Halk Hikayeleri

Nisan 9, 2012 Yorum yok. »

kitap Halk Hikayeleri

Halk Hikayeleri ve Halk Hikayeleri Üzerine Bilimsel Çalışmalar

Halk edebiyatı kapsamındaki hikâyelerimiz, XV. yüzyıldan beri yaygınlık kazanmış, nazımla nesrin karışık olarak yer aldığı ve uzun yıllar halkın edebî ihtiyacını karşılamış, tipik özelikleri olan bir anlatı türüdür. “Hikâye terimi, Arapça’da kıssa ve rivayetin karşılığı olarak ortaya çıkmış, daha sonra ‘eğlendirmek amacıyla taklit’ anlamını kazanarak edebî bir tür biçimine dönüşmüştür.” Bu edebî türü meslek edinmiş olan hâkiyâ, Arap edebiyatında mukallit (taklit edici) olarak görünmektedir. Eskiden kullanılmış olan rivayâ, navâdir ve kıssa sözcüklerinin yerini, zamanla “hekâye-hikâye” almıştır.

(Hikâyelerle ilgili bu bölümün hazırlanmasında “Erzurum Yöresinden Derlenen Halk Hikâyeleri Üzerinde Araştırmalar” adlı basılmamış doktora tezimizi kaynak olarak aldık.)

Hikâyeler Üzerindeki Bilimsel Çalışmalar

Türk halk hikâyeleri üzerinde yapılan ilk çalışma, Macar Türkolog I. Kunoş’a ait olan “Turkische Volksbucher in Klein Asien” adlı eserdir. Kunoş, bu eserinde 19 halk hikâyesini konu ve şekillerine göre incelemiş ve bunları üç gruba ayırarak, halk hikâyelerinin ilk tasnifini yapmıştır. “Kunoş’un halk hikâyelerini mevzuları bakımından tasnifi şöyledir: 1. Kahramanlık romanı; 2. Saz şairlerinin romanı; 3. Saz şairleri kahramanlık romanı.”

Kunoş’tan sonra hikâyeler, “Turkische Volksbucher” adlı eserde Dr.Otto Spies tarafından ele alınmıştır. Hikâyelerin genel özellikleri üzerinde duran bu kitap, 1941 yılında Behçet Gönül tarafından “Türk Halk Kitapları” adıyla, Türkçeye çevrilmiştir. Eserde, hikâyelerin yapı ve konuları ele alınmış, masal hikâye ilişkileri karşılaştırılmış, motif yapılanmaları üzerinde durulmuştur.

Yabancı bilim adamlarından sonra, Fuat Köprülü, 1930 yılında “Kayıkçı Kul Mustafa ve Genç Osman Destanı” adlı eseriyle, yerli çalışmaları başlatır. Köprülü’nün bu eserinde, hikâyelerin oluşumu üzerinde durularak, hikâye ile tarih ilişkileri ele alınır. Bu inceleme, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde görülen Genç Osman hikâye ve türkülerinin anonim değil; doğrudan bireysel üretimler olduğunu ortaya koymuştur. Köprülü; “Anadolu’da mevcut bu gibi halk rivayetlerinin menşelerini tetkik etmek isteyenler için, bu neticenin büyük bir ehemmiyeti olduğunu” söyler.

Köprülü’nün bu önemli çalışmasından sonra, Pertev Naili Boratav’ın Köroğlu Destanı adlı eseri, 1931 yılında yayınlanır. Köprülü tarafından “bir benzerine kolay rastlanmayacak bir eser” olarak nitelendirilen bu çalışmanın giriş bölümünde halk hikâyeleri üzerinde çeşitli bilgiler verilmiştir.

Fransız bilim adamı Edmond Saussey’in daha sonra 1951 yılında İlhan Başgöz tarafından Türkçeye çevrilen Türk Halk Edebiyatı adlı eseri, Paris’te 1936 yılında yayınlanmıştır. Saussey, bu eserinde Türk halk edebiyatının türlü ürünleri hakkında bilgi verirken, hikâyelerle ilgili olarak, Battal Gazi’den hareketle Kerem ile Aslı hikâyesi üzerinde durmuştur.

Mustafa Nihat Özön, Türkçe’de Roman (1936) adlı eserinde, narratif geleneği üzerinde durarak Türk romanının doğuşunda, halk hikâyelerinin işlevlerini inceler, isimlerini verdiği sekiz hikâyeden üçünün metnini özetler.

Pertev Naili Boratav, 1946 yılında Halk Hikâyeleri ve Halk Hikâyeciliği adlı önemli eserinde, o tarihe kadar yapılmış çalışmaları da göz önünde bulundurarak geniş araştırmalar yapar. Bu eserin I.bölümü, mevzuu; II.bölümü şekil ve üslûp meseleleri; III.bölümü hikâyelerin doğuş ve gelişmesi; IV.bölümü tarihle ilişkiler; V.bölümü kitaba geçiş meseleleri konularına ayrılmıştır. Boratav bu eserinde, Gül ile Ali Şir, Köroğlu, Celali Bey ve Mehmet Bey hikâyelerinin metinlerine de yer vermiştir. Ayrıca eserde, “Tetkıkler ve Sanat İşlemeleri” başlığı altında, o tarihe kadar yapılan çalışmaları ve incelemeleri kapsayan bir bibliyografya vardır. Eserinde hikâyelerin doğuşlarına ait geleneksel fonksiyonların yanı sıra, tarihsel ve dinsel olayların ve inançların rolü üzerinde de duran Boratav, hikâyelerin oluşumunu; Tarihsel olay + Menkıbe ve buna ait saz şiirleri + Sonraki kuşak saz şiirinin türküleri, biçiminde göstermiştir.

Bu son çalışmadan üç yıl sonra, 1949 yılında Şükrü Elçin’in Kerem ile Aslı adlı eserini görmekteyiz. Bu çalışmada, hikâyenin oluşumu ve kahramanı olan Kerem’in kişiliği işlenerek motif kavramı üzerinde durulur. Beş bölümden oluşan bu araştırmada, yirmi altı hikâyenin kaynağı verilerek Kerem ile Aslı hikâyesindeki sosyal hayat, aşk ve ideoloji ile hikâyenin edebî sahadaki tesirleri incelenir.

Aynı yıl içinde İlhan Başgöz’ün Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesindeki doktora tezi olan Biyografik Türk Halk Hikâyeleri adlı çalışmasını görmekteyiz. Başgöz, çalışmasının I.bölümünde biyografik Türk halk hikâyeleri ile Arap, Ingiliz ve Fransız halk hikâyeleri arasındaki ilişkileri inceler. II.bölümde hikâye kahramanları için biyografi denemesi yapılır. III.bölümde hikâyelerdeki şiirlerin diğer saz şairlerinin eserleriyle ilişkileri, IV.bölümde biyografik halk hikâyelerinin oluşumu, V.bölümde de çeşitli notlara yer verilir.

W. Eberhard, 1955 yılında yayınladığı Minstrel Tales From Southeastern Turkey adlı eserinde, halk hikâyelerinin yapı ve biçim sorunları üzerinde durmuştur.

İlerleyen yıllarla Atatürk Üniversitesi’nde yapılan halk edebiyatı araştırma, derleme ve incelemeleri, halk hikâyeleri üzerindeki çalışmalara ağırlık kazandırmıştır.

Bu çalışmalardan olmak üzere, 1967 yılında Muhan Bali, Ercişli Emrah ile Selvi Han Varyantların Tespiti ve Halk Hikâyeciliği Bakımından Önemi konulu doktorasını hazırlar. Bu araştırmanın Giriş bölümündeki hikâyeler üzerinde o tarihe kadar yapılan bilimsel çalışmaların ve yayınların kronolojik sıralamasından sonra inceleme altı bölümde tamamlanır. Bu çalışmanın motifler bölümünde, hikâyede yer alan bazı motiflerin açıklamaları yapılarak bunların Dede Korkut ve diğer Türk hikâyelerindeki benzerleri üzerinde durulur. Çalışmanın sonuç kısmında ise araştırmacı; “Hikâyenin muhtelif varyantları ile Behçet Mahir metninde ve diğer Türk halk hikâyelerinde görülen motifler, sistematik olarak incelenmiş, hikâyede bilhassa aşkla ve sazşairliği ile ilgili motiflerin çok olduğu görülmüştür ki, bu nokta halk aşk hikâyelerinin birer edebî ürün olarak kabulünü zarurî kılmaktadır” sonucuna varır.

Yine Atatürk Üniversitesinde, Fikret Türkmen’in hazırladığı Âşık Garip Hikâyesi Üzerinde Mukayeseli Bir Araştırma (1972) adlı doktora tezini görmekteyiz. Bu çalışmanın giriş bölümünde hikâye ile destan ve masal arasındaki farklar belirtildikten sonra, hikâyelerin kaynakları ve bazı özelliklerine değinilir. Âşık Garip hikâyesi varyantlarının yapı bakımından karşılaştırmasını yapan Türkmen, çalışmasında hikâyenin Anadolu sahası ve dışındaki etkisi üzerinde de durur.

Muhan Bali’nin 1982 yılında yayınlanan Halk Edebiyatında Nesir adlı eserinde, genel olarak halk edebiyatı nesri incelenirken, halk hikâyelerinin de özellikleri saptanır.

Fikret Türkmen’in Ege Üniversitesindeki doçentlik tezi olan Tahir ile Zühre adlı akademik çalışma ise, 1983 tarihini taşımaktadır. Bu eserin giriş kısmında konuyla ilgili eski çalışmalar ve kaynaklar verilmiştir. Altı bölümden oluşan eserde; hikâye ile ilgili kimi sorunlar, motifler ve hikâyenin etki alanı işlenmiştir. Bu araştırmanın IV.bölümünde yer alan motiflerden 32′si, Stith Thompson’ın Motif Index of Folk Literature adlı eserindeki kodlarıyla değerlendirilmiştir. Ayrıca, bu motiflerin diğer halk hikâyelerindeki benzerleri de tespit edilmiştir.

Zeynel Abidin Makas, Atatürk Üniversitesinde 1982 yılında tamamladığı Tufarganlı Abbas ve Gülgez Peri Hikâyesi adlı doktora tezinde, adı geçen hikâyenin oluşumu, varyantları ve motifleri üzerinde durmuştur.

Yine Atatürk Üniversitesi’nde İznikli Bakaî’nin eserine dayalı olarak tarafımızdan hazırlanan “Şirvan Şah ile Şemail Banu Hikâyesi Üzerinde Bir Araştırma” konulu doktora ön çalışmasından (1978) sonra, Prof.Dr. Bilge Seyidoğlu tarafından yönetilen “Erzurum ve Çevresinden Derlenen Halk Hikâyeleri Üzerinde Araştırmalar” konulu doktora tezimizi, 1984′te tamamladık. Iki cilt halinde hazırlanan çalışmanın I.bölümünde halk hikâyeleri üzerinde yapılan çalışmalar, halk hikâyeciliği geleneği, Erzurum ve çevresindeki hikâyecilik geleneği; II.bölümde hikâyeciler ve hikâyelerin epizotları; III. Bölümde ise, hikâyelerin motifleri, Stith Thompson’ın Motif Index of Folk Literature” adlı dizinine göre incelenmiştir. İkinci ciltte ise, çalışmaya esas olan derlenmiş 46 halk hikâyesi metnine ve yeni bir halk hikâyesi sınıflandırma denemesine yer verilmiştir.

Prof.Dr.Ensar Aslan’ın l982 yılında tamamladığı, 1990 yılında da Dicle Üniversitesi yayınları arasında kitaplaşan doçentlik tezi “Yaralı Mahmut Hikâyesi Üzerinde Bir İnceleme” adını taşımaktadır. Çalışmanın I.bölümü; Yaralı Mahmut hikâyesinin varyantlarının epizot sırasına göre yapı bakımından karşılaştırmasını; II.bölüm Yaralı Mahmut hikâyesi ile ilgili problemleri; III.bölüm motif incelemesini ve hikâyede yer alan motiflerin diğer hikâyelerdekilerle karşılaştırmasını; IV.bölüm hikâyedeki şiirlerin karşılaştırmalı incelemesini; V.bölüm ise, iki ayrı Yaralı Mahmut hikâyesinin metinlerini kapsamaktadır. Öte yandan Ensar Aslan’ın “Çıldırlı Şenlik, Hayatı-Şiirleri-Hikâyeleri” konulu doktora tezinde Salman Bey ile Turnatel Hanım, Latif Şah ve Sevdakâr hikâyelerinin metinleri bulunmaktadır.

Hikâyeler üzerinde yapılmış bir başka çalışma da, Ali Duymaz’ın 1992 yılında Fırat Üniversitesi’nde tamamladığı; “Kerem ile Aslı Hikâyesi Üzerinde Mukayeseli Bir Araştırma” adlı doktorasıdır. Bu üniversitede yapılan yüksek lisans tezlerinden hikâye ile ilgili olanlar da şunlardır: Esma Şimşek: Arzu ile Kamber Hikâyesi Üzerinde Mukayeseli Bir Araştırma (1987), Süleyman Yıldızbaş: Asuman ile Zeycan Hikâyesi Üzerine Mukayeseli Bir Araştırma (1993).

Ege Üniversitesi’nde Metin Ekici’nin “Dede Korkut Hikâyeleri Tesiri ile Teşekkül Eden Halk Hikâyeleri (1989), Atatürk Üniversitesi’nde Aynur Karataş’ın “Elif ile Mahmut Hikâyesi Üzerinde Bir Çalışma” (1992), Gazi Üniversitesi’nde Ismet Çetin’in “Türk Halk Hikâyeleri İçinde Hikâye-i Ugri ile Kadı” (1988) adlı çalışmaları, hikâyede odaklanmış, yüksek lisans düzeyindeki diğer araştırmalardır.

Kaynak: Türk Halk Edebiyatı Anlatı Türleri (2004) Prof. Dr. Metin KARADAĞ

Benzer Yazılar

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin