Evlilik Dönemi Halk İnançları Nelerdir?

Evlilik Dönemi Halk İnançları

Evlilik Döneminde ülkemizde birçok farklı uygulama yapılmaktadır. Ülkemizin farklı yerlerinden evlilik uygulamaları….

Doğumun dönemlerinde olduğu gibi evliliğin de ikinci safhası evlilik esnası safhasıdır. Bu dönemde de doğal olarak bir takım inanç ve uygulamalar geliştirilip hayata geçirilmiştir.

Gaziantep’te geçimsizlik sonucu boşanmaları önlemek için nikâh öncesinde ağzı açık tutulan bıçak, nikâhtan sonra kapatılır. Böylece muhtemel bir büyünün öğrenildiğine inanılır. Erzurum’da nikâh akdi esnasında ortaya bir kap su ve içine bıçak konur. Bazen de bıçak yere saplanır. Artvin’de nikâh yapılırken alt ve üst tavana bıçak saplanır ise, damat ve geline büyü yapılamayacağına inanılır.

Birçok yerde olduğu gibi Adana’da nikâh esnasında çiftler birbirlerinin ayağına basmak isterler. Kanaatimizce bu uygulama “basmak basılmak” inancı ile ilgilidir. 

Amasya’da zifaf, yatsı namazından sonra olur. Damat zifafa ilahilerle götürülür. Ankara-Elmadağ’da damat ve gelin, evin eşiğinden dışarı çıkarken ve bineğe binerlerken dua okunur. Böylece mutlu olacaklarına inanılır. Ankara-Kalecik’te “Namzet Duası” vardır. Evlenecek kimseler için söz kesilirken, camide dua okunur, şeker dağıtılır.

Sinop’ta zifaftan sonra silah atılır. Oldukça yaygın olan bu uygulama bir coşku ve mutluluğun duyurulması olarak algılanılabileceği gibi kara iyelerin defi amaçlı da olabilir.

Ankara, Haymana’nın bazı köylerinde düğünde damatla gelin gerdekten önce aile mezarlığına gider, dua ederler. Diğer dönemlerdeki inanç ve uygulamaları açıklamaya çalışırken değinildiği gibi bazen da mezarlık etrafında tavaf edercesine dolaşılır ki, oranın kutlu kabul edildiği inancından kaynaklanıyor olmalı.

Artvin çevresinde yeni gelinin kucağma evin eşiğinden girer girmez erkek çocuk verilir ise, ilk çocuklarının erkek olacağına inanılır. Bu inanç Anadolu’da oldukça yaygındır. Bu uygulamaları doğum evveli dönem münasebeti ile de görmekteyiz.

Ordu’da gelin ve damat yeni evin eşiğinden girerken horoz kesilir.100 Horoz yeni ev ve yeni araba alınınca sınıf geçilince ve benzeri hallerde de kesilir.

Artvin’de gelin kocasının evinden içeri girerken, evin eşiğine sürülmüş olan bal, geline yedirilir. Böylece o evde tatlılık olacağına inanılır. Eşiğe bal ve yağ sürülmesi inancı Aydın’da  ve Türk kültür coğrafyasının daha birçok yerinde de bilhassa doğu Anadolu’da da vardır.

Kocaeli’nde nikâh esnasında eller ve ipler düğümlenilmez. Aydın’da nikâh kıyılırken, kilit kapamak, parmak bağlamak, bıçak açmak doğru bulunmaz. Büyü olarak kabul edilir. Damadın gerdekte başarısız olacağına inanılır.

Çanakkale’de gelin ile damat gerdeğe girmeden camiden geçirilir. Gaziantep’te gerdek gecesi başarısız olan damat, mezarlık etrafında dolaştırılır. Konya’da ise gerdekten evvel gelin arabası cami ve mezarlık etrafında dolaştırılır. Ankara-Etimesğut’ta düğünlerde bayrak asılırken “Asma Duası” okutulur. Ankara-Evren’de evlenecek çiftin düğünü başlamadan önce, ellerinde bir tepsi kuruyemiş ve bayrak olduğu halde camiye gidilip namaz kılınır ve “Bayrak Duası” yapılır.103 Bayrak duası Türk kültürlü halklarda oldukça yaygındır.

Ankara-Etimesğut’ta düğünlerde “Kına Duası” okutulur. Bu uygulama Sincan’da ve daha birçok yerde de vardır. Ankara-Kazan çevresinde nişanlarda erkeğinde eline “kına çalınır.”

Çanakkale’de damat gerdeğe girmeden yakınlarının sırtına vurmasının hayrına inanılır. Bu uygulama da çok yaygındır.

Bazı izahlara göre damat şoktan çıkıp kendine gelecektir. Nitekim damadın üzerine aniden soğuk su döküldüğü de olur. Bazı izahlara göre de damada canın tatlı olduğunu gelinin de bir canının olduğunu hatırlaması için bu tür uygulamalar yapılır. Mesela boynuna ip geçirilir veya ayaklarına doğru kurşun sıkılır.

Çorum’da gerdek odasında kapı başına çivi çakılarak, gelinin uyumlu olmasının sağlanabileceğine inanılır. Çivi veya iğne çakmak, saplamak bir nevi büyü olarak da kabul edilir. Öğrenciler sınava girecekleri salonun kapısına iğne saplayarak öğretmenlerini tesir altına almak isterler. Bazen da kız istenilmeğe gidilince muhtemel zorlukları aşmak için oğlan evi kız evinin kapısına iğne saplar.

Giresun’da gelin, baba evinden çıkarken, başmdan aşağıya bozuk para ve şekerleme serpilir. Bu uygulama çok yaygındır saçı olarak bilinir. Bazı yörelerde de gelin damadın evine girerken yapılır.

K. Maraş’ta gelin olan kızın ayakkabısının altına bekâr kimselerin isimleri yazılır ise, onların da kısmetinin açılacağına inanılır.  Bu uygulamanın da çok çeşitli şekilleri vardır. Derinliklerinde gelinin mutlu gününde kut bulmuş olduğu hususu vardır. Kendince kut verebilir kut dağıtabilir birilerinin de kut bulmasında yardımcı olabilir, inancı olmalı.

İzmir-Menemen’de karısı ölen bir kimse, yeniden evlenecek ise, evliliğin ilk gecesi büyük oğlu, ölen annesinin mezarına su döker. Su kabir ateşini söndürücü olarak bilinir. Definin ilk gününde ve mezar ziyaretlerinde mezara su dökülür. Birçok yöremizde bu ziyareti bizzat dul kalan ve ikinci evliliğe karar veren erkek yapar zaten eşin kırkı veya senesi dolmadan evlenilmez. Erkek çocuğun annenin mezarına gönderilmesi de tesadüfi değildir. Eşlerden birisi ölünce “nikâh düştü” inancı vardır. Anneyi mezarına ona mahrem olmayan oğlu indirebilir, inancı vardır. Bize göre bu bulguda daha önemli olan ikinci evlilikte evvel ölen eşinin ziyaret edilmiş olmasıdır. Bu uygulama bu dünyadan göçmüş olan yakınlarla kalanların ruh bağlantısını gösteren öneli bir bulgudur. Bir nevi haklaşmak helâlaşmaktır.

İzmir-Bayındır ilçesi Turan ve Yakapınar köylerinde kızın çeyiz konulacak eşyaların işlenilmesi güneş batarken yapmanın iyi olmayacağı inancı vardır.112 Güneşin batma saati yukarıda . da değinildiği gibi şer vakti olarak bilinir. Bu saatten sonra adeta kara iyelerin hâkimiyetleri artar. Birçok iş özellikle hayır işler bu saatlerde yapılmaz.

Sakarya-Çekerek’te “Süt Hakkı” ve “Başlık Parası” alınır. Süt hakkı Ankara-Haymana’da113 ve daha birçok yerde vardır. Bu uygulamalar bir anlamda hayatın bir döneminden diğerine geçilirken haklaşmak-helalleşmektir.

Balıkesir’de gerdekten sonraki sabahla, damatla gelin, köyü ev ev dolaşır, el öper ve hediye alırlar. Bu inanç ve uygulama Doğu Anadolu’nun bazı bölgelerinde de vardır. Dolaşma ekmek ile yapılır ve bu ekmeğe “gelin ekmeği” denir.

Balıkesir’de gelin, düğün günü oruç tutar. Bu oruç muhtemelen “şükür orucu” olmalıdır. Mutluluğu verene karşı hamdın bir açıklama şeklidir. Benzeri hallerde bu tür oruçların tutulduğuna rastlanılır.

Orucun şeytanı bağladığı inancı vardır. Ramazan ayı boyunca şeytanın bağlı olduğuna inanılır.

Urfa’da seyrek olmakla beraber yeni gelin, üç gün yıkanmaz. Diyarbakır’ın bazı yörelerinde gerdekten sonra damat üç gün camiye gitmez ve çiftler yıkanmazlar. Gaziantep’te bu süre yedi gün olarak da uygulanır. Aksi takdirde uğursuzluk getirebileceğine inanılır.

Evlilik esnasındaki halk inançları da halk inançlarımız bütününün bir parçasıdır. Ağzı açık bıçak, suya konulmuş bıçak, tavana veya tabana bıçak saplanması, kapı başına çivi çakılması “Demir Kültü”,  mezara su dökülmesi, yeni gelinin üç gün yıkanmaması, kaza orucu tutanların yıkanmamaları “Su Kültü”, damadın ve gelinin evin eşiğinden dua ile çıkması, gelin evin eşiğinden girerken kucağına erkek çocuk verilmesi, eşiğe bal sürülmüş oluşu, eşiğe çivi çakılması “Ocak Kültü”, güneş batarken çehiz işlenilmemesi “Güneş Kültü” ile ilgilidir.

Demirin insanları hastalık ve kötülüklerden koruduğuna inanılırdı. Hakan; Kam aynı zamanda demirci tipini temsil etmekteydi. Demiri bu vasfından dolayı Iduk/kutsal kabul eder, ondan yapılan kılıç üzerine yemin ederlerdi.

Eski Türk inançlarında Ocak kutsaldır ve haneyi koruyup kollayan evin koruyucu özel güçleri vardır. Bu kuvve, evin eşiğinden içeri kara kuvvelerin zararının girmesine mani olurdu. Ev iyesi, koruyucu gücü ile ilgili tespitler bu kadar değildir. Anadolu’da eşikle ilgili inançlar yaygındır.

Türk Halk inançlarında, suyun kutsal kabul edilmesi; mesela, suya tükürülmemesi eski Türk inançlarının bir’Uzantısı olabilir. Suyu kutsal kabul edişin bir sonucu olarak uzun süre yıkanılmadığına dair tarihi kayıtlara rastlıyoruz. Yapılan tespit-lerdeki yıkanmama olayı suyu kutsal kabul etme inancının bir sonucu olabilir. Bu misallerde. İslâmiyet’e manen de temizlenmiş olmak için yıkanmanın zarureti belirlenmiş iken inançlar arası çelişkiye belirli bir süre yıkanılmamak suretiyle uyum kazandırılmaya çalışılmıştır.

Silah atılması, zifaftan sonraki kara güçlerin muhtemel zararlarından korunmak için onları korkutup kaçırmak içindir. Silah atarak insanlar gürültü yapmış olmaktadırlar. Günümüzde ay tutulmasında gürültü yapmanın yerini dua etmek almıştır. Esasen Muhammedi dönemden evvel halkımızın yaptığı bazı dinî uygulamalar yerlerini duaya bırakmışlardır. “Namzet Duası”, “Bayrak Duası”, “Kına Duası” kısmen bunlara misal teşkil edebilir.

Mezarlıkların, sünnetten, evlilikten, askere gitmeden evvel ziyaret edilmeleri eski Türk inançlarmdaki “Ata Kültü” ile “Kişioğlu” inancı ve “Veli Kültü” ile ilgili olabilir. Halkımız, Atalarının kutsiyetine inanmıştır.121 İslâmiyet’te ise Atalardan ve ölmüşlerden medet ummak yoktur.

Süt hakkı verilmesi, gelinin başına bozuk para ile birlikte çerez atılarak onların toplanılıp alınmasını sağlamak, merasim boyunca ikramlarda bulunup hediyeler almak özel şartlarında rızalık almak içindir. Bir anlamda sadakadırlar. İslâm’da sadaka özel önem arz eder.

Bayrak, halk inançlarında egemenlik sembolüdür. Yeni evli kurduğu ocak ile yeni bir hanenin hâkimi olmaktadır. Türbelere ve çatısı tamamlanan binalara bayrak asılışındaki amaç da bu noktadadır.

Kına da, halk inançlarımızda adanmışlığı simgelemektedir. Evliler kına yakarak birbirlerine adanmış olurlar. Yaşlı hanımlar kına ile ahirete adaydırlar. Kurbanlık koçlara kına yakılması da bu inançtan kaynaklanır. Makedonya Yörüklerinde, asker adayına da kına yakılır ki, vatana adanmışlığı simgeler.

Kaynak: Yaşar Kalafat, İslamiyet ve  Türk Halk İnançları

0/50 ratings