Dünya Yeni Yüzyılı Paris’te Karşılıyor

Dünya Yeni Yüzyılı Paris’te Karşılıyor

- in Tozlu Sayfalar

Yirminci yüzyıl açılırken dünya nüfusunun üçte ikisi Avrupalıların ve Avrupa kökenlilerin yönetimi altındaydı. Bu egemenlik, Paris Fuarında da sergilenen büyük teknolojik üstünlüğe dayanmaktaydı. Ancak Avrupa devletleri arasındaki rekabet dünya barışıyla birlikte bu üstünlüğü de tehlikeye atacaktı.

Fransa Başbakanı Pierre Waldeck-Rousseau (1846-1904), 15 Nisan 1900’de Paris Dünya Fuarını açmak için bir şövalye birliği ve hükümet üyeleri eşliğinde Sen Irmağı üzerindeki yeni köprüye ayak basıyordu. Aleksandr köprüsü adı verilen bu köprünün temelini de Rus Çarı II. Aleksandr’la birlikte yine Waldeck-Rousseau 1896’da atmıştı. Başbakanı, Fuarın balo salonunda, Fransız bestecisi Camille Saint-Saens’ın “Victor Hugo’ya ilahi”sini seslendiren bir koro karşılıyordu. VValdeck-Rousseau top seslerinin dinmesinden sonra yaptığı açış konuşmasında, “Çok yakında” diyordu, “emeğin mutluluğa ve insancıl bir dünyaya götüren yolunda önemli bir adım atmış olacağız”.

Dünya Fuarını bir yıl boyunca çeşitli ülkelerden 50.860.801 ziyaretçi gezecekti. Bu sayı Fuara gösterilen uluslararası ilgiyi ortaya koyuyordu: Fransa’nın o tarihteki nüfusu sadece 35 milyon kadardı. Fuar, Fransa Başbakanının da belirttiği gibi, Avrupalı insanın “ilerleme” kavramına, özellikle de teknik ilerlemeye olan bağlılığını ifade ediyordu; Avrupa’nın son yüz elli yıldaki teknik gelişmesi, “çok yakında” insanlar için de meyvelerini verecekti. Fuarda, Batı dünyasında XIX. yüzyılın son çeyreğinde meydana gelen ve “İkinci Sanayi Devrimi” diye bilinen (hatırlanacağı gibi, Birinci Sanayi Devrimi 1760’larda İngiltere’de başlamış ve kısmen kıta Avrupa’sına da yayılmıştı) teknolojik atılımın ürünleri sergilenmekteydi. Ama bütün reyonlar arasında en çok ilgi toplayanı, Auguste Lumiere’in (1862-1954) film gösterileriydi. Auguste ve Louis Lumiere (18641948) kardeşlerin “Sinematograf adını verdikleri makineyle yaptıkları gösteriler henüz “yedinci sanat” ya da “yirminci yüzyıl sanatı” olarak tanımlanmıyordu ama, sinema birkaç yıl içinde tiyatro ve müzikhol gibi daha eski gösteri biçimlerinin en ciddi rakibi haline gelecekti.

Fuar bir elektrik jeneratöründen sağlanan cereyanla ışıklandırmıştı. Henüz Paris ve Londra gibi en gelişmiş kentlerde çoğu evlerin ve sokakların olgun gaz lambalarıyla aydınlatılmakta olduğu bir dönemde, Fuarın bu göz kamaştırıcı ışığı ziyaretçileri büyülüyordu.

Güzel sanatlar alanında, Art Nouveau (Yeni Sanat) tarzı da ilk kez Paris Fuarında toplu biçimde sergilenmişti. Makine çağının eşiğinde, çelik ve sınai cam gibi yeni malzemelere sanayi-öncesi bir çağın yumuşak ve doğal uyumunu kazandıran bu üslup, asıl ürünlerini iç dekorasyon, mobilyacılık, mimari süsleme, kuyumculuk,grafik ve tipografi gibi uygulamalı sanatlarda vermişti.

1900 Fuarı uluslararası sanayi sergilerinin ilki değildi. 1851’de Londra’da düzenlenen Büyük Sergi, Birinci Sanayi Devriminin ürünlerinden oluşmakta ve İngiltere’nin teknolojik üstünlüğünü dünyaya ilan etmekteydi. 1867 Paris Sergisi, geçen 16 yıl içinde Avrupalı ve ABD’ li bilgin, mühendis ve teknisyenlerin teknik buluş alanında İngiliz meslektaşlarıyla rekabet edebileceğini gösteriyordu.1873 Viyana Sergisinde ise elektriğin sanayide uygulanışı ilk kez sergilenmişti. Ama XIX. yüzyılın son çeyreğindeki şaşırtıcı teknolojik gelişmeyi sergileyen 1900 Paris Fuarı bütün bu sergilerin en görkemlisi olmuştu. Bilimsel ve teknolojik ilerleme, 1880’lerden itibaren baş döndürücü bir hız kazanmış, toplum yapısında ve günlük yaşamın dokusunda günümüzü belirleyen dönüşümlere yol açmıştı.

Görsel 20 yy Ansiklopedisi Sayfa 1