Hava Balonları Hakkında Bilgi

Hava Balonları Hakkında Bilgi

- in Bilgi

Geçirimsiz bir bezden yapılan, yoğunluğu çevresindeki havadan daha az olan bir gazla doldurulduğu için uçan hava taşıtı.

Halkın önünde ilk balon uçurma denemesi, Fransa’da 5 Haziran 1783’te Annonay’de, Joseph ve Etien-ne Montgolfier Kardeşler tarafından yapıldı. Keten ve kağıttan yapılma, hacmi 660 m3 olan, ısıtılmış havayla uçan bu balon, 1 800 m’ye yükseldi; başlangıç noktasından 1,6 km uzunluğa indi. 21 Kasım 1783’te Pilâtre de Rozıer ile Arlandes Markisi de, Paris’in merkezinden banliyölerine doğru ilk insanlı uçuşu yapmak için bir Montgolfier balonundan yararlandılar. 27 Ağustos 1783’te Fransız kimyacısı J.A. Charles, bir balonu hidrojen gazıyla doldurarak, Paris’teki Champ de Mars’tan insansız olarak uçurdu. Sonra aynı yılın aralık ayında, yardımcısıyla birlikte, hidrojenle doldurulmuş bir balonla, Paris’ten 104 km kuzeydeki Nesle köyüne uçmayı başardı.

Hidrojenin özünde havada asılı kalma özelliği taşıması, buna karşılık sıcak havanın havaya kaldırma özelliğinin hava soğudukça azalması nedeniyle, balonlarda hidrojenin ısıtılmış havadan daha kullanışlı olduğu belirlendi ve havagazının çok kolay elde edilebilmesi nedeniyle kısa süre çok yaygın olarak kullanılmasına karşın, balonların hidrojenle doldurulmasının yeğlenmesi, XX. yy’ın ilk çeyreğine kadar sürdü. 1895’te bulunan helyum, 1918 sonrasına kadar ticari olarak kullanılabilecek bir duruma gelmedi; üstelik pahalıydı ve hidrojen kadar kaldırma gücü sağlamıyordu. Buna karşılık son derece yanıcı ve potansiyel olarak patlayıcı bir gaz olan hidrojene oranla büyük bir güvenlik sağladığından, o tarihten sonra hidrojene yeğlenmeye başlandı.

Balon serbest olarak havaya bırakılınca, ortalama yoğunluğu, çevresindeki atmosferin yoğunluğuna eşit oluncaya kadar yükselir. Daha çok yükselmesi  için pilotun safra (safralolarak çoğunlukla kum torbaları kullanılır) atması, yani balonun ağırlığını azaltması gerekir. Balonu alçaltmak içinse, balondaki kaldırıcı gazın birazı, bir supaptan dışarı bırakılır.

Askeri Kullanımı

Balonlar çok erken bir tarihte askeri amaçlarla kullanılmaya başlandı. Fransa ile Avusturya arasındaki Fleurus Savaş’ında (26 Haziran 1794), Fransızlar savaş alanını gözetlemek ve topçu atışlarını hedeflere yöneltmek için yere bağlı bir balondan yararlandılar. Ayrıca, dünyanın ilk hava gücü olan bir balon kolordusu kuruldu ve daha çok sayıda balon yapıldı. Ama, bu kolordu çok geçmeden kaldırıldı.

Avusturyalılar 1849’da Venedik’i kuşatırken, sıcak havayla doldurulmuş, önceden ayarlanmış kumanda düzenekleriyle serbest kalan bombalar taşıyan 200 küçük balon kullandılar; ama önceden tahmin edilemeyen rüzgarlar yüzünden, bu ilk hava bombardımanı önemli bir sonuç vermedi.

ABD’de de Ayrılık Savaşı sırasında (1861 -65) da balonlar kullanıldıysa da, alınan sonuçlar gene önemsiz kaldı.
Fransa-Prusya Savaşındaki (1870-71) beş aylık Paris kuşatması sırasında, Paris ile Fransa’nın geri kalan bölgeleri arasındaki tek iletişim aracını balonlar oluşturdu. Paris’ten havalanan balonlar posta, yolcu ve gittikleri yerlerden Paris’e haber getirmek için dönecek posta güvercinleri taşıyorlardı.

Küre biçiminde balon, serbest uçuşlara çok uygundu; ama yere bağlı küresel balonlar, sıçrayıp sallanıyor, yere bağlandıkları kabloların çevresinde dönerek bu kablolara dolanıyorlardı. Bu yüzden hareketsiz bir platformu gerektiren askeri harekat için kullanılmaya elverişli değillerdi.

1900 yıllarına gelinince, uçurtma aerodinamiğini balon aerostatiği ile birleştiren sosis biçimli balonlar geliştirildi: Daha sonra yapılacak güdümlü balonların öncüsü olan bu uçurtma balonlar, Birinci Dünya Savaşı sırasında gözetleme karakolu ve hava barajı (düşman uçaklarına engel oluşturmak için, balonlar arasında kablolardan ağlar sarkıtılmıştı) olarak yaygın biçimde kullanıldı. Baraj balonları İkinci Dünya Savaşı sırasında da kullanıldı. Ayrıca, savaş sırasında Japonlar, Büyük Okyanus’u geçerek Kuzey Amerika’ya varacağı umuduyla bomba taşıyan 9 000 balon uçurdular (Kuzey Amerika’ya yalnızca 300 kadarı ulaşabildi; üstelik insan yaşamayan yerlere düştüler) 1948’den sonra ABD ile SSCB arasında soğuk savaş gelişince CIA, Batı Avrupa’dan fotoğraf makineleri taşıyan Ekvador’da yetişen balsa, odununun yumuşaklığı ve hafifliğiyle tanınır. Orta Amerika ve Güney Amerika’da yaşayan halklar tarafından kano ve sal yapımında kullanılır. 1947’de antropolog Thor Heyerdahl ve beş arkadaşı, balsa ağacı dallarından yaptıkları bir salla Peru’da Callao limanından,

Büyük Okyanus’un güney kesimindeki Tuamotu adalarına gitmişlerdir.
Balsa ağacının boyu 18 m’yi, gövde çapı altı yıl içinde 76 cm’yi bulabilir. Günümüzde odunundan özellikle uçaklarda ısı ve ses yalıtımında, ambalaj işlerinde yararlanılmaktadır.