Halk Hikayesi Nedir, Halk Hikayesinin Özelliği

Mart 20, 2012 Yorum yok. »

arzu kamber Halk Hikayesi Nedir, Halk Hikayesinin Özelliği

 Halk Hikayesi Nedir, Halk Hikayelerinin Özellikleri Nelerdir?

Halk Hikâyesi Halk anlatılarının önemli bir türü olan halk hikâyeleri, batıda ve bizde üretiliş tarz ve biçimi belirli bir “tür” olarak ele alınmış ve diğer anlatı türleri ile karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Türk halk hikâyeleri üzerine yaptığı önemli çalışmasında Boratav, hikâye tanımına bir “tür” konusu olarak yaklaşır ve diğer türlerden farkını ortaya koyarak “hikâyenin ne olduğu” sorusuna cevap arar.

Halk Hikâyeleri ve Halk Hikâyeciliği adlı önemli eserinin ikinci bölümünü “Nevi Meselesi” olarak adlandırır ve halk hikâyesini “destan”, “masal”, “roman”, “halk şiiri”, “realist halk hikâyeleri”, “meddah hikâyeleri”, “halk temaşası” gibi diğer anlatı şekilleri ile karşılaştırarak tanımlamaya çalışır. Boratav’a göre halk hikâyesi, “destan”dan sonra ortaya çıkan bir türdür ve destanın bıraktığı boşluğu doldurmaktadır: “…yeni ve orijinal bir nev’i karakteri alarak meydana gelen halk hikâyeleri, yerini tuttuğu destanın birçok vasıflarını hala taşımaktadır. Fakat bunlar onun asıl karakterini verenler değildir. Süratle yeni bir nev’e gidiş vakıası karşısında bulunuyoruz: Destanî anane gittikçe zayıflıyor, çünkü destanın asli karakterini tayin eden sosyal şartlar gittikçe ortadan kayboluyor.” Destan türünden sonra ortaya çıktığı ve Türkiye sahasındaki en eski örnekleri 15. yy’dan itibaren görüldüğü görüşü yaygın olarak benimsenen bu tür hakkında çeşitli tanımlar yapılmıştır.

Bu tanımlardan bazıları şunlardır: Şükrü Elçin:”Arap dilinde başlangıçta “kıssa” ve “rivayet” olarak düşünülen, sonraları “eğlendirmek” maksadı ile “taklit” manasında kullanılan “hikâye” deyimi, gerçek veya hayali bir takım olayların, maceraların hususi bir üslupla, sözle nakil ve tekrarı demektir.” Ali Berat Alptekin:”Göçebelikten yerleşik hayata geçişin ilk mahsullerinden olup; aşk kahramanlık vb konuları işleyen; kaynağı Türk, Arap-İslam ve Hint-İran olan büyük ölçüde âşıklar ve meddahlar tarafından anlatılan nazım-nesir karışımı anlatmalardır.” Otto Spies:”Bir sevgiliyi elde etme yolundaki maceraları anlatan masal.”

Halk Hikayelerinin Özellikleri

A.Şekil Özellikleri

1-Halk hikâyeleri, nazım-nesir karışımı bir yapıya sahiptir. Bu özellik masal, efsane, menkıbe ve fıkralarda pek görülmez. Hikâyenin anlatım ve tasvir kısmı mensur, duygu ve heyecan ifade eden bölümler ise manzum olarak söylenir. Anlatıcı, hikâyenin mensur kısmında istediği değişikliği yapabilir. Konuya ekleme veya çıkarma yapmada serbesttir. Hikâyenin özünü bozmadan beğenmediği kısıkları çıkarır veya hoşuna giden bir başka hikâyeyi uygun bir yere ekleyebilir. Bu şekilde sonradan eklenen hikâyelere “karavelli” adı verilir. Hikâyeci mensur kısımlarda sahip olduğu anlatma serbestliğini manzum kısımları söylerken kaybeder. Çünkü burada şiiri olduğu gibi vermek zorundadır. Hikâyenin manzum kısmında, halk şiirinin hemen her şeklinde ve türünde örneklere rastlanabilir. Hikâyelerde yer alan şiirleri daha çok birinci derecedeki kahramanlar yani hikâyeye adını veren kişiler söylerler. Hikâyelerde nesirden nazma geçilirken genellikle; “Aldı sazı .” şeklinde kalıplaşmış ifadeler kullanılır.

Eğer bir halk hikâyesi tamamıyla mensur şekilde anlatılmışsa, yani içerisinde manzum parçalar yoksa bu hikâyeye “kara hikâye” adı verilir. Bu tür hikâyeler daha çok masallardan geçmiştir. Kısa, bir türküye bağlı olarak anlatılan hikâyelere ise “serküşte” , “kaside” veya “bozlak” adı verilir.

2- Hikâyelerin girişinde masallarda olduğu gibi kalıplaşmış ifadeler vardır: “Efendim, olsun deminiz, olmasın geminiz, hayra dönsün serenceminiz. Deyiller ki….” Hikâyenin sonu da bir dua ile tamamlanır:

“Hekayemiz burada menziline yetdi. Allah darda galanları, murad üstünde olanları muradına gavuşdursun.”

3- Hikâyenin dili sözlü varyantlarda sade ve anlaşılır olmasına rağmen yazmalarda sözlü varyantlara göre daha ağırdır.

4- Yazma ve matbu halk hikâyeleri sözlü varyantlarına göre daha uzun, şiirleri daha fazladır.

5- Güzellerin ve çirkinlerin tasviri, tıpkı masallarda olduğu gibi kalıplaşmış cümlelerle ifade edilir:

“Afet-i cihan, hükmü Süleyman, bir karış gerdan, Zelha-yı sânî, -yı sânî, Yusuf-u zaman, alı al- kırmızısı kırmızı değer yüzbin kırmızı kırmızı(altın)….”

“…Yapağı saçlı, bir kazan başlı, bir kazma dişli… Bir inek başlı, bir camus ayaklı, karnı dalaklı, burnu sümüklü, gözü çapaklı, kalbur kulaklı, beli bükülmüş, dişi dökülmüş, bir nesne bilmez, hiç yüzü gülmez.”

6- Halk hikâyelerinde de masallarda olduğu gibi kahramanların hareketleri, bir yere gidişleri, bir olaydan başka bir olaya geçiş, uzun zamanı kısaca anlatma vb. kalıplaşmış sözlerle ifade edilir.

7- Bir halk hikâyesi metninin içerisinde masal, efsane, fıkra, dua, beddua, deyim, atasözü, bilmece vb. örneklerine rastlanabilir. Ayrıca hikâyelerde anlatıcının yaşadığı bölgeyle ilgili birtakım örf ve adetlere, kültürel özelliklere rastlanabilir. Özellikle doğum, evlenme ve ölüm adetlerinde metnin aslına bağlı kalınmayıp kaynak şahsın bildiği şekilde anlatılır.

Halk Hikayelerinin Muhteva Özellikleri

Halk hikâyelerinin konuları genellikle aşk ve kahramanlıktır. Meselâ Ercişli Emrah ile Selvihan, Derdiyok ile Zülfü Siyah, Arzu ile Kamber, Tahir ile Zühre vb. aşk konusunu işlerken Köroğlu, Kaçak Nebi vb. kahramanlık konusunu işlemektedir. Hikâyelerde bazen iki konu birlikte işlenir.Kirmanşah, Yaralı Mahmut, Şah İsmail, Bey Böyrek vb bunlardandır.

2- Halk hikâyelerini meydana getiren hadiseler gerçek veya gerçeğe yakındır. Bu sebeple teşekkül ettikleri devrin tarihî olayları bazen olduğu gibi, bazen de hikâye gerçekliği içinde yer alır.(Köroğlu: Celâlî İsyanları, Ercişli Emrah- Şah Abbas’ın Van Kalesini Kuşatması)

3- Kahramanların başından geçmiş gibi görünen pek çok olayda olağanüstülükler vardır. Mesela, Köroğlu’nun su üzerindeki üç köpüğü içmesiyle şairlik, kahramanlık ve ölümsüzlük vasıfları kazanması; Kamber’in bedduası üzerine Arzu’nun gelin giderken bindiği bütün atların belinin kırılması; Kerem ile Aslı’nın yanarak kül olması vb. gibi.

4- Kahramanlar genellikle tek çocuk olup olağanüstü bir şekilde dünyaya gelirler. Hiç çocuğu olmayan baba derdine çare aramak için gurbete çıkar. Yolda bir çeşmeden abdest alıp, namaza duracağı sırada karşısında ak saçlı bir ihtiyar(Hz. Hızır) peyda olur. Koynundan bir elma çıkarıp verir ve karısı ile birlikte bölüşüp yemelerini, vakti geldiğinde bir çocuklarının dünyaya geleceğini söyleyerek kaybolur.

5- Kahramanın dünyaya gelmesinde yardımcı olan pîr daha sonra; kahramana ad verilmesi, eğitimi, âşık olması ve sevgiliyi aramak için gurbete çıkmasında da ortaya çıkacaktır.

6- Halk hikâyelerinde kahramanlar genellikle dört şekilde birbirlerine âşık olurlar:

  • a. Bade içerek

b. Aynı evde büyüyen kahramanlar kardeş olmadıklarını öğrenince

  • c. Resme bakarak
  • d. İlk görüşte

7- Destan ve masalda olduğu gibi, halk hikâyelerinin de hususi anlatıcıları vardır. Halk hikâyeleri hikâyeci âşıklar tarafından anlatılır.

8- Hikâyenin bazı bölümlerinde dinleyiciler için yapılan duâlar vardır:

a) Yarım kalan, bir gecede bitmeyen hikâyelere ertesi gün kaldığı yerden başlarken, “…Sabah oldu, cümlemizin üstüne hayırlı sabahlar açılsın….”

b) Hikâyenin muayyen yerlerinde, özellikle sabah vakti, “…o gece geldi, sabah oldu. Hayırlı sabahlar cümle âlemin üzerine açılsın inşallah”

c) Hikâyenin kahramanları birbirine kavuştuktan sonra.

” ….İki sevgili kırk günün erzinde murat alıp, murad verdi. Siz de hemîşe damahda olasınız. Allah sizin de muradınız varsa vere inşallah.. “

“Hikâyemiz erdi hatime, rahmet olsun gelmiş geçmiş cümle kara toprakta yatana. Gerek Gül’ün, Ali Şîr Nevâyinin ve Hüseyin Baykara’nın ruhuna ve gerekse nâmurâd ölmüş âşıkların ruhuna Fatiha. Hepsini Mevlâ garîk-i rahmet eyleye! Âmin!” şeklinde dualar edilir.

9. Hikâyelerde, kahramanın en büyük yardımcısı. Hazreti Hızır’dan sonra âttır. Kahramanın her zaman yanında bulunan atı, onun kederine de sevincine de ortaktır. Çok hızlı giden bu atlardan bazıları uçma özelliğine de sahiptir. Köroğlu’nun atının kırk gün ışık almayan bir odada beslenmesi, Şah İsmail’in atının, Dervişin verdiği elmanın kabuklarını yemesi neticesinde dünyaya gelmesi Beyrek’in atı Boz Aygır {Bengi Boz)’ in deniz kulunu olması onların olağanüstü özelliklere sahip olduklarını gösterir.

10. Kahramanlar, bazen insan dışındaki varlıklarla da konuşurlar Bunun en güzel örnekleri Kerem ile Aslı Hikâyesi’nde mevcuttur. Kerem, avcıların kovaladığı ceylana, turnalara; Kızılırmak’a, Karadağ’a, Erciyes Dağına kurukafaya hitaben şiirler söylerken Mecnûn çöldeki hayvanlarla Leyla’ya, Arzu bulut ve kuşlarla annesine haber gönderir.

11. Halk hikâyeleri genellikle “mutlu son” la biter. Birçok hikâyede, âşıkların başından çeşitli maceralar geçer, fakat sonunda birbirlerine kavuşurlar. Ancak, Ferhat ile Şirin, Leylâ ile Mecnûn, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kamber, Kerem ile Aslı gibi bazı hikâyelerde, âşıkların bir araya geldikleri 1 anda ölmeleri mâlûmunuzdur. Ama bu hikâyelerde bazen çeşitli sebeplere; bağlı olarak kahramanların kavuştuğunu da görmekteyiz. Meselâ, Kerem İle Aslı hikâyesinin Türkmen ve Horasan varyantlarında: Kerem yandıktan sonra Aslı onu, mezarı başında kırk yıl bekler. Daha sonra Allah’a, ya canını alması, ya da Kerem’i tekrar göndermesi için duâ edince Allah, duasını kabul ederek Hazreti Muhammed ve Hazreti Ali’nin aracılığa ile Kerem’i canlandırır, Aslı’yı da tekrar gençleştirir. İki aşığın nikâhını Hazreti Muhammed ve Hazreti Ali kıyar.

Bu şekilde, sonunda ayrılık olan bir hikâyenin vuslatla bitmesinin çeşitli sebepleri vardır. Genellikle dinleyiciler ayrılığı sevmediği için, anlatıcı da buna bağlı kalarak âşıkları kavuşturmaktadır. Boratav’ın belirttiğine göre bin sekiz yüzlü yıllarda âşıkları birbirlerine kavuşturmayan anlatıcıların başına bazı kötü hadiseler geldiği için Karslı âşıklar toplanarak bütün hikâyeleri sonunda sevdalıları kavuşturmaya karar vermişlerdir. Sadece Kerem ile Aslı hikâyesinin sonunu değiştirmemişler, fakat onu da günah telakki ederek fazla anlatmamışlardır.

Bütün bunların sebebi, hiç şüphesiz dinleyici kitlesinin bu ayrılığa razı olmaması, sevenlerin kavuşmalarından yana olmasından kaynaklanmaktadır. Hatta bu yüzden hikâye anlatan âşığa para veren veya alnına silah dayayıp: “Ya âşıkları kavuşturursun, ya da bu kurşunu yersin” gibi tehditler savuranlar da vardır.

12. Hikâyelerden bazıları âşıkların hayatı etrafında teşekkül etmiş olup onların başından gecen aşk maceralarını anlatır. Bu husus, özellikle Azerbaycan sahasında daha yaygındır. Tahir, Kerem (Kerem Dede), Garip, Tufarganlı Abbas, Kurbanî, Emrah vs. aslında bir âşıktır. Bunlar kendi başlarından geçen aşk hikâyelerini bazı olağanüstü ve hayalî unsurlarla süsleyerek anlatmışlar veya kendilerinden sonra gelen bir başka, âşık bu şekilde tasnif etmiştir.

13. Kahramanlar tarafından yapılan dua ve beddualar mutlaka gerçekleşir. Arzu; “Allah’ım beni Kamber’e kavuştur da, istersen kavuşturduğun anda canımı al!” dediği İçin, bunlar tam birbirlerine kavuştukları anda ölmüşlerdir.

Sazın tellerini kırdığı için babasından dayak yiyen Emrah bir çeşme başında elini yüzünü yıkayıp abdest aldıktan sonra; “Ey yohları var eden Allah, on sekiz bin âlemin herkesin muradını döne döne veren sen, herkesi bir meskene yetiren sen, ya bene bir sevda, bilgi ver, ya burda emanatını al!” diye duâ edip yattıktan sonra rüyasında bade içerek âşıklık mesleğini öğrenmiştir.

14. Halk hikâyelerinde mekân dünyadır. Bu mekân bazen çok dardır. (Arzu ile Kamber hikâyesi iki köy veya kasaba arasında geçer), bazen de geniş bir coğrafî alana dağılır (Âşık Garip: Türkiye dışında Mısır, Tiflis, Halep, Tebriz gibi ülkeleri gezer).

15. Bazı halk hikâyelerinde atlı-göçebe hayatının özellikleri görülebilir. Ancak çoğu hikâyelerde yerleşik hayata geçiş söz konusudur.

16. Birkaç İran – Hint ve Arap kaynaklı halk hikâyelerinin dışında diğerleri millîdir ve hemen hemen bütün Türk dünyasında anlatılır.

17. Hikâyelerde hikâyeye adını veren asıl kahramanların dışında:

  • a) Kahramanların yakın çevresi (anne- baba, ka
  • b) İdareciler (padişah, vezir, bey vb.)
  • c) Yardımcı tipler (ak saçlı ihtiyar, bezirgânlar)
  • d) Arabozucu tipler (kocakarı, kara vezir, üvey ana)
  • e) İnsan olmayan tipler (at, kuş vb.) vardır.

Benzer Yazılar

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin