Kefalet Nedir, Kefalet Sözleşmesi Nasıl Yapılır

Kefalet Nedir, Kefalet Sözleşmesi Nasıl Yapılır

- in Bilgi

Kefalet nedir, ne demek, anlamı. Kefalet sözleşmesi nasıl yapılır, çeşitleri nelerdir, hakkında bilgi

Bir borcun, borçlu tarafından ödeneceğine, üçüncü bir kişinin garanti vermesi. Kefalet sözleşmesinin yazılı olarak yapılması ve kefilin sorumlu olduğu miktarın belirlenmesi gereklidir. Kefalet sözleşmesi, tek taraflı borç yükleyen bir sözleşmedir. Kefil, borç altına girmekte, alacaklı da bundan bir çıkar sağlamaktadır.
Kefalet sözleşmesi ile borçlunun borcunu ödememesi durumunda, borçtan kişisel olarak sorumlu olmayı alacaklıya taahhüt eden kişidir. Kefilin borcu, ancak geçerli bir borcun varlığı halinde geçerlidir.

Diğer yandan kefalet borcu, ikinci derece bir borçtur. İlk planda asıl borçlunun takip edilmesi, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumunda, kefile başvurulması gereklidir. Kefil, asıl borcu ödemez, borcun ödenmemesinden doğan zararı karşılar.

Kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için asli ve şekli iki koşulun gerçekleşmesi zorunludur.
Aslı koşulların ilki, geçerli bir borcun olmasıdır. Ancak, asli borcun mutlaka kefalet sözleşmesinin yapıldığı sırada bulunması gerekli değildir, önemli olan, kefilin takibe geçeceği sırada geçerli bir borcun bulunmasıdır. Bu nedenle, gelecekteki bir borç için de kefalet sözleşmesi yapılabilir.

Hükümsüz olan bir borca kefalet edilmez. Bu kuralın istisnası, hata veya ehliyetsizlik nedeniyle borçlunun sorumluluğunu gerektirmeyen bir sözleşmeden doğan borca kefalet, kefilin, sözleşmenin yapıldığı sırada, bu sakatlığı bilmesi durumudur. Sezgin bir küçüğün (18 yaşını doldurmamış, ancak makul hareket etme ve karar verme yeteneğine sahip) veya sezgin kısıtlıların borcuna kefalet, kefilin bu sakatlığı bilmesi halinde geçerli, aksi takdirde geçersizdir.

Asli koşulların ikincisi, kefilin kefalete ehil olmasıdır. Ehliyet, hak ve borç sahibi olabilme iktidarıdır. Doğal olarak, 18 yaşını bitirmiş, sezgin olmak yeterlidir. Kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için gerekli koşulda, ehliyetliler her türlü hukuksal işlemi bizzat yapabilecekleri için, kefil olmaya da yetkilidirler. Tam ehliyetsizler ise, (temyiz kudretinden yoksun olanlar) fiil ehliyetleri olmadığından, böyle bir işlem yapamazlar. Kendilerine yasal bir müşavir atanmış kişilerin kefillik yapabilmeleri, yasal müşavirlerin izinlerine, kadınların kocaları lehine kefillik yapabilmeleri de sulh yargıcının iznine bağlıdır. Evli kadınların, başkalarına kefil olmalarını engelleyen bir kısıtlama yoktur.
Sınırlı ehliyetsizler (sezgin küçükler ve sezgin kısıtlılar) ise, ne bizzat, ne de yasal temsilcilerinin izni ile borca kefalet edemezler.

Şekli koşullar da iki tanedir. Yazılı şekil, sözleşmenin mutlaka yazılı olarak yapılması gerektiğini gösterir. Bu bir kanıtlama değil, geçerlilik şartıdır. Yazılı olmayan kefalet sözleşmeleri geçersizdir.
Kefalet senedinde kefilin imzasının bulunması gerekli ve yeterlidir. Ayrıca alacaklının imzasının bulunması veya isminin yazılı olması da gerekli değildir. Borçlunun ise, ismen yazılması zorunludur. Aksi taktirde, kefalet senedi geçerli olmaz.

Şekli koşulların ikincisi, sorumlu olunacak miktarın gösterilmesidir. Bu miktar daima para olarak rakamla belirtilmelidir. Hatta, borcun konusu, para değil de mal ise, sorumlu olunacak miktarın yine de para olarak yazılması gereklidir. Miktar belirtilmeyen kefalet senetleri geçersizdir.

Kefalet sözleşmesinin çeşitleri şunlardır:

Adi kefalet: Adi kefalette alacaklı, önce borçluyu izlemek ve alacağını ondan almak zorundadır. Asıl borçlunun bcrcu ödeyemeyecek durumda olması halinde kefile gidilir. Borçlar Kanunu’nun asıl benimsediği tür budur.
Zincirleme kefalet: Adi kefaletin tersine, alacaklının önce borçluyu izlemek veya rehnin paraya çevrilmesini isteme yollarını denemeden, doğrudan doğruya kefile başvurmasıdır. Zincirleme (müteselsil) kefaletin söz konusu olabilmesi iç’in kefilin müteselsil olarak borç altına girme iradesinin kefalet senedinden açıkça anlaşılması gereklidir. Bu tür kefaletin kefilin borcu ikinci derece nitelikte değildir.

Birlikte kefalet: Aynı borca birden fazla kimsenin, aynı borç için kefil olduklarını, bilerek kefil olmalarıdır. Eğer, birden fazla kişi birbirinden habersiz olarak aynı borca kefil olursa, her biri alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Buna gerçek olmayan kefalet veya bağımsız kefalet denilir.
Kefile kefalet: Alacaklı ile kefil arasında yapılan, kefilin alacaklıya karşı taahhüdünü garanti eder.

Rücua kefalet: Asıl kefil ile rücua kefil arasında yapılır. Borcu ödeyip, kendine düşenden fazla ödeme yaptığı için rücu (başvuru; yoluyla alacağının ödenmesini isteyen kefilin alacağının . garantiye alınması için yapılan sözleşmedir.
Kefilin sorumluluğu, kefalet senedinde gösterilen, en çok miktar ile sınırlıdır. Borçlunun neden olduğu kusurun sonuçlarından kefil de sorumludur. AsıI borçlu aleyhine açılmış dava takip masraflarından, asıl borç için kararlaştırılmış faizlerden de sorumludur. Ancak, yalnızca işlemekte olan faizler ile işlemiş olan faizlerden bir yıllığını ödemekle yükümlüdür.

Kefil ile alacaklı arasındaki ilişkide, önemli olan konu; kefilin alacaklı karşısında sahip olduğu defi hakkıdır. Kefil, asıl borçluya ait olan bütün def ileri ileri sürmek hakkına sahiptir, hatta yükümlüdür. Çünkü kendi kusuru olmaksızın bilgi sahibi olduğunu kanıtlamadıkça, bunları ileri sürmediğinden ötürü, borçluya başvurma hakkını’kaybeder. Kefilin ayrıca kendi şahsına ait defileri vardır. Adi kefalette, tartışma ve rehnin Paraya çevrilmesi defileri gibi. Bunlara kişisel defiler denilir.
Kefilin, borçludan güvence istemek, taahhüdünün kurtarılmasını istemek, borçluya rücu etmek, borçluya karşı haklarıdır.

Kefalet sözleşmesi, belirli bir süre için yapılmışsa, sürenin sona ermesiyle, belirsiz süre kefalette, alacaklıdan asıl borcun süresinin bitmesinden sonra bir ay içinde icraya veya mahkemeye başvurmaması halinde, bir ayın sonunda, bir resmi memura kefalet durumunda, her üç yılda, bir sonraki yıl sonunda kefalet sözleşmesinin sona ereceğini ihbar etmesi ile asıl borcun ödenmesinin imkansız hale gelmesi ile borcun ödenmesi ile, alacaklı ve kefilin aynı kişide toplanmasıyla, asıl borçlunun, alacaklıdan olan bir alacağını, kendi borcuyla takas etmesi ile sona erer.

Kefaletle salıverilme: Bazı koşullarda ve bazı şahıslar için, tutuklamanın amacına, mali bir güvence ile ulaşmanın mümkün olduğu durumlarda, yargıç veya mahkeme kararı ile tutuklama kararının infazının engellenmesi, sanığın maddi bir güvence karşılığı salı verilmesidir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir