Kıbrıs Kültür ve Sanatı

- in Kültür
53
0

Kıbrıs adası en eski devirlerden beri, Yakındoğu uygarlıklarıyla Avrupa uygarlıkları arasında bir köprü görevi yapmıştır. Coğrafi konumu nedeniyle ilk çağlardan beri pek çok deniz kavimlerinin istilasına uğramış, adaya özgü, bir sanat türü gelişmemiştir. Daha çok Doğu medeniyetinin izlerini taşır. Suriye, Filistin, Mısır, Pers, Aka kavimlerinin istilaları sırasında meydana getirilen sanat eserlerinin hiçbiri tam olarak yaşamamıştır, üstleri parlak ve kırmızı renkte, çeşitli motiflerle süslü toprak kaplar, Neolitik Çağ’da kullanılan eserler olarak örneklenebilir.

Heykelcilik MÖ VII. ve VI. yüzyıl ortalarında başlar. Asur ve Mısır’ın etkisi görülür. Ada, Mısır’a bağlandıktan sonra Helenistik Çağın etkisine girer. Bu dönemde gerçekçilikten esinlenen heykel sanatı büyük gelişme göstermiştir.

Roma devri sanat ürünlerinden olanlar, özellikle tarihi mimari, kalıntılardır. Adayı turistik yönden oldukça önemli kılan, çok sayıda ve her devre ait tarihi kalıntılara pek çok bölgede rastlanır. Magosa surları, Deniz kapısı (Venedikliler devrinden), iç kale (XIV. yüzyıl Luzinyanlar devrinden), Canpulat türbesi (1571 Türkler devrinden), St. Peter ve St. Paul kilisesi (Sinan Paşa camii), St. Nicola katedrali (Lala Mustafa Paşa camii), Nastorian kilisesi, St. Marey Ermeni kilisesi, Venedik sarayı, Magosa Namık Kemal zindanı, Roma hamamı ve tiyatrosu, Salamis’te kral mezarları, Lefkoşe Dikilitaşı (Venedikliler devrinden), gerçek Türk mimari özelliğini taşıyan Arap Ahmet Paşa camii ve Luzinyanlar devri gotik mimarisinin en güzel örneği olan Bellapais manastırı gösterilebilir.

Adada Anadolu folklorunun bir devamı görülür, özellikle Sivas, Tokat, Amasya ve Kahramanmaraş bölgelerinin giysi ve oyunları ada folkloru üzerinde etkindir.

Büyük Kültür Ansiklopedisi 7 Cilt 2643