Düzyazı Türleri, Düzyazı Türlerinin Özellikleri

Aralık 31, 2011 4 Comments »

yazi Düzyazı Türleri, Düzyazı Türlerinin Özellikleri

Düzyazı Türleri Nelerdir?

Makale, Deneme, Fıkra, Öykü, Roman, Gezi Yazısı, Röportaj, Mektup, Sohbet (Söyleşi), Monografi, Biyografi, Otobiyografi, Söylev, Portre, Hatıra, Günlük Masal

Düzyazı Türleri ve Özellikleri

MAKALE

Bir konuda bilgi vermek, bir gerçeği savunmak için yazılan, türlü kanıtlar ileri sürerek, bunları bilimsel biçimde inceleyen gazete ve dergi yazılarına “makale” denir. Her konuda makale yazılabilir. Düşünce yazılarının en ağırbaşlı ve en zor olanıdır. Makalelerde genel olarak bilimsel bir dil kullanılır, ciddi bir üslup vardır. Öğreticilik esas olduğu için yalın bir dil; açık, anlaşılır bir anlatım tercih edilir. Makale, edebiyatımıza Tanzimat döneminde gazete ile birlikte Batıdan giren bir türdür.

DENEME

Bir yazarın, herhangi bir konuyla ilgili görüş ve düşüncelerini hiçbir iddiaya yer vermeden, kesin yargılara varmadan, kanıtlama gereği duymadan anlattığı yazı türüne “deneme” denir. Denemede konu sınırlaması, belli bir biçime bağlı kalma zorunluluğu yoktur. Yazar, konu seçiminde özgürdür. Yazar, kendi kendine konuşur gibi bir anlatım rahatlığı içindedir. Bu türü, Montaigne, Essais (Denemeler) adlı yapıtıyla başlatmıştır.

FIKRA

Güncel, siyasal, toplumsal sorunlar üzerine yazılan, dergi ve gazete yazılarına “fıkra” denir. Fıkralarda siyasal ve toplumsal olaylar ele alınırken belgelere, kanıtlara, aşırı ayrıntılara yer verilmez. Makaleler gibi iddialı ve ispatlayıcı yönü ağırlıklı değildir. Fıkra yazarı, gazetesinde geniş kitlelere seslendiği için çoğunlukla kolay anlaşılır bir dille yazar. Nasreddin Hoca fıkraları, Bektaşi fıkraları gibi gülmece nitelikli fıkralar da olmakla birlikte yazılı kompozisyon türü olarak fıkra, düşünsel ağırlıklı kısa, yoğun, günübirlik gazete yazılardır.

ÖYKÜ

Yaşanmış veya yaşanması mümkün olan olayların okuyucuya okuma zevki verecek şekilde anlatıldığı yazı türüne “öykü” denir. Bu anlatı türüne eskiden hikâye denirdi. Öykü kısadır, yalın bir olay örgüsüne sahiptir. Olaya dayalı bir tür olan öyküde yer, zaman, olay ve kişi öğeleri bulunur. Öyküde temelde bir asıl olay bulunur. Olayın geçtiği yer sınırlı, anlatım özlü ve yoğundur. Öyküde belli bir zaman diliminde ve sınırlı bir mekânda yaşanan olay veya olaylar anlatıldığı için çevrenin ve kahramanların tanıtımına pek yer verilmez.

ROMAN

insanın veya çevrenin karakterlerini, göreneklerini inceleyen, serüvenlerini anlatan, duygu ve tutkularını çözümleyen, kurmaca veya gerçek olaylara dayanan uzun edebî türe “roman” denir. Edebiyatımıza Fransız edebiyatından geçmiştir. Romanlarda insanların başlarından geçen veya geçmesi mümkün olan olaylar, yer ve zaman belirtilerek etraflıca anlatılır.

Belli bir tarihsel ya da coğrafi çevre içindeki belli bir kişi ya da bir grup insanın başından geçenleri, bu insan ya da insanların iç ve dış yaşantılarını belli bir kronolojik, mantıksal, duygusal ya da sanatsal ilişkiyi gözeterek öyküleyen ve belli bir uzunluğu aşan anlatılardır romanlar. Edebi türler içinde en yenisidir. Matbaanın bulunması ve kentsoylu bir okur kitlesinin ortaya çıkmasından sonra gelişmiştir.

Romanlar, işledikleri konulara ve üslûplarına göre “tarihî roman, macera romanı, polisiye roman, töre romanı, psikolojik roman, nehir roman” gibi çeşitlere ayrılır.

Öykü ile romanın benzer ve farklı yönleri

  • Öykü de roman da olaya dayalı edebi türlerdendir.
  • Genellikle romanlar uzun, öykülerse kısadır.
  • Romanlarda kişiler çok, öykülerde ise azdır.
  • Öyküde tek olay bulunmasına karşılık romanda birbirine bağlı birçok olay bulunur.
  • Romanlar geniş bir zaman kesitinde geçerken, öykülerde bu kesit dardır.
  • Romanlardaki karakterler genellikle çok yönlü, öykülerdeki karakterlerse tek yönlüdür.
  • Kahramanların ve çevrenin tanıtımına öykülerde pek yer verilmezken, romanlarda geniş biçimde yer verilir.

GEZİ YAZISI (SEYAHATNAME)

Yurtiçine veya yurtdışına yapılan gezilerde gezilip görülen yerlerin anlatmaya değer ilginç yönlerinin kaleme alındığı edebî yazılara “gezi yazısı” denir. Gezi yazılarında gezginin dikkatini çeken ve farklı bir özellik gösteren insanlar, tarihî ve tabiî güzellikler, farklı kültürler gibi konular güncel olaylarla da bütünleştirilerek edebî bir üslûpla anlatılır; gezilen yerler hakkında bilgi verilir. Okur, gezi yazısını okurken, sanki o yerleri yazarla birlikte gezer gibi olur.

RÖPORTAJ

Herhangi bir konu ya da sorunun değişik boyutlarıyla ele alınıp işlendiği gazete ve dergi yazılarına “röportaj” denir. Röportajcı, yalnız gördükleriyle, izlenimleriyle yetinmez. Konuyla ilgili derinlemesine araştırma ve inceleme yapar, ilgililerin bilgisine başvurur. Röportajcının amacı, konuyu çarpıtmadan, kamuoyunu aydınlatmaktır. Röportaj, tek bir yazı olabileceği gibi, aynı konuda dizi yazı da olabilir.

MEKTUP

Bir insanın dileğini, duygu ve düşüncelerini uzaktaki birine iletmek amacıyla başvurduğu yazı türüne “mektup” denir. Bu yolla ortaya konan ürünlerin en belirgin niteliği; içten olması, bunun yanında kısa ve yoğun anlatımın seçilmesi, dilinin açık ve anlaşılır oluşudur. Mektuplar, içeriğine, amacına, dil ve anlatım özelliklerine göre “ticari mektuplar, kişisel (özel) mektuplar, yazınsal mektuplar” gibi isimler alır.

SOHBET (SÖYLEŞİ)

Yazarın, gündelik olaylarla ilgili düşüncelerini, okuyucu ile karşı karşıya oturup konuşuyormuş gibi içten bir hava içinde yazdığı gazete ve dergi yazılarına “sohbet” denir. Cümleler çoğu zaman devriktir. içtenlik, samimilik ve doğallık sohbetin önde gelen özelliklerindendir. Sohbet yazılarında herkesi ilgilendiren konular seçilir. Yazar, düşüncelerini kabul ettirmek için okuyucularını zorlamaz; kişisel düşüncelerini ileri sürer.

MONOGRAFİ

Ünlü bir kimsenin hayatını, kişiliğini, eserlerini ayrıntılarıyla ele alan veya bilimsel bir alanda özel bir konu ya da sorun üzerine yazılan inceleme yazısına “monografi (tek yazı)” denir. Monografide herhangi bir yer, bir eser, bir yazar, bir olay, bir sorun özel bir görüşle veya bakış açısıyla değerlendirilebileceği gibi bir konu üzerinde derinlemesine bir inceleme de yapılabilir.

BİYOGRAFİ

Bir kişinin yaşamının anlatıldığı eserlere “biyografi” denir. Biyografiye “yaşamöyküsü” de denmektedir. Tarihte ölen kişinin yaşamını ve yapıtlarını öven mezar yazıtları ve cenaze törenlerindeki konuşmalar yaşamöy-külerinin ilk örnekleri sayılabilir. Daha çok, ünlü kişilerin hayatının anlatıldığı biyografilerde kişi tüm yönleriyle tanıtılır. Biyografilerde açık, sade bir dil kullanılır. Divan edebiyatında şairleri anlatan bu eserlere, “tezkire” denirdi.

OTOBİYOGRAFİ

Yazarın kendi yaşamını anlattığı eserlere “otobiyografi” denir. Otobiyografilerde bir kimse kendi yaşadıklarını, başından geçen olayları anlatır. Çoğu zaman bunlarda, sanatçı kendisiyle beraber aile büyüklerinden, çevreden, aile içi durumlardan da söz eder.

SÖYLEV (NUTUK, HİTABET)

Bir topluluk önünde belli bir konuda yapılan etkili ve inandırıcı konuşmalara “söylev (nutuk)” denir. Dinleyenleri coşturmak ve belli bir amaca yöneltmek; onlara bir duyguyu, bir düşünceyi, bir isteği, bir ülküyü aşılamak; önemli açıklamalarda bulunmak temel amaçtır. Söylevler; dinleyenlerin algılama düzeylerine, hayal güçlerine, duygularına, ilgilerine göre hazırlanır. Dinleyenleri düşündürür, onlarda ilgi uyandırır, onları coşturur, onlara beklenen davranışı yaptırır.

PORTRE

Bir kimseyi karakteristik özellikleriyle okuyucuya tanıtmak amacıyla yazılan edebî yazılara “portre” denir. Kişinin sadece dış görünüşünün yani boyunun, yüzünün, giyinişinin, hareketlerinin anlatıldığı portreye “fiziksel portre”; iç dünyasının, alışkanlıklarının, duygularının, fikirlerinin, zayıf taraflarının anlatıldığı portreye “ruhsal portre” denir.

HATIRA (ANI)

Bir yazarın kendisini, yaşadığı ya da tanık olduğu olayları, sanat değeri taşıyan bir üslupla anlattığı yazı türüne “anı” denir. Geçmişteki olay üzerine yazılır. Yazar, olayları kendi bakış açısından anlatır. Anılar, yaşandığı dönem hakkında da bilgi verir. Anılarda, yazarın kişisel bakışı söz konusudur. Anılar, aradan zaman geçtikten sonra yazılır. Anılarda o döneme ait çeşitli belgelerden, mektuplardan, dergilerden, gazetelerden yararlanabilir. Anıları ilginç yapan yönlerden biri de tarihe, topluma, sanata yön veren insanların özel bilgiler vermiş olmasıdır. Bu bakımdan anılar belge niteliği taşır.

GÜNLÜK

Yaşanan olayların, izlenimlerin, tarih atılarak, günü gününe yazılması ile oluşan edebi türe “günlük” ya da “ruzname” denir. Günlükler kısadır; olayı yaşayan kişi tarafından yazılır. Bu yüzden yazarın hayatından izler taşır. Bir kimsenin düzenli olarak, günlük olaylarla ilgili yorumlarını, bunlardan kaynaklanan o günkü anlayışlarını, düşüncelerini, üstüne tarih atarak kaleme aldığı kısa yazılardır günlükler.

MASAL

Olağanüstü kişilerin başlarından geçen olağanüstü olayların yer ve zaman belirtilmeden anlatıldığı yazılara “masal” denir. Masallarda yer ve zaman belli değildir; olaylar hayal ürünüdür. Kahramanlar insanüstü nitelikler gösterir. iyilerin hep iyi, kötülerin hep kötü olduğu masallarda iyiler ödüllendirilirken, kötüler cezalandırılır. Öte yandan masallarda evrensel konular işlenir ve eğiticilik esastır. Olaylar miş’li geçmiş zaman kullanılarak anlatılır.

Benzer Yazılar

4 Comments

  1. armagan 14 Nisan 2012 at 09:53 - Reply

    Deneme… Kalemin özgürlüğü, rahatça ve “acaba” diye düşünmeden… Ve bu yüzden de duru, açık. En hoşuma giden tür.

  2. betül 20 Şubat 2014 at 12:39 - Reply

    çoook teşekkürlr çok yardmcı oldunuz…

  3. burçin beser 19 Mart 2014 at 16:11 - Reply

    süpermiş abi yaaa sınavda ne yapcaz acaba

  4. gizem 07 Nisan 2014 at 15:44 - Reply

    çok güzel anlatmışsınız emeğinize sağlık işime yaradı :D

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin