Halk Hikayelerinin Anlatma Düzeni

Mart 21, 2012 Yorum yok. »

arzu kamber Halk Hikayelerinin Anlatma Düzeni

Halk Hikayeleri Nasıl Anlatılır, Halk Hikayeleri Anlatımında Nasıl Bir Yol İzlenir

I. FASIL

Bir divani ile başlar. Divani 3 failatün 1 failün ölçüsüyle yazılır. Hece ile ise 15′li vezinle söylenir. Kafiye şeması koşma tarzıdır. Divani ‘den sonra tecnis söylenir. Ezgiyle söylenir. Sonra tekerleme, koşma, semai, destan (mizahi olanlar) sonra bir Köroğlu Türküsü söylenir. Çünkü fasıllarda Köroğlu Türküsü söylenmezse, Köroğlu’nun beddua ettiğine inanılır. Sonra ustayı anan bir ustamani türküsüyle anar.

II. DÖŞEME

Bu bölümde âşıklar nesir biçiminde bir tekerleme söylerler. Soyut söyleyiştir. Olağanüstü bir mantığı, farklı bir dünyayı anlatabilen sözlerdir. Bazen bu tekerlemeler meddah ve Karagöz’de olduğu gibi başından geçmiş gibi anlatılır. Sonra bunun rüya olduğunu söyler.

III. H İKÂYE METNİ

Dua ile başlar. Hikâye geçilir. Durumla ilgili bilgiler düzyazı şeklinde anlatılır. Kişilerin karşılıklı konuşmaları duyguları anlatacak şekilde türküler girer. Hikâye anlatılırken araya hikâyeyle ilgisi olmayan ve Doğu Anadolu’da Karavelli veya Karahikâye adı verilen kısa, nesir şeklinde hikâyelere yer verilir. Bu hikâyelerde atasözleri, benzetmeler ve deyimlere fazlaca yer verilir.

Biyografik halk hikâyeleri anlatılırken, hikâyenin asli konusunda yapılacak değişiklikleri ve türkü değişikliklerini seyirci kabul etmez. Bu bölümler sabittir. Bir hikâyeci âşık iyi bilmediği bir hikâyeyi uydurarak anlatmaya kalkışırsa büyük tepki alır ve itibarını kaybeder.

Hikâyeciler anlattıkları hikâyelere yeni bir tat vermek için türkü kıtalarının arasına mani veya Köroğlu Türküleri ilave ederler. Bu ek parçalara türkülerin peşrevi denilir.

Biyografik halk hikâyelerinde kahramanlar ve olaylar idealize edilir. Fedakârlık, feragat, dürüstlük, sabır vs. olgun insana ait vasıflar bu hikâyelerde ısrarla üstünde durulan niteliklerdir. Halk hikâyelerinde olayları daha sürükleyici yapmak, kahramanları daha güçlü

gösterebilmek için gerçek üstü olay ve yaratıklara müracaat edilir. Bunlar gerçek motif değildir. Bu motifler çoğu kez masallardan halk hikâyelerine aktarılır.

Halka hikâyelerinde olay temel tutku olan aşk üzerine kuruludur. Halk hikâyelerinde aşk temel unsurdur. Bu aşkın platonik ve tasavvufi olanı tercih edilir. Halk hikâyelerinde kişilerin dini, ahlaki, iktisadi durumları, sosyal çevredeki töre ve âdetler değer yargılarına yer verilir. Hikâye kahramanlarının çevreleri, sosyal durumları ve kimlikleri belirlenir. Bu hikâyelerde toplumun her kesiminden kahramana yer verilmekle beraber genellikle yoksul düşmüş bir Beyoğlu veya tüccar oğlunun, çok nüfuzlu bir bey veya paşa kızının kahraman olarak seçilmesi daha yaygındır. Bu kahramanları anlatıcı ve dinleyiciler kusursuz, Allah’a yakın, yüce ruhlu kişiler olarak kabul ederler. Bunların karşısında daima bağnaz, zenginliklerini ve güçlerini bu kahramanlara engel olarak kullanan kötü tipler vardır. Biyografik halk hikâyelerinde Anadolu coğrafyası, bölgesel töre ve inançlar çok belirgindir. Bu hikâyelerin bir bölümünde İran, Turan, Halep, Isfahan, Hindistan gibi yerlerden de bahsedilir. Bir takım tarihi olaylara ve kişilere de telmihe bunulduğundan hikâyelerin zamanı da tahmin edilebilir.

Biyografik halk hikâyelerini hikâyeci âşıklar anlatır. Söz eşliğinde dinleyici topluluklarına göre birtakım değişiklikler yaparak anlatırlar. Mesela dinleyici arasında yakınını kaybetmiş biri varsa âşık bir ağıtla onun acısını paylaşır.

Dinleyicinin ilgisine göre hikâyeler daha uzun veya kısa anlatır. Biyografik halk hikâyeleri uzun zaman içerisinde anlatılır.(Bir ramazan ayı boyunca sürebilir).

Âşıklar kültürlü, kelime hazineleri zengin, yaratıcılığı olan kişilerdir. Çünkü hikâye anlattıkları toplumlarda, sorulacak sorulara cevap vermek zorundadır. Profesyoneldirler, yaptıkları işin karşılığını para olarak alırlar. Halk hikâyelerinde destan motiflerine ve destan anlatım özelliklerine de rastlanır. Çünkü halk hikâyeleri destan anlatma tekniğinden sonra gelmiştir.

Halk hikâyelerinin teşekkülü konusunda farklı tarzları vardır. Bazı âşıkların ifadesine göre, hikâyelerin önce nesir, daha sonra Türkü bölümleri hazırlanır. Bazı ifadelere göre ise tanınmış bir aşığın sevilen türküleri tespit edilir ve bunlar arasına nesir bölümleri ilave edilir. İki tarzda da teşekkül olunduğu söylenebilir. Bir hikâyeci âşığın hikâye meydana getirişine “hikâyeyi tasnif etmek” denir. Hikâyeci âşık, gelenek içerisinde belli bir aşığa ait olan hikâyeleri toplar, tespit eder ve nesir kısmıyla malzemeyi tahkiyeye bağlar. Nazım ve nesir bölümlerini tahkiye ederlerken kendi görüşlerini ilave eder. Tahkiye eden halk şairine musannif denir. Musannifler, işledikleri konulara kendi şiirlerinden de ilave yaptıklarından dolayı müellif sayılırlar. Daha sonra hikâyeleri nakleden âşıklar bu ilk anlatışa uymak zorundadırlar. Ancak sözlü gelenek içerisinde bir kalıp ifade eden ve metinleri muhafaza etmek hemen hemen imkânsızdır. Bu yüzden hikâyeyi her anlatan aşığın hikâyeye katkısı olur.

Biyografik halk hikâyelerinin değişmez bir planı vardır. Bu hikâyelerde halk aşığı olan erkek kahraman düşünde gördüğü ve pir elinden bade içerek tanıdığı dünya güzeli bir kıza kavuşmak için büyük mücadeleler verir. Çok kere bu cefalar içinde olgunlaşarak ermiş, kâmil insan mertebesine ulaşır. Hikâyeler bazen ölüm bazen de mutlu sonla biter.

Bu âşık kahramanlar, hikâyelerin yaşatıldığı yörelerde yarı kutsal kişiler olarak kabul edilir. Bu kahramanların mezarı olduğu kabul edilen yerlerde adak-dilek gibi bir takım pratikler yaygın biçimde kullanılır.

Âşıklar bu hikâyeleri anlatırken dinleyiciler de bazı kurallara uymalıdır. Herhangi bir şey yenilip içilmez, bu iş hikâyeye ara verilince yapılır. Âşık dinleme zamanının bittiğini anlamak üzere dinleyicilerini “nerede kalmıştık” şeklinde uyarır. Dinleyiciler arasında geleneği bilmeyen kişiler, hikâyenin şurasında kalmıştık gibi bir cevap verirlerse âşık, sazını bunu söyleyenin kucağına atar. Sen benden iyi bildiğine göre sen devam et der. Âşığın gönlünü alabilmek için bu hatayı yapan kişi büyük bahşişler vermek zorundadır. Böyle bir soruya “sen bilirsin âşık” diye cevap verilir. Hikâye anlatımı dua kısmıyla son bulur.

Benzer Yazılar

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin