baltayı altmış, sandığa koymuş, sandığı kilitlemiş, anahtarı da cebine atmış. Karısı:

- Hoca, diye sormuş, baltayı kimden saklıyorsun? Hoca:

- Kediden! demiş. Karısı:

- Ayol, demiş, kedi baltadan ne istesin? Hoca da vermiş cevabı:

- Hatun hatun, iki akçelik ciğeri kapan kedi, kırk akçelik baltayı kapmaz mı?”

e) Taşlama

Nasreddin Hoca’nın fıkralarında en temel özelliklerden biri yanlış davranışları eleştirmek. Böylece muhatabının o davranıştan vazgeçmesini ve doğru olana yönelmesini sağlamaktır. Bu amaç için en uygun yollardan biri de taşlamadır. Hoca’nın bu yola da sıkça başvurduğunu görmekteyiz. “Tazı” fıkrası bu durumu örneklendirir:

“Çok cimri bir subaşı Hoca’ya:

- Bana, demiş, tavşan kulaklı, geyik bacaklı, karınca belli, şöyle sicim gibi zayıf bir tazı getir.

Bir süre sonra Hoca bir sokak köpeğinin boynuna ip takıp subaşıya götürmüş. Subaşı:

- Aman Hoca Efendi, demiş, ben senden ipince bir tazı istemiştim, sen bana getire getire iri yan bir sokak köpeği getirmişsin!

Hoca:

- Merak etmeyin efendim, demiş, sizin yanınızda bu köpek bir aya varmaz tazıya döner!”

Fıkrada Subaşı’nın cimriliği eleştirilmekte, bunun için de taşlama yoluna başvurulmaktadır.

f) Çağrışımlardan yararlanma

Düşünceler arasındaki yer, zaman, sebep, sonuç ilişkileri ve birlik, benzerlik, zıtlık gibi bağlar dolayısıyla birbirini hatırlatması, uyandırması olayı şeklinde ifade edebileceğimiz çağrışım yöntemi de Hoca’nın kimi fıkralarında görülmektedir.

“Hoca’nın komşularından birinin kocası ölmüş. Cenaze evden çıkarken kadın ver yansın etmiş feryadı:

- Evimin erkeği, geriye dön, nereye gidiyorsun; gittiğin yerde ne od var, ne ocak! Hoca bu feryadı duyunca:

- Hanım, demiş, tamam, cenaze bizim eve geliyor!”

Bu fıkrada “mezar” kavramı “Hoca’nın yoksul evi”ni çağrıştırmakta, hatırlatmaktadır.

g) Şaşırtmaca

Nasreddin Hoca, fıkralarında şaşırtmacalara da başvurur:

“Bursa’dayken Hoca çarşıdan bir çuha şalvar almak için dükkânın birine gitmiş. Tam esnafla pazarlık edip uyuşacakken, fikrini değiştirerek:

-Ahbap, demiş, sen bana bir cüppe ver, daha iyi, şalvardan caydım.

-Adam, bir cüppe uzatmış, Hoca beğenip almış ve dükkândan çıkmaya yeltenirken dükkâncı:

-Hoca efendi, demiş, cüppenin parasını vermedin! -Onun yerine, demiş çuha şalvarı bıraktım ya! dükkâncı:

-İyi ama, demiş, onun da parasını vermemiştin. -Hoca söylenmiş:

-Hey Allah’ım, şu Bursalılar ne garip insanlar, şalvarı aldım mı ki parasını vereyim!”

h) Soru-cevap

Eğitimcilerin sıkça kullandıkları bu yöntem Hoca’nın da başvurduğu yollardan birisidir. Bu yolla yaratıcı düşünmeye imkân verilmekte, konu ilgi çekici hale getirilmekte ve kişinin akıl yürütme, tasavvur ve araştırma kabiliyeti artırılmaktadır. Bu yöntemde asıl amaç, gerçeği soru yoluyla karşımızdaki kişinin bulmasını sağlamaktır.

“Bir gün bir papaz:

-Sizin peygamberiniz miraca nasıl çıktı ve gökleri gezip dolaştı? diye sormuş Hoca’ya. Ardından da eklemiş:

-Bu nasıl oldu? Çok merak ediyorum.

Hoca, bu sorudaki alayın farkına varmış hemen ve papaza şu cevabı vermiş:

 -Sizin İsa’nın bıraktığı merdivenle…”

Dolaylı anlatım

Bir gerçeği doğrudan söylemek kimi zaman istenilmeyen sonuçlara yol açar. Karşımızdaki kişi kızabilir. Bu durumda anlatım hedefine ulaşmayacağı için böyle durumlarda dolaylı anlatım yolu seçilir. Başkasına söyleniyormuş gibi söylenen söz, karşımızdakinde daha olumlu bir etki yaratabilir. Nasreddin Hoca, kimi fıkralarında da bu yönteme başvurur:

“Bir gün bir mecliste boşboğazın biri, saçma sapan şeyler ortaya atar, aklına geleni yerli yersiz söylemeye başlar. Üstelik kimsenin konuşmasına fırsat vermez.

Orada hazır bulunan Hoca’nın bu duruma canı sıkılır ve durmadan esner.

Adam, bir aralık susar ve Hoca’ya dönerek:

Hoca Efendi! Siz bugün hiç ağzınızı açmadınız..deyince Hoca:

-Olur mu hiç? Devamlı ağzımı açıyorum, görmedin mi? der.”

Bu fıkrada Hoca, adama yönelik eleştirisi dolaylı yoldan yapmaktadır.

j) Edebi sanatlardan yararlanma:

Söz ve anlam sanatları daha çok şiirde kullanılır. Söyleyiş ve anlamın anlatım gücünü artırırlar. Hoca, bu sanatlara da zaman zaman başvurur. Mesela şu fıkrası bir “Tecahül-i Arif sanatı örneğidir:

“Hoca memleketi Sivrihisar’a gitmiş, Akşehir’den… Karnı acıkmış… Cebinde para da yok… Varmış bir ekmek fırınının karşına.

- Merhaba hemşerim, demiş.

- Merhaba, demiş, adam…

- Bu fırın senin mi?

- Benim…

- Ekmek mi pişiriyorsun?

- Evet…

- Doğru söyle, bu fırın, bu ekmekler hepsi senin mi?

- Evet…

- Be adam, niçin oturup yemiyorsun?”

Kaynak: Anadolu ve Dünya Bilgesi Nasreddin Hoca ve Fıkraları

Benzer Yazılar

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin