Kız Kulesinin Tarihi Hakkında Çeşitli Görüşler

- in Kültür
95
0

Kız Kulesinin Tarihi Hakkında Çeşitli Görüşler

Kız Kulesi: İstanbul boğazında, Harem ile Salacak kıyılan yakınında, kayalık üzerinde tarihi deniz feneri. Deniz yüzeyinden pek az çıkan, yaklaşık olarak 35-36 m kenarlı kare düzlük üzerinde yapılmış olan Kız kulesi, her bir kenarı 18-21 m yüksekliğinde değişik ölçüleri olan küçük bir kaledir.

Kız kulesinin tarihi geçmişi Eski Çağa dayanmasına rağmen, karanlıkta kalmıştır. Peloponnes savaşları sırasında Mö 411’de, Atinalı kumandan Alkibiades tarafından Salacak kıyısı yakınında Karadeniz’den gelen gemileri kontrol altında bulundurmak amacıyla bir kule yaptırmış, gümrük istasyonu niteliğindeki bu kulenin kurulmasıyla da, Kız kulesinin tarihi başlamıştır.

Tarihçi Niketos Khaniates’in yazdığına göre, Manuel Komnenos (1143-1180), burada Arkla (Hisarcık) denilen küçücük bir kale yaptırmış ve karşıda Sarayburnu’nda, Mangana’da yaptırdığı diğer bir kule ile bunların arasına bir zincir çekip, boğaza giriş çıkışı kontrol etmeyi tasarlamıştır. Hünername ile Piri Reis’in çeşitli İstanbul haritalarında da, bu kule belirtilmiştir.

Evliya Çelebi de, XVII. yüzyılda Kız kulesinin dört köşe, 80 arşın yüksekliğinde olduğunu ve çevresinin 200 adım geldiğini yazmıştır. Kız kulesinin kapısı üstüne üçgen bir çerçeve içinde hattat Rakım’ ın imzası ile Sultan II. Mahmut’un tuğrası ve Hicri 1248 (1832-1833) tarihi bulunmaktadır. Bu da, Kız kulesinin şimdiki biçimini aldığı, padişah II. Mahmut zamanındaki tamiratın tarihidir.

Kız kulesi ile ilgili olarak halk arasında” çeşitli efsaneler söylenmektedir. Eski bir efsaneye göre, mitoloji kahramanlarından Leandros, sevgilisi Hera’ya kavuşmak için, boğazı geçerken Kız kulesi civarında boğulmuştur. Anısına da, bir anıt yaptırılmıştır. Batılılar da, Kız kulesine “Leandros kulesi” demektedirler. Bir başka efsanede ise, kral Konstantin’in, bir kahin tarafından kendisine, kızının yılan sokması nedeniyle öleceğinin söylenmesi üzerine kızını bu kuleye saklaması ve kuleye gönderilen bir üzüm sepeti içindeki yılanın sokması sonucu kızının ölmesi anlatılır.

Büyük Kültür Ansiklopedisi 7 Cilt 2681