Korporasyon Nedir, Hakkında Bilgi

Korporasyon nedir, ne demek, sözlük anlamı. Korporasyon hakkında bilgi.

KORPORASYON. Bir ekonomik işlevin veya mesleki faaliyetin her kademedeki tüm üyelerini bir araya getiren toplumsal kuruluş

Üyeler hakkında yasa gücünde kararlar alma yetkisine sahip olan korporasyonlar genellikle bir özel hukuk kuruluşu olarak örgütlendirilmiştir, ancak bazen tüzel kişilik sahibi, kamu hukuku kurallarına tabi devlet teşkilatı şeklinde oluşturulmuş örgütlere de rastlanır.

Korporasyon bir meslek kolunda çalışan tüm üreticileri, işçi, işveren ve teknik eleman olarak ayırt etmeksizin aynı kuruluş içinde zorunlu olarak bir araya getirir. Bu dikey örgütlenme, yani bir meslek içinde yer alan herkesin aynı kuruluşta bir yerinin olması korporasyonları, yatay örgütlü, işçileri veya işverenleri ayrı kuruluşlar içinde toplayan sendikalardan ayıran en önemli özelliktir. Korporasyonlar çoğu kez meslekler arası kuruluşlardır. Birbiri ile ilgisi bulunan birden fazla meslek kolunda çalışan işçi, işveren ve teknik elemanlar aynı çatı altında toplanırlar ve bu alanı düzenleyen bir başka örgüt kurulamaz. Bu anlamda korporasyonlar milli karakterdedir. Ancak; milletler arası kuruluşlar içinde yer alabilirler ve toplumsal bir birlik olarak örgütlenebilirler. Kurumsal bir yapı ve süreklilik içinde korporasyonların iç örgütlenmeleri temsil kurullarına, yönetim makamlarına ve tüzüğüne dayanır. Sınıf mücadelesinin olmadığı, aksine sınıfları bütünleştirici bir işleve sahip olduğunu iddia eden korporatif anlayışta, üyeler, zorunlu üyeliklerinin doğal sonucu olarak alınan kararlara ve tüzüğe uymak zorundadırlar. Diğer korporasyonlarla ve kamu kuruluşları ile olan bağlılıkları ise korporasyonların dış ilişkilerini oluşturur.

Üyeler arasındaki dayanışma ve amaç birliği korporasyonun toplumsal ve ekonomik bir bütün olduğu esasına dayanır. Bu bütünlük ortaklaşa bir topluluk yaşamı, ortak duygu ve inanç birliği, ortak heyecan, yaşlılara, yoksul ve kimsesizlere yardım gibi toplumsal dayanışmada kendini gösterir.

Korporasyon sözcüğünün kullanımının XIX. yüzyılda yaygınlaşmasına rağmen, iş bölümünün ortaya çıktığı, toplumsal ve ekonomik faaliyetlerin değişik meslek kategorilerine ayrıldığı, mesleki dayanışma fikrinin uyandığı her toplumda, ilk çağdan bu yana aynı meslek kolunda çalışan kişiler arasında disiplin ve dayanışmayı, yardımlaşmayı, iş ve güç birliğini sağlamak, emek ve sermaye arasında doğabilecek uyuşmazlıkları çözmek üzere çeşitli örgütlenmelere gidilmiştir. Korporasyonlar, loncalar ve esnaf birlikleri gibi çeşitli adlar altında ve çeşitli biçimlerde x. ve XI. yüzyıllardan itibaren özellikle Fransa ve Hollanda’da ekonomik ve toplumsal yaşamı düzenleyen başlıca örgütler olmuşlardır. Eski devirlerde, Hint’te birinden diğerine geçişin mümkün olmadığı toplumsal katmanlar olan kastlarır yanı sıra dini inançlı meslek kuruluşları bulunuyordu. Roma’da Orta Çağ Fransası’na benzer biçimde oluşturulan iş ve meslek örgütleri Coilegium adıyla anıl maktaydı. Bunlardan Collegia Opifici um bir meslek örgütü, Collegia Tenui orum bir yardımlaşma sandığıydı. Büyük ölçüde Roma’daki örneklerine benzetilmiş Bizans iş ve meslek örgütleri, Kral VI. Leon zamanında devlet organı haline getirilmiştir.

Fransa’da Orta Çağ meslek kuruluşları, efendilerinin baskısından kaçarak senyörlerin yanına sığınan serfler tarafından bir yardımlaşma ve dayanışma örgütü biçiminde kurulmuştur.

Korporasyona giriş ve meslekte yükseliş, yerine getirilmesi oldukça güç koşullara bağlanmıştı. Her şeyden önce çırak olarak girecek kimsenin temiz, dürüst, ahlaklı ve nesebinin sahih olması, aranırdı. Çoğu meslekte çırakların sayısı sınırlı tutulmuştu, ustalar belli sayıda çırak yetiştirirlerdi, önemsiz ve yetenek gerektirmeyen işlerden yetenek ve dikkat gerektiren mesleklere doğru gidildikçe çıraklık devresinin 3-10 yıl arasında değişeceği belirlenmişti. Kalfalık ise genellikle 3-5 yıl sürerdi. Mesleğin inceliklerini öğrenip, yetenek ve yeterliliklerini ustalarına kanıtlayabilen kalfalar, kendi iş yerlerini açabilecek duruma geldiklerinde belirli bir ücret ödemek veya bir sanat şaheseri meydana getirmek veya ziyafetler, törenler düzenlemek gibi koşulları yerine getirdiğinde ustalığa yükseltilirdi. Ancak, sonunda tüm yetkinin ustanın elinde olması ile kayırma düzeninin yerleşmesi ve yükselme ücretlerinin fazlalığı, sistemin yozlaşmasına yol açmıştır. Korporasyon sisteminin gerilemesine neden olan etkenler de, yeni kuşaklara korporasyon kadrosunda yer verilmemesi, sanat grupları arasındaki anlaşmazlıklar, işçi sınıfları mücadeleleri, kimi sanatların diğerleri aleyhine genişlemesi, liberalizm akımının gelişmesi, makineleşmenin korporasyon sanatlarını yok etmesidir.

1789 ihtilalinin getirdiği özgürlük ortamında toplumsal ve ekonomik gelişmeyi engelleyecek tüm etkenleri ortadan kaldırmanın tasarlanmasının yanı sıra, bireylerin iş ve üretim imkanlarını sınırlayan korporasyonların da varlığına son vermek üzere 1791’de çıkarılan iki yasayla önce ticaret ve çalışmanın serbest olduğu açıklanmış sonra da korporasyon gibi tüm toplumsal kuruluşlar ortadan kaldırılmıştır.

XI. — XII. yüzyılda Osmanlı imparatorluğunda ise, Selçuklulardaki zaviyenin devamı sayılabilecek, dini bağlardan arındırılmış loncalar, ticari ve ekonomik faaliyetlerin tekelini ellerinde tutmuşlardır, üretim, tüketim ve istihdamın sınırlandığı, sıkı bir disiplinin ve otoritenin hakim olduğu loncalar Tanzimat’tan sonra ekonomik ve toplumsal gelişmeye ayak uyduramayarak fiilen tasfiye olmuşlardır.

Yakın Çağ’da, korporasyon sistemi tam anlamıyla 1934’ten sonra italya’ da uygulanmıştır. Faşizmin devlete büyük öncelik hatta kutsallık kazandırarak ekonomik düzeni değiştirme amacı, önce faşist sendikalizme, daha sonra da korporasyonlara başvurmayı gerektirmiştir, işçi patron, emek sermaye ayrımlarının gizlenebilmesi için bunların tümü üretimciler adı altında korporasyonlarda birleştirilmeye çalışılmıştır.

Muhalif sendikalar dışlanıp Faşist Sendika Korporasyonları Konfederasyonu adı ile rejime bağlı tek bir sendika sistemi geliştirildikten sonra, korporatif ekonomi düzeninin zamanının geldiğine inançla ekonomik ve toplumsal birliği oluşturacak örgütler kurulması yoluna gidilmiştir. Sendikalar üstü bir bağlantı organı olarak tasarlanan korporasyonlar, halkın refah düzeyinin yükseltilmesi, zenginliğinin artırılması, siyasi gücünün yükseltilmesi amacı ile devletin himayesi altında üretim güçleri arasında sıkı bir disiplinle oluşturulacak birleştirici kuruluşlardı.

Korporasyonlar, devlet ve parti temsilcileri ile işçi ve işveren kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan bir kurul tarafından yönetilmişlerdir. Devlet, korporasyon yönetiminde, 1926’da kurulan Korporasyonlar Bakanlığı tarafından görevlendirilen temsilcileriyle yer almıştır. Korporasyonların tüm ekonomik sorunlarda danışma görevini yerine getirebilmesi, kollektif iş uyuşmazlıklarını çözmeye yetkili olması, üretim faaliyetlerini eşgüdümleme ve teşvik edebilmesi ve ülke düzeyinde birlik, düzenlilik sağlayabilmesi amacıyla Korporasyonlar Milli Meclisi, Korporatif Ekonomi Mahalli Meclisleri ve Sendikalar Arası Komiteler oluşturulmuş, daha sonra ise Milletvekilleri Meclisi Korporatif Meclis biçimine dönüştürülmüştür.

Özel mülkiyet ve teşebbüse dokunulmadan liberal ekonomi ile sosyalist ekonominin sentezini, tek parti olan Faşist Parti’ye dayanarak gerçekleştirmeyi tasarlayan korporasyonlar, devletin tüm alanlara müdahele etmek ideali yüzünden kendilerinden beklenen görevi yerine getirememişlerdir.

0/50 ratings