Çalgılar Hakkında Bilgi

Ağustos 12, 2012 2 Comments »

calgi Çalgılar Hakkında BilgiÇalgılar: Ezgili veya ritimli sesler çıkarmak üzere yapılmış âletler.

Bütün müzik araçları içinde en eskisi hiç tartışmasız, insan sesidir; çalgılar başlangıçta, insan sesini uzatmak veya desteklemek üzere yapılmıştı. Böylece Tarih öncesi insanları, şarkılarına ve danslarma tempo tutmak üzere vurma çalgılar yapmağa başladılar. Sonra yüzyıllar boyunca, dünyada son derece çeşitli bir bütün meydana getirmek üzere, başka müzik âletleri doğdu. Bugün ses çıkarma tarzına göre, üç büyük çalgı sınıfı vardır: vurma çalgılar, nefesli çalgılar ve telli çalgılar.

Ritim

Vurma çalgılar, üzerlerine vurulunca ses çıkartır. İlkelerinin son derece basit oluşu yüzünden en eski ve en yaygın müzik âletleri bunlardır. Bu çalgıların yapımında üç türlü malzeme kullanılır: deri, tahta ve maden.

Gergin derili çalgılar arasında en tanınmışı olan trampet, sopalarla ve bazı bölgelerde ellerle (Afrika tamtamı) çalınır. Davul, biraz da gök gürültüsünü andıran, boğuk ve kalın sesler çıkartır. Def (Bask tamburu), kenarlarına madenî ziller veya çıngıraklar takılan bir tahta kasnağa gerilmiş bir deridir.

Çok sayıda tahta çalgı vardır: bazıları pek basittir (sert bir dalla vurulan kütük), bazıları da çok daha karmaşık ve gelişmiştir (her biri ayrı bir ses çıkartan birçok tahta levhadan yapılmış ksilofon). Özellikle İspanya’da kullanılan ve içi boş tümsekli çifte yuvarlak tahtadan yapılmış kastanyet, Türklerin kaşıkları ile tempo tutmak için sallanan, içine çakıl taşı veya çekirdek doldurulmuş tahta küreler biçiminde Latin Amerika’nın marakasları ilgi çekicidir.

Madenî vurma çalgıların hemen hemen hepsine de küçük bir çekiçle vurulur. Üçgen, bronz levhalarından kristal gibi sesler çıkartan metallofon ve doğu kökenli geniş bronz bir disk olan gong, hep böyle çalınır. Boy boy borulardan meydana gelen kariyon (çan dizgesi), çıngırtısıyla kilise çanlarını andırır.

Tanrı Pan’dan Louis Armstrong’a

Çağlar önce, bir gün, adamın biri bir kamışa veya içi boş bir kemiğe üflemekle ses çıkartabildiğini gördü: böylece ilk nefesli çalgı’yı icat etmiş oluyordu. Bu çalgıda ilke, delikli bir borudaki havaya yer değiştirtmek yoluyla ses çıkartmaktı. Bütün İlkçağ uygarlıklarında görülen flütlerle kavallar işte böyle gerçekleştirildi. Büyük dinî ayinleri yönetenler de, dağlardaki çobanlar da, batının (Pan) ve doğunun (Krişna) tanrılarını taklitle bunu çalıyorlardı.

Borularla trompetlerin atası, herhalde bugün de Yemen’de ve Tibet manastırlarında görülen bir keçi veya koç boynuzuydu; Yunanlıların aulos’u ise, obua, klarnet, saksofon v.b. bir dili (titreşimleri ses çıkartan esnek kamış veya madenî dil) bulunan çalgılardandır.

Nefesli çalgıların çoğu iki büyük aileye ayrılır: tahtalar ve bakırlar. Bunlardan tahtaların sayısı çok daha kalabalıktır (kaval, Hint flütü, Hindistan’ın sahnai’si, Japonya’nın şo’su); bazılarında hava depo eden deri bir torba bulunur (gayda), bazılarının da borusu yoktur (armonika, akordiyon), sesler, dillerin titreşimiyle çıkartılır.

Bakırların perdesi çok daha yüksektir: belli başlıları, boru (korno), trombon, trompet, saksofon ve klarnettir. Bu son üçü özellikle yüzyıl başından beri, Louis Armstrong ve Sydney Bechet gibi caz müzikçileri tarafından moda haline getirilmiştir.

Birçok besteciye (Bach, Haydn, Cesar Franck) esin kaynağı olmuş, çeşitli imkânlar sağlayan bir havalı çalgıya apayrı bir yer vermek gerekir:

Anlatılamayanı Anlatmak

Telli çalgılar’ın tam olarak nereden geldiğini belirtmek, nefesli çalgılarda olduğu kadar güçtür: belki de Mısır veya Asur’da arpların ortaya çıkmasından binlerce yıl önce, yayının ipini geren bir avcı tarafından yaratılmıştır.

Son derece ayrıntılı duyguları ifade etmeğe olanak veren telli çalgılar, en eski geleneklerde seçkin bir yer tutar: Eskiçağ ozanlarının lir’i (Orpheus cehennem tanrılarını yumuşatmak için lir çalmıştı), meleklerin çaldığı arp, bir büyücü gibi sonsuz olanaklı keman.

Bu çalgıların telleri, çekilip bırakılarak, yay sürterek veya vurularak titreştirilir. Arp, klavsen, gitar, koto (Japonya), kanun (Türkiye) ve sitar (Hindistan) çekilip bırakılarak çalınan telli çalgılardır. Bir yay ile çalınan keman ve viyolonsel, bu tür telli çalgıların en tanınmışlarıdır. Ama bütün dünyada daha pek çok çeşidi bulunabilir: rebap (Türkiye), guzla (Yugoslavya), sarangi (Hindistan), fidla (Norveç) v.b. Nihayet, vurularak çalınan telli çalgılar arasında piyano pek büyük bir üne sahiptir; Macar çingenelerinin çembalosu ile timpanonu da unutmamalıdır.

Organoloji

Çalgıların türleri, adlan, yapım özellikleri ve tarihi gibi konularla uğraşan bir bilim dalı vardır. Bu bilim dalma organoloji denir. Bir çalgının nerede ve ne zamandan beri kullanıldığı yalnız müziği değil, sosyal bilimleri de ilgilendirir. Çalgılar üzerine gerçekten bilimsel nitelikte olan araştırmalar XVI. yy. da başladı. Giderek gelişen bu konuda XX. yy .da sözlükler ve ansiklopediler hazırlandı; çalgıların ve bunlarda kullanılan en küçük parçaların terimlendirilmesi sağlandı.

Modern bilimin Katkısı

Elli yıllık bir süreden beri, modern bilim, yeni çalgıların yapımına imkân vermiştir. Bunların çoğu, elektrik veya elektronik âletlerdir ve sesleri radyo alıcılarındaki lambalara benzeyen lambaların içindeki elektronların hareketinden çıkar. Çoğunlukla garip adları olan bu çalgıların en tanınmışları arasında Theremin’in Aetorofon’u (1920), Mager’in Sferofon’u (1926), Martenot dalgaları (1928), Trautwein’-in Travtonyum’u (1930), Helberger ile Lertes’in Hellertion’u (1936) v.b. sayılabilir. Hepsi de geleneksel sesleri (trompet, piyano v.b.) bilimsel yöntemlerle, yapay biçimde çıkartmağa imkân verir. Üstelik, çağdaş üretimin büyük bir bölümü de, bir jeneratörün ürettiği ve magnetik bantlara işlenen elektroakustik kökenli seslerden yararlanır; bu bantlar sonradan bilinmedik sesler yaratmakta kullanılır.

ÇALGILAR

  • telli çalgılar mızraplı veya mızrapsız : Arp, bağlama (saz), balalayka, banjo, kanun, mandolin, santur, tambur v.d.
  • yaylı :Keman, kemençe, kontrbas, viyola, viyolonsel
  • klavyeli klavsen, piyano
  • nefesli çalgılar (dilli veya dilsiz ) armonika (ağız mızıkası), boru, flüt, gayda, kaval, klarnet, ney, obua, tulum, zurna
  • ağızlıklı büğlü, fagot, kornet, Korno, saksofon
  • klavyeli akordiyon, armoniyum, org
  • vurma çalgılar darbuka, davul, def, dümbelek (kudüm), timpani, trampet, zil

akordiyon, portatif ve körüklü bir çalgıdır. Ses, körüğün açılıp kapanması sırasında dilcikli deliklerden geçen havanın, dilcikleri titreştirme-siyle sağlanır. Akordiyona bugünkü biçimini 1827′de Buffet vermiştir;

armonika, ağız mızıkası;

armonyum, körükle işleyen, piyano büyüklüğünde bir çalgıdır. Küçük org da denir;

arp, ilkçağ’dan beri bilinen telli çalgı. Teller iki elin parmakları ile tırmalar gibi, çekilip bırakılarak çalınır;

balalayka, iki, üç veya dört telli, üçgen gövdeli, saplı çalgı. Daha çok Rusya’da kullanılır;

banjo, caz müziğinde kullanılan bir çalgıdır. Mandoline benzer. Madenî olan gövdesinin üstüne deri gerilidir;

bateri, çeşitli boyda birkaç davul ve zilden oluşan çalgı takımı;

boru, sadece beş nota çıkarılabilen, öttürülmesi kolay madenî çalgı. Küçüklerini izciler kullanır;

büğlü, dört ayrı boyda nefesli çalgı. Daha çok askerî bandolarda kullanılır;

darbuka, Ortadoğu ve Afrika’da kullanılan vuruşlu bir çalgıdır. Türk müziğinde de yer alır. Deri gerili kısmı geniş, dip tarafı dar silindirimsi bir yapıdadır. Gövdesi madenden veya pişmiş topraktan olabilir. Diz üzerine yerleştirilip iki elin par makları ile vurularak çalınır;

davul, vurgulu çalgıların en eskisidir. Tahtadan veya madenden, içi boş bir silindirin iki ucuna deri gerilerek yapılır. Biri kalın, öbürü ince iki sopa ile iki tarafına vurularak çalınır;

def, Türk, Arap ve Acem müziğinde eskiden beri kullanılan vurgulu bir çalgıdır. Yuvarlak bir kasnağın iki yüzüne deri gerilerek yapılır. Çeşitli büyüklükte olur. iki elle kavranarak, parmakla vurularak çalınır. Kasnak kenarına küçük zil takılmış olanlarına zilli def denir;

dümbelek, kudüm veya nakkare de denilen davulumsu bir çalgıdır. Bakırdan veya ağaçtan bir tas biçimindedir. Ağzına deri gerilir, elle veya sopalarla vurularak çalınır. Tekke çalgısıdır;

fagot, ağaçtan yapılan nefesli çalgı. XVI. yüzyılda icat edilmiştir;

kanun, düz bir tahta üstüne gerili tellerden oluşur, diz üstüne konarak işaret parmaklarına takılmış madeni mızrapla çalınan eski bir çalgıdır. XIII. yüzyılda icat edilmiştir. Alaturka müzikte kullanılan sazlardan biridir;

kaval, en ilkel nefesli çalgı. Odundan delikli bir boru biçimindedir;

kemençe, Doğu Karadeniz Bölge-si’nde kullanılan ve yayla çalınan telli bir çalgıdır. Tahtadan yapılır. Dik tutularak çalınır. Klasik Türk müziğinde de kullanılır;

klarnet, zurnayı andıran, boru biçiminde uzun, delikleri madenî oynar kapaklı nefesli bir çalgıdır. XVII. yüzyılda icat edilmiştir. Ondan fazla çeşidi vardır;

klavsen, klavyeli ve telli bir çalgıdır. Eskiden pek yaygınken zamanla yerini piyano almıştır;

kontrbas, yaylı sazların en büyüğüdür. İnsan boyunda ve keman biçimindedir. Keman gibi dört telli ve çok kalın seslidir;

kornet, bakırdan yapılan üç pistonlu, dolambaçlı boru biçiminde nefesli bir çalgıdır. Caz müziğinde ve orkestralarda kullanılır. Gür seslidir;

korno, bakırdan, geniş ağızlı, yuvarlak boru biçiminde nefesli bir çalgıdır. Kornet gibi üç pistonludur;

mandolin, sırtı düz veya bombeli, kısa saplı, telli bir çalgıdır. Dört çift teli vardır. Mızrapla çalınır;

obua, ağaçtan yapılan ince uzun boru biçiminde, delikleri madenî oynar kapaklı, nefesli bir çalgıdır. Tatlı ve yumuşak ses çıkardığı için bütün orkestralarda yer alır;

saksofon, madenî geniş ağızlı borudan yapılan nefesli bir çalgıdır. Değişik büyüklükte birçok çeşidi vardır. XIX. yüzyılda Belçika’lı Adolphe

Benzer Yazılar

2 Comments

  1. hatice 12 Kasım 2013 at 16:49 - Reply

    çok teşkür ederim

  2. hanne 29 Aralık 2013 at 20:27 - Reply

    klarnette zurna geciyor ama zurnayı anlatmıyor

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin