Halk Hekimliği Nedir? Oluşum Nedenleri Nelerdir

Halk Hekimliği (Geleneksel Tıp) Nedir? Halk Hekimliğinin oluşum nedenleri nelerdir? Uygulamalar ve İnanışlar Hakkında Bilgi

Halk hekimliği terimi gerek bilimsel yazılarda gerekse günlük konuşmada iki anlamda kullanılmaktadır.

Halk Hekimliği Nedir?

Birinci anlamda halk hekimliği, doğada bulunan maddeler ve özellikle otlardan yapılan ilaçları ve bu ilaçlarla yapılmaya çalışılan hekimliği tanımlamaktadır. Aşağıda açıklanacağı gibi, bu uygulamanın belli ölçüde bilimsel yanı vardır.

İkinci anlamda ise, halk hekimliği önemli ölçüde büyüsel, belli oranda dini ögeler etkisinde kalmış, bir tür akıl ötesi-fizik ötesi (metafizik) uygulamaları anlatmakta kullanılmaktadır.

Ot Hekimliği Doğada, işlenmemiş olarak bulunan maddelerden, en çok da otlardan ilaçlar yapmak insanlık tarihi kadar eski bir uygulamadır.

Bu bağlamda hekimliğin insanlık ile birlikte başladığı ileri sürülmektedir. Yeryüzünde ne zaman insan bulunmuşsa, bu insanın yarası, ağrısı-sızısı da bulunmuştur. İlk insanlar ağrılarını dindirmek için bir şeyler yapmış, yarasını kapatmak için çamur sürmüş, yaranın üstüne yaprak kapatmış olabilirler. Her ne yapılmış ise, yapılan bir iyileştirme, bir tür hekimlik uygulamasıdır. Bu tür uygulamalar insanoğlunun gelişmesine paralel bir gelişme göstermiş, zaman içinde türleri artıp karmaşıklaşmıştır. Böylece günümüzdeki, tüm topluluk ve toplumlarda gözlenen, uçsuz bucaksız denebilecek çeşitlilikte pratikler ortaya çıkmıştır.

Bu uygulamanın deney öncesi (a priori), deneyime dayanan bir güvenirlik sınırından da söz etmek mümkündür. Buradaki güvenirlik, iyileştirme alanındaki bir güvenirlik değil, belli ölçüde zararsızlık alanındaki güvenirliktir . Ancak, bu tür uygulamalardan özenle kaçınmayı gerektiren haklı nedenlerden de söz edilebilir. Günümüz bilimsel hekimliğinin ulaştığı göz kamaştırıcı gelişmenin yanında, bu tür uygulamalara başvurmanın haklı bir gerekçesi olamaz.

Halk Hekimliğinin ikinci bölümü, büyüye, bazı dini etkilere açık olan uygulamalardır. Bu pratiklerin açıklamasına geçmeden önce, açıklamaların iyi anlaşılması için, konuya bir örnek sunarak girmekte yarar vardır :

“Türkiye’de yaygın bir uygulamaya göre, yeni bebeğin düşen göbek kordonu, bebeği tüm hayatı boyunca etkiler. Hayat boyu süren bu etkiden yararlanmak gerekir diye düşünülmektedir. Bu yararı sağlamak için bazı uygulamalara başvurulur. Söz gelişi, eğer bebeğin büyüdüğünde “din adamı-di-ni bütün bir insan” olması isteniyor ise, düşen göbek bağı (kordon) bir caminin duvarının kovuğuna yerleştirilir. Böylece, camideki dinî faaliyetin kovuktaki göbek bağını, göbek bağının da, bir zamanlar bir parçası olduğu bebeği, daha sonraları çocuk ve insanı etkileyerek, onun din adamı olmasını sağlayacağına inanılmaktadır.

Bu tür uygulamaların temelinde insan aklının temel çalışma yasalarından birkaçının, ilkel insan aklınca kaydırılması, bu kuralların gerek zaman ve gerekse mekan açısından genişletilmesi yatmaktadır. Bu genişletme-kaymalar şöyledir :

a. Bir arada bulunan canlılar ve cansız maddeler birbirlerini etkilerler. Bu kural- yasa, insan aklının evrensel bir işleyiş biçimidir. Bu kuralın kaymış biçimi ise şöyledir:

“Bir arada bulunan canlılar ve cansız maddeler birbirlerini etkilerler. Ancak bu etkileşim, bir arada bulunanların ayrıldıklarından sonra da sürer. İşte,kaymış olan bu inancın etkisi ile, doğan kız çocuğun evcimen, hamarat bir ev kadını olması isteniyorsa, düşen göbek bağı evin çatısında bir yere konulur. Ev göbek bağını, göbek bağı da yıllar önce ayrılmış bulunduğu genç kızı etkileyerek, onun iyi bir ev hanımı olmasını sağlar.

b. Kayan ikinci evrensel akıl kuralı “nedensellik (causalıty)” kuralıdır. Bu kuralın söylenişi şöyledir

“Belli nedenler, şartlar aynı olmak üzere, aynı sonuçları doğururlar. Ya da tersinden söylenirse, belli sonuçları, şartlar aynı olmak üzere, aynı nedenler ortaya çıkarırlar.”

Bu kural aklın işleme yasası da kayarak şu biçimi almıştır :

“Belli nedenler, şartlar aynı olmak üzere, ayın sonuçları doğururlar. Ancak, bu nedenler aynı şartlarda taklit edilirlerse gene aynı sonuçlar ortaya çıkar.”

Bu, son düşünce biçiminin uygulamaya yansıyan durumu örnekle daha iyi kavranabilir. Varsayalım ki, bir kişi bir düşmanının ölmesini istemektedir. Olağan şartlarda bir insan, birçok yerinden bıçaklanır ve kuyuya atılırsa, bir süre sonra ölür. Büyü-sel halk hekimliği uygulamasında ölmesi istenen kişiyi simgeleyen hamurdan bir heykelcik yapılır. Sonra, bu heykelcik, bıçaklanır gibi, birçok yerinden iğne ya da sivri uçlu bir bıçakla delinir. Daha sonra bu heykelcik kuyuya atılır. Kuyuda heykelcik, suyun etkisi ile eriyip dağıldıkça, onun simgelediği insanın da eriyip-dağılıp-öleceğine inanılır. Bu uygulamada sonucu (düşmanın ölmesini) doğuran nedenin (bıçaklanıp kuyuya atılma) taklit edildiği ortadadır. Büyüsel halk hekimliği uygulamaları, büyü yapmada gözetilen amaçlar yönünden iki bölümde toplanabilir. Bunlar “akbüyü” ve “karabüyü” dür. Ak büyü iyi, arzu edilen amaçlar için yapılan büyüdür. Koca-eş bulmakta güçlüğü olan bir genç kıza, bahtının açılması ve bir eş bulması için yapılan büyü, ak büyüdür. Kara büyü ise, büyünün yöneltildiği kişiye kötülük getiren büyü türüdür. Ölmesi istenen (yukarıdaki örnekte) insana uygulanan büyü, bir karabüyü örneğidir.

Bu tür büyülerin etki derecesi nedir diye bir soru akla gelebilir. Bu konuda antropoloji bilginlerinin ortaklaşa inançları şudur : “Kişi büyünün etkisine inanıyorsa ve kendisine de büyü yapıldığını biliyorsa” büyünün etkisi şu ya da bu ölçüde ortaya çıkacaktır.

Birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de, gerek ot hekimliği, gerekse büyü biçiminde, halk hekimliğinin yaygın bir uygulama alanı vardır. Ancak, araştırmalar sonucu, bu tür uygulamalara çoğunlukla çağdaş hekimlik uygulamalarından sonuç alamayan kişilerin başvurdukları ortaya çıkmıştır. Özellikle büyüsel uygulamalar başta olmak üzere, halk hekimliği uygulamalarından, çağdaş hekimliğin ulaştığı büyük gelişme göz önünde tutularak, uzak durulması önerilmektedir.

Halk hekimliği uygulamalarının incelenmesinin ortaya çıkardığı bir başka kazanım alanı da, bu tür incelemelerin topluluk ve toplumların kültür yapısını anlamakta .büyük kolaylıklar sağlamalarıdır. Toplumların, değer yargılarını nasıl oluşturdukları konusunda da , önemli ipuçları elde edilebilmektedir.

Kaynak: Türk Aile Ansiklopedisi, Nevzat Eren