Demokrasinin Tarihsel Gelişimi ve Özellikleri

Ekim 29, 2011 12 Comments »

Demokrasi İkesinin Tarihsel Gelişimi

Bundan 7000 yıl önce, Mezopotamya’da insanlığın ilk uygarlığını kuran Sümer, Elam ve Akad budunlarında demokrasi ilkesi uygulanmıştır. Gerçekte, bu (Türk) budunlar birleşik bir cumhuriyet kurmuşlardır. Bundan sonra Atina ve Isparta gibi Yunan kentleri, bir tür demokrasi ile yönetilirlerdi. Roma da demokrasi hayatı yaşamıştı.

Türkler, en eski tarihlerde bile ünlü kurultaylarıyla ve bu kurultaylarda devlet başkanlannı seçmeleriyle, demokrasi düşüncesine ne denli bağlı olduklarını göstermişlerdir. Son tarih dönemlerinde Türkler’in kurdukları devletlerde başlarına geçen padişahlar, bu yoldan ayrılacak zorba olmuşlardır.

Kralların ve padişahların baskı yönetimlerine dinler dayanak olmuştur. Krallar, halifeler, padişahlar çevrelerini saran papazların, hocaların etkisiyle Tanrısal haklara inanmış ve dayanmışlardır. Egemenliğin, bu hükümdarlara, Allah tarafından verilmiş olduğu kuramı uydurulmuştur. Buna göre, hükümdar ancak Tanrıya karşı sorumludur. Erk ve egemenliğinin sının yalnız din kitaplannda aranabilir.

Tanrısal haklara dayanan bir mutlakiyet temeli karşısında, demokrasi ilkesinin, gösterdiği ilk tutum oldukça alçakgönüllücedir. O, önce hükümdan devirmeye değil, onun yalnız güçlerini sınırlamaya, mutlakiyeti kaldırmaya çalıştı. Bu çalışma 400-500 yıl öncesinden başlar, tikin erkin, ulustan geldiği; erk, yeteneksiz ve yetersiz bir ele düşerse, onun geri alınabileceği ve bu erkin milletvekillerinden oluşan bir meclis tarafından kullanılması gerekeceği dile getirildi. 16. yüzyılda demokrasi ilkesi, hükümdarlann yetkesini (nüfuz) kırmak için siyasal savaşım aracı olarak kullanıldı. Bu savaşımlarda en son olarak ortaya atılan düşünceler şunlardır: “Erk ulusa aittir. Onu, yasa çerçevesinde bir hükümdara vermiştir. Kimi durumlarda geri alabilir.” 18. yüzyılda ise, demokrasi düşüncesi, karşı konulmaz bir güç ve akım durumuna geldi. Demokrasi ilkesi, ulusal egemenlik ilkesi biçimine girdi ve anayasaya geçti. Artık ulusla hükümdar arasında sözleşme yapma düşüncesi ortadan kalktı. Ortaya, egemenlik bölünüp parçalanamaz ve başkalarına bırakılmaz, düşüncesi çıktı. Bu düşünceyi şöyle açıkladılar: Egemenlik bireylerin, yani tek tek kişilerin iradelerinin üstünde, yine bireylerin oluşturdukları ulusun ortak kişiliğine dayanan genel ve ortaklaşa bir iradedir. Bu nedenle egemenlik tektir, parçalara ayrılamaz ve egemenliğin ortaya koyduğu ortaklaşa irade, onun sahibi olan, ortak kişilik, ulusça hiçbir zaman başkasına aktarılamaz ve bırakılamaz.

Demokrasinin Belirgin Özellikleri

Demokrasi ilkesi, egemenliği kullanan aracı kim olursa olsun, temel olarak ulusun egemenliğe sahip olmasını ve sahip kalmasını gerektirir. Bu npktayı birkaç sözle açıklayalım:

 a) Demokrasi, temelde siyasal niteliklidir. Demokrasi, bir sosyal yardım ya da bir ekonomik örgüt dizgesi değildir. Demokrasi, maddi refah sorunu da değildir. Böyle bir görüş, yurttaşların, siyasal özgürlük gereksinimlerini uyutmayı amaçlar. Bizim bildiğimiz, demokrasi, özellikle siyasaldır; onun amacı, ulusun, yönetenler üzerindeki denetimiyle, siyasal özgürlüğü sağlamaktır.

 b) Demokrasinin birinci özelliğiyle ortak ikinci bir özelliği daha vardır. O da şudur: Demokresi düşü,nceye dayanır; bir kafa sorunudur. Herhalde bir mide sorunu değildir. Yönetim ilkesi de adalete bağlılığı ve erdem, ahlak sahibi olmayı gerektirir. Demokrasi, yurt sevgisidir, aynı zamanda babalık ve analıktır. Demokrasi, temelde bireycidir; bu nitelik, yurttaşın egemenliğe, insan sıfatıyla katılması dolayısıyla kendini gösterir.

ç) Son olarak demokrasi, eşitlikçidir; bu nitelik, demokrasinin bireyci olması niteliğinin zorunlu ,bir sonucudur. Kuşkusuz, bütün bireyler aynı siyasal haklara sahip olmalıdırlar. Demokrasinin bu bireyci ve eşitlikçi niteliklerinden genel ve eşit oy ilkesi çıkar.

Demokrasi İlkesinin İçeriği

Demokrasi temeli, bugün çağdaş anayasanın genel bir belgisi gibi görünmektedir. Saltanatçılık (monarşi) ve sınıfçılık (oligarşi) artık zamanı geçmiş eğreti biçimlerden başka bir nitelikte düşünülemezler, gerçi daha şimdi bile başlannda hükümdarlar bulunan devletler vardır. Fakat bunların hemen hepsi, demokrasi ilkesini kabul etmektedirler. Artık egemenliğin sahibi olduğunu ileri sürme’cesaretinde bulunabilecek bir hükümdar pek azdır.

Bir ulusun eylemli olarak demokrasi ilkesini ilan etmesi, o ulusun çoğunluğunun, toplumsal gücünün bir sonucudur. Ulus, yeterince güçlü olursa, gücü ve erki eline alır. Bu olay kimi zaman ayaklanmayla, kimi zaman da hükümdarla barışçıl bir anlaşma yaparak gerçekleşir. Artık bugün, demokrasi düşüncesi sürekli yükselen bir denizi andırmaktadır. Yirminci yüzyıl, birçok baskı hükümetlerinin bu denizde boğulduğunu görmüştür. Rus Çarlığı, Osmanlı Padişahlığı ve Hilafeti, Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorlukları bunların başlıcalanndandır. Bundan başka demokrasi ile yönetilen Portekiz gibi ılımlı hükümdarlıkların, demokrasinin daha açık bir biçimde uygulanmasını zorunlu kılan cumhuriyet karşısında silindiği görülür. Son olarak bugün İngiltere, Belçika gibi büyük, demokrasilerin yönetimlerinin de daha belirgin ve daha iyi düzenlenmiş bir demokrasinin gerçekleştirilmesi yolunda çalıştıkları görülmektedir. Demokrasi düşüncesi, çağdaş anayasanın bir belgisi olmakla birlikte bu düşünce, çok eskidir.

Atatürk ve Yurttaşlık Bilgisi

 

 

Benzer Yazılar

12 Comments

  1. çiğdem 28 Aralık 2011 at 12:19 - Reply

    benim aradığım bu değildi.benim aradığım:

    DEMOKRASİNİN TARİHİ GELİŞİMİydi

  2. ali çoban 29 Nisan 2012 at 07:55 - Reply

    Çok güzel bi site her şeyi buldum

  3. furkan 21 Mayıs 2012 at 12:42 - Reply

    çok güzel bir site herşeyi buldum

  4. naz 31 Aralık 2012 at 15:17 - Reply

    ya istediğim buydu ama başka içerikler yok onları arıyorum

  5. hasan 27 Mart 2013 at 15:49 - Reply

    aynen benimde aradığım buydu ama başka içerikler yok
    şimdi bende arıyacağım offff

  6. asude 15 Nisan 2013 at 18:35 - Reply

    Bence demokrasi dışında her şey anlatılıyor

  7. KÜBRA 04 Mayıs 2013 at 16:45 - Reply

    AYNEN BENDE TARİHSEL GELİŞİMİNİ ARIYORDUM AMA KONU DISINDA BİLGİ

  8. deniz 28 Mayıs 2013 at 16:35 - Reply

    çok iyi bir site

  9. ece 16 Aralık 2013 at 19:09 - Reply

    teşekkürler

  10. fesa 18 Aralık 2013 at 08:57 - Reply

    bunun kısası yok mu ?????
    Okuyun siz özetini yazın.

  11. su 21 Aralık 2013 at 07:20 - Reply

    Aradığımı buldum tşk

  12. Rabia 05 Ocak 2014 at 17:41 - Reply

    Padişahlarımız asla zorba olmadılar.Onlar daima adaletli oldular.Osmalı halkı refah ve huzur içinedeydi.Köleler bile zengin di,insanlar yardım yapacak fakir bulmakta zorlanıyorlardı .şu halde yazdıklarınızı kontrol etmenizde fayda var.

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin