Depremin Büyüklüğü Ne İle Ölçülür?

Depremin Büyüklüğü Ne İle Ölçülür?

- in Bilgi

Doğal olarak oluşan, yer kabuğunun içindeki kayaçların kırılması ya da kayması sonunda ortaya çıkan yer sarsıntısı. Yeryüzünde her yıl kaydedilen 6 000 depremden 5 500’ü ya çok küçüktür ya da doğrudan hissedilemeyecek kadar insanların oturduğu yerlerden uzaktır. 450’si hissedilmekte, ama yıkıma neden olmamakta, 35’iyse yalnızca küçük zararlara yol açmaktadır. Buna karşılık, geri kalan 15’i, konutlar, büyük yapılar, vb’nin, büyük ölçüde yıkılmasına yol açmalarının yanı sıra, çok sayıda insanın ölmesine ve yaralanmasına neden olmaktadır.

Depremin Büyüklüğü Nasıl Ölçülür

Bir depremin büyüklüğünü, kırılmanın, yani oluşan kırığın (ya da fay) boyutları ile bu kırığın üstünde gerçekleşen kayma ya da yer değiştirmenin toplam miktarı belirler. Kırık yüzeyi ve kayma ne kadar büyük olursa, deprem sırasında serbest kalan enerji de o kadar büyük olur. Bu enerji, kırığın yanındaki kayacın biçimini değiştirmesinin yanı sıra, deprem sırasında ortaya çıkan sarsıntıları ve Yer içinde yayılan çeşitli deprem dalgalarını üretir. Küçük depremler, yalnızca on – on beş ya da yüz -iki yüz metrelik kırıklar üstünde birkaç santimetrelik kaymalar sonucu oluşurken, büyük bir deprem, yüzlerce kilometre uzunluğunda bir kırık üstündeki kaymanın sonucu olabilir.

Depremin oluştuğu yerdeki sarsılma, yalnızca kırığın ayrışması süresince sürer (bu, saniyelerle ya da dakikalarla ölçülen bir süredir). Kırılmanın doğurduğu deprem dalgaları, kırığın üstündeki hareketin durmasından sonra da yayılmayı sürdürür ve 20 dakika içinde yerküreye yayılırlar. Bu titreşimler, yalnızca kırığın hemen yakınında, depremin dış merkezinde yıkıma yol açabilecek kadar şiddetlidirler.

Deprem dalgaları, bir depremin dış merkezinin çok uzaklarında da belirlenebildiklerinden, deprem araştırmaları bakımından çok yararlıdırlar. Deprem dalgalarını kaydeden aletlere depremyazar (sismograf) adı verilir. Deprem yazarlar, depremin oluştuğu yerde ölçüm yapma olanağı bulunmayan bölgeler (söz gelimi, okyanus tabanları) de dahil, yerkürenin çok geniş kesimleri üstünde depremlerin etkinliğini izleyebilirler. Aygıta ulaşan P ve S dalgalarının kaydı, kırığın dış merkezini ve yönünü belirlemede kullanılabilir.

Deprem bilimciler, depremlerin büyüklüğünü sınıflandırmada çeşitli yöntemlerden yararlanırlar. Bunlardan bir depremi şiddetine göre derecelendirme yöntemi, depremin insanlar üstündeki etkisini ön plana alarak, konutlarda ve öbür yapılarda yol açtığı zarar miktarını sınıflandırmayla belirler. Değiştirilmiş Mercalli ölçeği, bu konuda en yaygın ölçüm yöntemidir. Depremleri, belli belirsiz hissedilen I şiddetinden, her şeyin bütünüyle yıkıma uğradığı XII şiddetine kadar basamaklara ayırır. Depremlerin neden olduğu yıkım, depremin serbest bıraktığı toplam enerjinin yanı sıra, yapı sanayisinde uygulanan tekniklere, temelin atıldığı toprak koşullarına ve dış merkez yöresinde oturan nüfusa da bağlıdır; bu nedenle, deprem süreçlerinin kendilerinin incelenmesinde, genellikle şiddet ölçümleri kullanılmaz. Daha dikkatli bir denetim altında yapılan ölçümlere dayanan başka ölçekler kullanılır. Bunların en çok bilineni, depremden yayılan deprem dalgalarının (sismik dalgalar) genliğine dayanan Richter ölçeğidir (1935). IX ya da X Mercalli şiddetindeki yıkıcı depremler, genellikle, Richter ölçeğindeki 6;5’tan büyük depremlere karşılık gelmektedir.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir