Bıçakçılık Sanatının Tarihçesi

Bıçakçılık Sanatının Tarihçesi

- in Kültür

Tarih öncesi zamanlarda bıçaklar ilkin yontulmuş sileks’ten (çakmak taşı) yapıldı, daha sonra bronz ve demir namlulu bıçaklar görülür.

Elyzies (Dordogne) ve Saint-Germain-en-Laye müzelerinde bunların gerçek örnekleri vardır. Yunanlılar ve Romalılar sapları madenden küçük tuvalet bıçakları, tırnak bıçakları, kemik veya fildişi namlulu meyve bıçakları yaptılar.

Türkler tarafından pek eski çağlardan beri kullanılan bıçağın geçirdiği gelişmeler hakkında fazla bilgi yoktur. Anadolu’da taş devrinden beri bıçağın aldığı şekil, çakmak taşlarından başlamak suretiyle, tarih öncesi devirlerden ve daha sonra da klasik ilk çağda yunan ve roma etkisinin belirli niteliklerini taşıyan kabartmalardan ve kalıntılardan çıkarılabilir.

XVI. ve XVII. yy.larda kuşak içinde ve belde taşınan ve koca bıçak adı verilen kısa kemik saplı, eğri ve uzun namlulu bir çeşit bıçak, Batı Anadolu’da ve korsanlar arasında kullanıldı. Bu bıçak çeşidi, sonraki yy.larda zeybekler tarafından da taşındı. Anadolu’da yapılan bıçaklar, genellikle tahta veya kemik saplıdır ve namlu kısmı da 15-20 cm uzunluktadır. Konya’da, özellikle Bozkır kazasında yapılan teke boynuzu saplı bir bıçak çeşidi daha vardır. Bu sapından dolayı teke bıçağı adıyla anılır. Namlusunun ucu kıvrık ve sapının iç tarafı oyuktur. Genellikle kuşak içinde taşınır. Ayrıca Sürmene ve Bursa’da yapılan bıçaklar da ünlüdür.

XVII. ve XVIII. yy.larda bıçak çeşidi çok zengindir, belirli işlerde kullanılan masa bıçakları, et bıçakları, peynir bıçakları, meyve bıçakları (gümüş namlulu), bunlardan başka toz temizlemeye yarayan bıçaklar. Eski üsluptaki bıçaklara benzeyen bıçaklardan başka günümüzde plastik saplı paslanmaz çelikten bıçaklar yapılmaktadır.

XIX. yy. yarısından beri el işçiliğinin yerine makine kullanılmasıyla bıçakçılık git gide ilerlemiştir.

Meydan Larousse / Cilt 3 Sayfa 171