Doğum İle İlgili Gelenekler İnançlar Adetler

Doğum İle İlgili Halk İnançları Nelerdir, Doğum ile ilgili gelenekler, dini uygulamalar, adetler hakkında bilgi. Çeşitli bölgelerde doğum ile ilgili derlenmiş halk inançları örnekleri

Bu dönem doğumun başlaması ile girilen dönemdir. Bu dönem ile ilgili inanç ve uygulamalar diğer bölümlere nazaran daha yoğundur. Kara iyeler etrafında oluşan iyeler daha ziyade bu dönemde görülürler.

İstanbul Avcılarda çocuğun dünyaya geldiği gün evinde “doğum salası” verilir. Anadolu’nun bazı yörelerinde nadir de görülse de evliliğin de sala ele duyurulduğu ölüm salasının yanı sıra doğum salasına su salası denildiği de bilinmektedir.

Adana’da loğusa bir kadının yanına hayız bir kadın veya loğusa başka bir kadının gelmesi halinde çocuğun hastalanacağına veya öleceğine inanılır. Bu inanç İslam Türk kültür coğrafyasında oldukça yaygındır. Bu tür kimseler için “kirli” “başı kirli” denir. Bu dönemler için bereket kaçırıcı, uğursuz göze ile bakanlar olurdu.

Adana’da yeni doğan çocuğun yastığının altına bıçak konulur ise, çocuğun zeki ve cesur olacağına inanılır. Doğu Anadolu’da çocuğun cesur olması için burun delinir ve oradan kurt kılı geçirilir. Bu inanç ve uygulama Azerbaycan Türk kültür coğrafyasında da vardır.

Aydın’da yeni doğan çocuğu “Bismillah Muskası” takılır. Daha sonra nazarlık ve maşallah takılır.Farklı isimlerle tanınır olsa da bu inanç ve uygulama da Türk kültürlü halkların ortaklıklarındandır.

Aydın’da yeni doğan çocuğun göbek bağı nereye gömülür ise büyüyünce orayla ilgili bir mesleğe meyledeceğine inanılır. Balıkesir’de de bu inanç vardır. Sünnet olan çocuğun fazlalığı, yeni doğan çocuğun göbek bağı cami duvarına konulursa o çocuğun dindar olacağına inanılır ve inanç çok yaygıdır.

Çorum’da loğusa kadınların yanına süpürge, maşa, ve erkek ceketi konularak, “al basması”nın önleneceğine. Aydın’da loğusa kadının başucuna bıçak, demir parçası veya süpürge konulur ise cinlerden korunacağına inanılır. Kars’ta doğum yapan bir kadının evine misafir gelmesi halinde, orta kapı eşiğinde kor (köz) bırakılması halinde anne ve çocuk için koruyucu olacağına inanılır. Azerbaycan’da ve Muş’ta anneyi ve bebeğini korumak amacıyla doğum esnasında kapıda erkek at kişnetilir ve ateş yakılır.

Al basmasından korunmak için bu tür uygulamaların yapıldığına çok rastlanır. Bu iyenin erkekten, erkek attan, silahtan, Kur’an-ı kerim’den soğan ve sarımsaktan, ateşten, ışıktan ürktüğüne korktuğuna inanılır.

Manisa Köprübaşı’nda yeni doğan çocuğun göbeğinin kızgın demirle dağlanmasının hayrına inanılır.

Çanakkale – Gelibolu’da loğusalar için mevlit okutulur. İzmir-Konak, Dikili, Aliağa, Foça’da ismi loğusa mevlidi olan bir mevlit okutulur. Giresun’da doğum ve ölüm yıldönümlerinde ölü mevlidi okutulur.

Çankırı’da çocuk dünyaya geldiğinde üç ezan vakti emzirilmez. İstanbul-Fatih’de Sadaka-i Fıtr’ın doğumunu yaptıran ebesinden başkasına verilmesinin caiz olmadığına inanılır.

İzmir-Urla’da loğusa kadının banyo suyuna 40 adet taş konulur. Anne ve bebeği kırklanırken Kırk Suyu’na kırk taş, kırk tespih tanesi, kırk fasulye, kırk altın konulması Kars Trabzon ve sair bölgelerde de görülür. Bunlar suda dağılmayan herhangi birinden kırk adet konulması inancı vardır.

K. Maraş’ta kırkı çıkmamış anne ve çocuğu cenaze evine götürülmez. Kırkı çıkmamış çocuk veya anne hastalanır ise, “şekerdere suyu” ile yıkanır. Efsunlanmış su içirilir. Şeydihanlı Ocağına götürülüp muska yazdırılır. “Kırk basmış” çocuğun tedavisi için çocuk tezekle tartılır ve bu tezekler fakire verilir

Tartma işinin bazen ilk saç toyunda olduğu gibi altınla yapılıp değerince fakire para verilmesi ve bazen de kırk basmasında olduğu gibi tezekle yapılıp tezeğin veya bedelinin fakire verilmesi özel bir anlam içeriyor olabilir. Adak kurbanın etinden adak sahibinin yemesi halinde yediği eti satın alması ödemeği fakirlere vermesi gerektiği de bilinmektedir. Adeta görünmeyenlerden kurtulmak onlarla rızalaşmak gibi bir içeriği olmalı. Bazı hallerde bedeli düşürmek için tezek kullanılarak korunmak istenilenin cazibesi azaltılmakta ve bazı hallerde de ödemenin sınırı yüksek tutulabilmektedir.

Doğum esnasında inanılan bazı dinî uygulamalar eski inançların bakiyeleri olarak yaşar iken, bazılarına da halkımız İslâmi giysiler giydirmiştir. Bu uygulamaların bir kısmı doğum yapan anne ile bebeğin korunması ile ilgilidir. Bu tür dinî tatbikatlar doğumun ilk, üçüncü, yedinci, dokuzuncu ve kırkıncı gününde yıldönümünde yapılır.

Korunma için maden (demir, bıçak, maşa) bitki (süpürge), toprak (taş-kaya), su, ateşten medet umulur. Uzakdoğu inançlarının Anasır-ı Erbaa kapsamına da giren bu inançlar, Türklerin ilk inanç sistemlerinden olan Gök-Tarı inanç sisteminde de birer kutsal kültürler.

Korunma, al karısı, kara kura, cin gibi görünmeyen ve fenalık yapabileceklerine inanılan güçlere karşı yapılır. Kişioğ-lu’ndan kaynaklanan ve zararlı olabileceğine inanılan kuvve doğum sonrası için de söz konusudur. Haizli kadın, evin eşiğinin dışından gelen kimse, zararlı olabilecek kimselerdir.

İslâmiyet’ten sonra koruyucu unsurlar arasına “salâ”, “mevlit”, “ezan”, “muska” gibi unsurlar da katılmıştır. Görünmeyen güçlerden korunmak için sadaka mümasili davranışlarda bulunmak, eski Türk inançlarında da vardır.40 İslâmiyet’te sadaka, Allah’ın rızasını kazanmak için yapılır. Koruyucu olan O’dur.

Göbek bağının, sünnet sonrası fazlalığın gömüleceği yer ile çocuğun geleceğinin belirlenebileceği inancı da zamanla İslamileşmiştir. Halk, bu parçaların meyhane veya kumarhanenin duvarına gömülürse, çocuklarının ileride içkici veya kumarbaz olabileceklerine inanıyordu. Caminin kutsiyeti bu inanca yeni bir boyut getirmiş, çocuklarının imanlı ve dindar olması istemi sonucu cami duvarlarına da gömmeye başlamıştır.

Kırk sayısı da 3, 7, 9 gibi Türk kültüründe önemli yer tutan bir sayıdır. Hayatın diğer dönemlerinde de kırk, kırklı, kırklar, kırklama ile ilgili inançlar yaygındır.42 Ocaklar Türk halk hekimliğinde önemli bir yer tutarlar.

Kaynak: Yaşar Kalafat, İslamiyet ve  Türk Halk İnançları