Doğum Sonrası Halk İnançları, Gelenekler

Doğum sonrası neler yapılır. Doğumdan sonra çocuk etrafında oluşan inançlar gelenekler ve adetler hakkında bilgi

Doğum sonrası, çocuklar için bebeklikle başlar, gençlik dönemine doğru uzanan bir süreçle devam eder. Bu dönem ad verme, kırklama, sünnet olma, day durma, ilk emekleme, ilk saç kesimi, ilk tırnak kesimi ilk dışın çıkışı, köstek kesme, aylık kesme ve benzeri dönemleri içerir

K. Maraş’ta sancılı çocuklar tedavi için çınar kovuğundan geçirilir. Çocukların nazar alarak hastalanmamaları ve ölmemeleri için omuzlarına “nazar boncuğu” takılır.

Ağaç kovuğundan geçmek ağaç kovuğundan çıkmak Kıpçak-Türk Türeyiş Destanında ve gökten gelen ışığın ağaç dibinde oluşan kızla evlenerek türeyişe başlangıç olmak da Oğuz Kağan Destanından bilinmektedirler. Kırgızistan’da biz kovuk oluştur ağacın bir tarafından girip diğer tarafından çıkarak şifa arama inancına şahit olmuştuk. Keza Divriği’de ahşap minberin bir tarafından girip diğer tarafından çocukların geçirilmesi ile ilgili inançlar vardır. Denizli’de hasta olan çocukların “Ulu Çınar’ların altından geçirilmesi halinde tedavi olacaklarına inanılır.

Adana’da çocuk doğmuş evden dışarı, 40 gün hiçbir şey çıkarılmaz. Artvin ve birçok yerde de çocuk 40 gün evden çıkarılmaz. Kırkı çıkmamış çocuğun eşiğin dışına çıkarılmayacağı inancı, Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu ve Uluğ Türkistan Türk kültür coğrafyasında da vardır. Bu durum eşiğin dışına çıkarılan bebeğin ev iyesinin korumasından çıkacağı inancı ile izah edilebilir.

Adana’da küçük çocuğun tırnağı fakir olur inancıyla kesilmez. Ayrıca çocuğun 40’ı çıktığı gün, süzgeçten su geçirerek çocuk “kırklanır”.46 Türk kültürlü halkların halk inançlarında tırnak ile ilgili inançların da varlığı bilinmektedir.

Ankara, Güdül’de altına çişini kaçıran çocuklara bazı yatırların toprağından yedirilir. Bu topraktan şifa umulur.

Ankara-Kalecik’te sürekli ağlayan çocukların kafası hafifçe caminin dört duvarına vurulur. Böylece artık devamlı ağlamayacağına inanılır. Ayrıca kekeme çocukların dilinin açılması için, çocuğa caminin kapısı açtırılır.

Balıkesir’de çocuk sünnet edilirken, bardak türünden bir şey kırılmasının hayrına inanılır. Adana’da kirve aileleri, çocuklarını evlendirmezler,  bu evliliğin haram olduğuna inanılır.  Aydın’da sünnet merasimi esnasında eşiğin dışında bir de horoz kesilir ve ayrıca “oklava çevrilir.” Sünnetli çocuk tek kalmasın diye yanı sıra bir de horoz kesilmesi oldukça sık görülür. Çanakkale-Bozcaada’da çocuklara sünnet elbiseleri camide giydirilir. Edirne’de sünnet yatağı kaldırılırken “Yatak kaldırma mevlidi” okutulur. Ankara-Altındağ’da sünnet olacak çocuklar, şifa ve hayır niyetiyle Hacı Bayram Veli türbesini ziyaret ederler.

Denizli’de yürürken zorluk çeken çocukların birbirine bağlanmış ayaklarının ipi değirmenden gelmiş birisine kestirilir.  Türk kültür coğrafyasında değirmen etrafında birçok inanç yumak oluşturmuştur.

Ankara-Kızılcahamam’da yürüme çağındaki yürümede zorluk çeken çocuğun ayaklan bir iple bağlanır. Bu ip birisi tarafından kesilir ve çocuğa iki tokat atar gibi dokunulur. Sonra o evin veya caminin etrafında 7 defa tavaf edercesine dolanılır. Böylece çocuğun yürümesinin kolaylaşacağına inanılır. Buna “Köstek Kesme” denir. Köstek kesmenin farklı uygulama yöntemleri vardır. Tavaf inancı da Türk kültür coğrafyasında bir kült oluşturmuştur. Yakarılan sevgilinin başına dönülür. Verilecek sadaka başa döndürülür. Ulu mekânların etrafında dönülür. Hasta kimsenin sağlığına kavuşması adına onun hastalığına talip olunarak etrafında dönülür. Nitekim Bilecik’te Hıdrellez merasimlerinde Kırklar Tepesi’ndeki yatırların etrafında tavaf edilip, dileklerde bulunur. Konya’da zayıf çocuklar cami ve mezarlık etrafında dolaştırılır.

Ordu’da kırkı çıkmamış bebeyi loğusa kadın ziyaret edince, bebeği “Al Basma”ması için yukarı kaldırılır. Yukarı kaldırarak veya odanın üst tarafına taşıyarak basılmaktan korunma inancı çiğ et ve cenaze için de geçerlidi1″ Cenaze evinden henüz gelmiş kimseden ileride örnekleneceği üzere kırklı bebek korunur.

Çorum’da boyu ölçülen çocuğun boyunun uzanmayacağına inanılır. Ölçüm ile ilgili halk inançlarının da ortak paydaları vardır. Kasadaki para son kuruşuna kadar sayılmaz, komşuluk adına verilen bazı yiyecekler ölçülerek verilmez. Böyle hallerde “tarttın da mı verdim” denir. Kefen de metre ile ölçülmez. Bu tür örnekleri artırmak mümkündür. Adeta saymanın ölçmenin bereketi kaçıracağına inanılır. Bazı bilgileri kişi görünmeyenlerden saklarken kendisinden saklamış gibi olur. Bu inancın derinliklerinde nefs veya nazar inancın izlerini aramak da mümkündür.

Balıkesir’de konuşamayan çocuğun konuşabilmesi için ismi Mehmet olan yedi şahsın kurbanının dili toplanıp konuşmayan çocuğa yedirilir. Bu yörede ayrıca yaramazlık yapan çocuklar, türbelerde kısa süre yalnız bırakılırlar. K. Maraş’ta sahibinin ismi Mehmet olan kırk evden para toplanır, bal satın alınır. Cuma Salası’ndan önce minare şerefesinde dolaştırılıp yemesi için kekemeye verilir. Kanaatimizce tavaf eden kişi kut bulmaya amaçlarken adeta tavaf ettirilen balın da bu uygulama ile kutlu olması amaçlanıştır. Edirne’de kekeme çocukların dilinin açılması için Cuma Salâsı ile ezan arasında kapalı bir kilit açılır.

İstanbul-Fatih’te kekeme çocuklara hac’ta kesilmiş deve kurbanının eti yedirilir ise dilinin açılacağına inanılır. Deve dilinin alkoliklere de tedavi itibariyle yararlı olacağına inanılır. İzmir’de ise caminin kilidi kekeme çocuğun diline dokundurulur. İstanbul-Fatih’te kekeme çocuklara hac’da kesilmiş deve kurbanının eti yedirilir ise dilinin açılacağına inanılır. Deve dilinin alkoliklere de tedavi itibariyle yararlı olacağına inanılır. İzmir’de ise caminin kilidi kekeme çocuğun diline dokundurulur.

K. Maraş’ta çeşitli çocuk rahatsızlıkları için güneş doğmadan yedi pınardan su alınır. Ziyaret Çınan’ndan yaprak toplanır, suda yapraklar kaynatılıp suyunda çocuk banyo yaptırılır. Güneş doğmadan alınan su, Nahcıvanda ham su olarak bilinir. Bu su ile kısmet açma, bereket celp etme ve benzeri uygulamalar yapılır

Balıkesir’de yeni doğan çocuklara isimleri, Cuma günü salâ ile ezan arasında konulur. Çanakkale’de çocuklara “Göbek Adı” verilir ki,60 birçok yerde örnekleri vardır. Çorum’da çocuğu almayan kadınların, türbe ve tekkelere gitmeleri sonucu çocukları olur ise, kız çocuğuna Satı, erkek çocuğuna Satılmış ismi konulur, bu çocuklar türbelere satılmıştır.

K. Maraş’ta yılanın soktuğu çocuk ve büyüklerin tedavileri için toprak efsunlatırlar. Efsunlu su gibi efsunlu toprak da vardır.

K. Maraş’ta kırkı çıkmamış çocuğun bulunduğu evdeki su kapılarının mutlaka ağzı kapalı tutulur. Aksi halde sulardan çıkacak bazı güçlerin çocukları hasta edebileceklerine inanırlar. Azerbaycan’da su iyesi, su perisi olarak da bilinir. Ayrıca bir kısım kara iyelerin su kenarlarını yurt tuttukları da bilinir.

Veli Kültünden yararlanılması hayatın bu safhasında da vardır.63 Halkımızdan bazıları taleplerini Veli veya Veli olarak bilinen zevatın türbesinden yapar ki, bu İslâm’a tamamen aykırı Allah’a (c.c) şirk koşulması olayıdır. Büyük bidattir. Bazen de Allah’ın o Veli’ye bir kuvvet ihsan ettiği inancından hareketle o zat vasıta kılınarak talep Allah’tan yapılır. Bize göre Veli ziyaret edilip, fatiha okunduktan sonra kabri başında olunsa dahi talep Allah (c.c)’den yapılmalıdır

Doğum sonrası safhada, Veli Türbelerine gidilmekte, toprağından tedavi için medet umulmakta, etraflarında tavaf edilmekte, çocuklara bilahare Veli’nin ismi verilmek üzere Veli’ye satılmakta veya “Sah  Satılmış” ismi verilmektedir Tavaf, halk tasavvufunda, Veli’nin derecesine göre belirlenen sayı kadar yapılır. Üçüncü dereceden bir Veli’nin türbesi etrafında üç defa dolaşılması gibi. Veli türbelerinde olduğu gibi cami veya minare etrafında da tavaf misali turlar atılır. İnançtaki amaç aynıdır.

Kilit açmak ve kilit kapamak halk inançlarında düzgün giden işlerin ters dönmesi ve ters giden işlerin düzelmesi inancından kaynaklanmaktadır. Temelinde Gök-Tanrı inanç sisteminin Demir Kültü vardır. Daha ziyade büyü için yapılırken, damat veya gelinin gerdekte başarısız olmaları maksadıyla yapılır. Büyü bozmak için ise evlenmede zorluk çeken gençler için yapılır. Evlilik bahsi münasebetiyle bu konuya tekrar dönülecektir. Kilit daha ziyade, camide, minarede açılır veya sala okunurken, bazen da imam türünden cami görevlilerine açtırılır. Cami ve çevresi, kutsal mekânlar ve görevlileri de kutsal kimseler kabul edilip, İslâmiyet’ten evvelki inançlar İslâmî bir kılıfa sokulmuştur. “Allah bir kapıyı kapatır bir kapıyı açar” denilmiştir. Camilerde sünnet kıyafetinin giydirilmesi, mevlit okunması bu mealdedir. Mehmet isminin Hz. Muhammed’in isminden yararlanılmak üzere yaygınlaşması da bu inancın bir sonucudur. Hac’ kesilmiş kurban, keza İslâmî bir gücün devreye sokulmasıdır.

Çocukların sünnet olurlarken bardak türünden bir şeylerin kırılması korunma amacıyla yapılır. Amaç, kırıldığı veya yere atıldığı zaman ses çıkaracak bir cismin gürültüsünden yararlanmaktır. Bu ses kötü/kara güçlerin korkup dağılmasına, böylece zarar vermemeleri sebep olacaktır. Bu uygulama hayatın diğer safhalarında da görüldüğünden, ayrı bir alt başlık olarak ele alınıp işlenilecektir. Nitekim sünnet olan çocuğun sünneti esnasında bir de horoz kesilir. Böylece kan akıtılması itibariyle çocuk kara güçler nezdinde yalnız bırakılmamış, korunmuş olunur.

Evin eşiğinin içi ve dışı kavramları, bu dönemde de önem kazanmaktadır. Gök Tanrı/Ulu Tanrı inancına göre evin eşiği katsaldır. Eşiğin içini koruyan ak iyi yürekli güçlerdir.

Kirvelik müessesesine bilhassa Doğu Anadolu’da özel önem verilirken , sünnet uygulaması,  farklı şekillerde birçok dinde vardır.

Kaynak: Yaşar Kalafat, İslamiyet ve  Türk Halk İnançları