Bitlis Tarihi, Bitlis İlinin Kısaca Tarihçesi

Bitlis kentinin çekirdeğini oluşturan kalenin kimler tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Bununla birlikte bütün eski kaynaklarda rastlanan bir efsaneye göre, Bitlis kalesi Büyük İskender’in buyruğuyla komutanlarından Badlis tarafından yapılmıştır; kentin adı da, Badlis’in adının bozulmuş biçimidir.

Büyük İskender döneminden sonra Selefkilere geçen Bitlis kalesi, Romalılar ile Sasaniler arasında sık sık el değiştirdi. Roma İmparatorluğunun ikiye bölünmesinden (395) sonra Bizans (Doğu Roma) sınırlan içinde kalıp, Hazreti Ömer döneminde Araplar tarafından fethedildi (641). Daha sonra Araplar ile Bizans arasında birkaç kez el değiştiren kale çevresinde gelişmeye başlayan yerleşme, Emeviler döneminde, “el-Cezire” eyaleti sınırları içinde yer aldı. Abbasiler döneminde, Abbasilere bağımlı beyliklerden Hamdani Beyliği’nin ve Mervani Beyliğinin yönetiminde kaldı.

X. yy’da Mervaniler ile Bizans arasında bir sınır kenti durumunda olan Bitlis’e Xl.yy’ın ilk yarısında Türkmen akınları ulaştı; hatta 1047’de Selçuklu egemenliğine girdi. Ama kesin olarak Büyük Selçuklu İmparatorluğu’na katılması, 1085’te gerçekleşti. O tarihten sonra, Büyük Selçuklu İmparatorluğu’na bağımlı Dilmaçoğulları Beyliği’nin merkezi oldu.

XII. yy. başlarında Eyyubilere geçen, Alaettin Keyku-bat I döneminde geri alınan, ama kısa süre sonra yeniden Eyyubilere geçen Bitlis, 1231’de Moğollar tarafından yakılıp yıkıldı; 1232’de bir kez daha Anadolu Selçuklularının topraklarına katıldı.

XIV. yy’ın ilk yarısında Karakoyunlulara, 1467’den sonra Akkoyunlulara, daha sonra, Safevilere geçen kent, 1514’te İran seferinden dönmekte olan Yavuz Sultan Selim tarafından alındı. Yerel beyleri Osmanlı devletine bağlılıklarını bildirdilerse de, Bitlis emri Şeref Han, Kanuni Sultan Süleyman döneminde İran’ın korumasını kabul etti; bunun üstüne 1534’te gönderilen orduyla, Bitlis kesin olarak Osmanlı topraklarına katıldı.

Osmanlı yönetim örgütünde Erzurum eyaletinin Muş sancağına bağlı bir kaza merkezi olan Bitlis’te, Evliya Çelebi’nin belirttiğine göre, XVII. yy’da kale içinde 300, kale dışında da 5 000 ev vardı.
XIX. yy’ın başlarında nüfusunun 20 000’i bulduğu, aynı yüzyılın ikinci yarısındaysa 30 000’i aştığı sanılan kentte, içinden geçen derelerin kenarında değirmenler ve siyah sahtiyan üreten sepiyerleri kurulmuş, renkli pamuklu bez ve halı dokumacılığı da gelişmişti. Ayrıca Bitlis, boya, mazı, tütün, ceviz kütüğü, kitre zamkı, cehri boyası gibi ürünlerini çeşitli bölgelere gönderen bir ticaret merkezine dönüşmüştü.

Bu gelişme sayesinde 1879’da kurulan Bitlis vilayetinin de merkezi olan kent, 1 Mart 1916-8 Ağustos 1916 arasında Rus işgaline uğrayıp, Rusların ve Rusların yandaşı Ermeni komitacıların’geri çekilmeleri sırasında uyguladıkları kıyım ve çıkardıkları yangınlar sonucunda eski canlılığını yitirdi; nüfusu da azaldı.

 

0/50 ratings