Cumhuriyet Dönemi Mimarisi

Nisan 17, 2012 Yorum yok. »

ata heykeli Cumhuriyet Dönemi Mimarisi

Cumhuriyet Dönemi Mimarisi, Özellikleri ve Cumhuriyet Dönemi Mimari Eserleri

Bu dönem mimarisi genel olarak sivil yapıların özellikle hükümet konakları, köşkleri, vakıf hanları, bankalar, oteller, eğitim kurumları vb. tanınmasıyla birlikte yapılar dış cephe mimarileriyle dikkati çeker. Batıda öğrenim görmüş bazı Türk mimarları, farklı bir anlayışla ulusal mimariyi oluşturdular. Böylece batı mimarisinin etkilerinden kurtulmaya çalıştılar. Avrupada ki Klasik akım benzeri bir akım bizde de oluştu; farklı bir mimarlık anlayışının ortaya çıkmasıyla önemi de arttı.

Birinci Ulusal Mimarlık akımına bağlı mimarlar, geçmiş mimarlık ürünlerini inceleyip bunlardan yararlandılar. Selçuklu ve Osmanlı yapıtları da ele alındı. Yapılarda Klasik Osmanlı Dönemindeki sütun başlıkları ve kemerleri kullanıldı. Yapıların cepheleri, girişleri, bazen de köşeleri kubbelerle hareketlendirildi. Klasik Osmanlılar dönemine ait çiniler, çağdaş bir düzenlemeyle Kütahya atölyelerinde yaptırılarak cephelerde kullanıldı. Yapı planları, bölmeler, çok katlı inşaat tekniği batıdan alınırken süsleme, klasik dönemin etkisinde gerçekleştirildi.

1930-1940 yıllarında mimaride uluslararası üslup egemen olmuştur. Yurdumuza birçok yabancı mimar gelerek çeşitli yapıların yapımında görev almışlardırr. Bu dönemde yurdumuza gelen yabancı mimarlardan bazıları şunlardır: Gullyo Mongeri (Gullyo Moncerl): İtalyan asıllı olan mimar, 1900-1930 yıllarında yurdumuzda bulunmuştur. Sanayi-i Nefise Mektebinde öğretim üyeliği yapmış, Ankara’nın imarına da önemli ölçüde katkısı olmuştur. Önemli yapıtları arasında Ankara’da: Anıtkabir, Mozole, müştemilat binaları, tören yolu (Aslanlı Yol) ve alan olmak üzere üç bölüm den oluşur. Mozole bölümünde, alt katta asıl kabrin bulunduğu mezar odası, üst katta ise şeref salonu ve mermer lahit vardır. Müştemllit (ek) binaları bölümü, protokole dâhil kişilerin kabul salonu, muhafız alayına ait bölüm, yönetim binası ve Atatürk Müzesi’nden oluşur. . Tören yolu (Aslanlı Yol) ve alan, giriş yolu 250 metre uzunluğundadır. İki yanında aslan heykelleri vardır. Yolun bittiği yerde büyük bir alan bulunur. Anıtkabir’in altında bulunan galeriler, müze olarak düzenlenmiş ve 2002 yılında ziyarete açılmıştır. Müzede, Çanakkale savaşlarından başlayarak tüm Kurtuluş Savaşı ve Atatürk devrimleri, büyük boyutlu ve çok etkileyici resimlerle çeşitli bilgi ve belgelerle anlatılmıştır. Anıtkabir’in çevresinde on kule bulunmaktadır. Bunlar, Hürriyet, İstiklal, İnkılâp, Müdafaa-ı Hukuk, Sulh, 23 Nisan, Cumhuriyet, Zafer, Mehmetçik ve Misak-ı Milli adlarını taşır. Anıtkabir’in girişindeki merdivenlerin iki yanında Hürriyet ve istiklal kuleleri yer alır. Kulelerin içine Atatürk’ün özgürlük ve bağımsızlıkla ilgili sözleri altın yaldızla yazılmıştır. Kulelerin önlerinde üçlü heykel grubu vardır.

İkinci ulusal mimarlık akımının Sanatçılarından: Emin Onatın (1908-1961) en önemli yapıtı, mimar Orhan Arda ile birlikte yaptığı Anıtkabir’dir. Anıtkabir: Atatürk’ün ölümünden sonra ona bir anıt mezarı yapılması için uluslar arası proje yarışması yapılmıştır. Seçici kurul, toplam 49 proje arasından 23 Mart 1942 günü Emin Onat ve Orhan Arda’nın ortak projesini birinci seçmiştir. Temeli 9 Eylül 1945′te atılan Anıtkabir, 10 Kasım 1953 günü bitirilmiştir. Yapıda, Çankırı’nın sağlam ve güzel görünüşlü gri ve açık sarı taşı kullanılmıştır. Şeref holü duvarı, Bilecik mermeriyle döşelidir. Salonda yer alan lahdin taşı Osmaniye’den getirilmiştir. Yapının şeref holünün tavanı altın yaldızlı mozaiklerle, Türk kilim desenlerini andıran motiflerle işlenmiştir.

Bu dönemde ülkemize yurt dışından da bazı yabancı mimarlar gelmiştir. Bunlar içinde en tanınmışı Paul Bonatz (Pol Bonatz)’dır. Sanatçı, başta Anıtkabir olmak üzere çok sayıda yapıtın seçici kurul üyeliğini yapmıştır. Önemli yapıtları arasında, Ankara Saraçoğlu Mahallesi ile Ankara Erkek Teknik Öğretmen Okulu, Ankara Opera ve Ankara Büyük Tiyatro binaları sayılabilir. Ayrıca diğer mimari eser sahiplerinden de bahsedersek, Sedat Hakkı Eldem (1908-1988), İstanbul Güzel Sanatlar Akademisinden mezun olduktan sonra bir süre Paris ve Berlin’de çalışmıştır. Cumhuriyet Dönemi mimarlığının en etkili ve tanınmış adlarındandır.

Clemens Holzmeister (Klamens Holzmayster): Avusturyalı olan sanatçı 1927 yılında Ankara’ya gelmiştir. Önemli yapıtları arasında Ankara’da; Milli Savunma Bakanlığı (19271931), Genel Kurmay Başkanlığı(1929-1930), İçişleri Bakanlığı, Bayındırlık Bakanlığı (1933-1934), Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı (1932-1934), TBMM ve Cumhurbaşkanlığı binaları sayılabilir. İkinci Ulusal Mimarlık Akımı Atatürk’ün 1938 yılında ölümü ile Türkiye’nin tarihinde bir dönem kapandı. Bir yıl sonra 2. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte siyasal, ekonomik ve ideolojik boyutları farklı yeni bir dönem başladı. Türkiye, savaşın dışında kalmasına karşın, etkilerini kuvvetle yaşadı. İlk önce inşaa yatırımları ve projeleri iptal edildi ya da yavaşlatıldı. Yurtdışından yapı malzemesi getirilmedi. Yurt içinde üretilen malzemenin fiyatları da arttı. Bu koşullarda Türkiye’de mimari alanda 1950′li yıllara değin sürecek olan bir durgunluk dönemi başlamış oldu.

Böylece Atatürk’ün destekleriyle süren çağdaş mimarlık dönemi kapandı. Özellikle yerli mimarların etkisiyle yeniden ulusal mimarlık anlayışı ağırlık kazandı. Bu durum, 1950 yılına değin sürecek İkinci Ulusal Mimarlık Akımı döneminin başlamasına neden oldu.

1950 li yıllarda İkinci Ulusal Mimarlık Akımının sona ermesiyle, Türk mimarlığında hem anlayış hemde üslup açısından çeşitlilik egemen oldu. Türk mimarlar, yabancı mimarların etkisinden kurtularak bağımsız olarak çalışmaya başladılar. Mimarlık alanında eğitim veren okulların çoğalması, mimaride yeni akımların oluşmasında ve gelişmesinde oldukça etkili oldu.Ankara Orta Doğu Teknik Üniversitesi (1961), Trabzon Karadeniz Teknik Üniversitesi (1963), İstanbul Teknik Üniversitesi (1967) gibi okulların açılması bu gelişmeyi hızlandırdı.

  • Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada ortaya çıkan gelişmeler, Türkiye’yi de etkiledi. Yeni bir kentçilik anlayışıyla kentler kuruldu. Bu kentlerde farklı işlevlere sahip birçok bina yapıldı.
  • Ulusal Mimarlık Akımından sonraki yeni dönemin belli başlı yapıtları şunlardır:
  • İstanbul Hilton Oteli binası (1953): Kidmore – Ovings – Merill (Kidmar – Oving -Meri) ve Sedat Hakkı Eldem’in ortak yapıtıdır.
  • İstanbul Belediye Sarayı (1953): Nevzat Erol’un yapıtıdır.
  • Ankara Spor Sarayı binası (1947-1958):Mesut Evren ve Nihat Haseki’nin ortak yapıtıdır.
  • Ankara – Fen Lisesi binası (1963): Behruz Çinici ve Altuğ Çinici’nin ortak yapıtıdır.
  • Ankara TEK Genel Müdürlüğü binası (1976): Tansu Kaptanoğlu’nun yapıtıdır.
  • Ankara Atatürk Kültür Merkezi (1981): Filiz Erkal ve Coşkun Erkal’ın ortak yapıtıdır
  • Ankara Kocatepe Camisi (1967-1987): Caminin ilk projesi 1957 yılında Vedat Dalokay tarafından hazırlanmış, ancak daha sonra Mimar Hüsrev Tayla tarafından yapılan proje uygulanmıştır. Camide, ibadet mekânının üzeri bir merkezi kubbe ile örtülüdür. Ana kubbenin dört yanında dört yarım kubbe yer alır. Yarım kubbeler on iki çeyrek kubbeyle genişletilmiştir. Kubbeler kurşunla kaplıdır. Ankara Kocatepe Camisi, 19.yy. Osmanlı sanat geleneği ve 20. yüzyıl teknolojisinin olanakları bir arada kullanılarak yapılmıştır. Dört mi-naresiyle Edirne Selimiye Camisi’ni, merkezi kubbe sistemiyle de İstanbul Sultan Ahmet Camisi’ni andırır.

Benzer Yazılar

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin