Battalname Hakkında Bilgi

Nisan 7, 2012 Yorum yok. »

battal gazi Battalname Hakkında Bilgi

 Battalname Nedir, Battalnamenin Özellikleri Nelerdir. Battalnamedeki Olay Örgüsü Nasıldır

Pertev Naili Boratav, İslam Ansiklopedisi’nin Battal maddesinde O’nu “Emevilerin VIII. yüzyılda Bizans (Rum)’a karşı açtıkları seferde ün almış Arap kumandanı; Arap ve Türk destanî halk romanlarının kahramanı. Türkler arasında Battal Gazi, Seyid Battal ve Seyid Battal Gazi isimleri ile maruftur” diye tanıtmaktadır. Asıl adı Abdullah olan kahramanımız, Ebu Hüseyin, Ebu Yahya veya Ebu Muhammed künyeleri ile de tanınmaktadır. Kahraman anlamındaki Battal sözcüğü, kaynakların hepsinde O’nun ünvanı, lakabı olarak verilmektedir. Yaşadığı zamanı, Araplarla, Emeviler arasındaki çarpışmaların sürecine bağlayabiliyoruz. Emevi Mesleme’nin İstanbul kuşatması (717- 718) sırasında Battal Gazi adının da geçtiğini, kaynaklar kabul etmektedir.

Battal Gazi üzerinde yapılmış önemli çalışmaları arasında Herman Ethe’nin Die Fahrten Des Sajjid Bathal (Seyyid Battal Romanı) (Leibzig 1871) adlı yapıtı, ön plandadır. Dr. Hasan Köksal’ın verdiği bilgiye göre, Battal Gazi üzerindeki çalışmaların en ciddisi olarak değerlendirilebilecek bu eserde, yedi bölüm halinde Battal Gazi incelenmiştir.

Battalnâmeler üzerine doktora çalışması yapmış olan arkadaşımız Dr. Hasan Köksal, tezini “Battalnamelerde Tip ve Motif Yapısı (Ankara 1984) konusunda yoğunlaştırmıştır. Ana giriş ve iki bölümden oluşan çalışma, Battalnâmeler üzerinde ülkemizdeki araştırmaların en önemlisidir. Bu eserden yararlanarak Battal Gazi’nin menkabevî kişiliği ve halk anlatılarındaki işlevini özetlemeye çalışacağız.

Battal Gazi’nin doğum yeri olarak, Antakya ve Dimeşk (Şam) adları geçmektedir. Bazı Arap kaynaklarında Battal’ın ölüm tarihi olarak 122 (740) ve 123 (741) rakamları verilmektedir. Hayatı boyunca ArapRum çatışmalarına katılmış olan Battal, anılan tarihler sırasında Afyonkarahisar’a yakın Akroinon’da şehit olmuştur.

?Seyyit Battal’ın ismi etrafında menkıbeler halkası teşekkül etmiştir. O’nun Bizans(Rum) seferlerinde gösterdiği kahramanlık ve cengâverlikleri, Taberi, Ibnü’l Esir, Ibn Kesir ve birçok kaynaklarda verilen bilgilere göre birçok menkıbelere konu olmuş, tarihî olaylarla destanî unsurlar birbirlerine karıştırılmak sûretiyle Arap ve Türk edebiyatlarında değişik destanların doğmasına sebep olmuştur. Bilhassa ortaçağ edebî ürünlerinde tarih ile menkıbe birbirine karıştırıldığı gibi, Battal Gazi mâceralarını konu alan eserlerde de ayırt edilemeyecek derecede girifttir.”

Battal Gazi’nin uzun süren savaş yıllarına ait çeşitli serüvenleri, Arap tarihlerinden başka, Bizans kaynaklarında da yer almıştır. Yukarıdaki alıntıda adları geçen Arap kaynaklarında, Battal’ın başarıları olağanüstülüklerle anlatılmaktadır. Öte yandan halk belleğinde de sürekli olarak kahraman yaratma psikolojisi ile, yeni epik varyantlar yaratılmıştır. Osmanlı tarihçileri de, Arap kaynaklarına dayanarak Battal Gazi’nin olağanüstü motiflerle bezeli serüvenlerini, olduğu gibi eserlerine yansıtmışlardır. Halk yaratmaları ile yazılı kaynaklardakilerin birleşmesiyle, bir gelenek olarak ortaya çıkacak olan Battalnameler, Türk halk edebiyatındaki önemli yerini almıştır. Avrupa’da ortaçağ şövalyelerinin maceralarını aktaran anlatmalara benzer biçimde, geçen zamanla halk belleğinde yeniden yaratılan motifler, değişik anlatmalarla Battalnamelere eklenmiştir. XI. yüzyılda yazılmış olan Arap edebiyatındaki Zelhimme’lerde Battal Gazi’nin yaşadığı çağ ve olaylar oldukça değişik biçimlerde yer almıştır. Bu durum da, Battal Gazi’nin toplumda etkili olduğunu, halkın yeni anlatmalarla O’nu yücelttiğini kanıtlamaktadır. Işte gerek Zelhimme’den yapılmış çeviriler, gerekse halk belleğinde yer etmiş anlatmalar birleştirilerek çeşitli yazıcılar tarafından Battalnâmeler oluşturuldu.

Boratav tarafından “Türkçe Battal romanı” diye nitelendirilen Battalnamelerdeki olayların merkezi Malatya ve çevresidir. “Malatya emiri Ömer(öl. 863) Battal’la çağdaş olarak gösterilir. Battal, Ömer’in kızıyla evlenir. Bu yolla kurulan akrabalık Battalname‘nin, iki kahraman adı çevresinde oluşmasına yol açar. Danişmendlerin ilk atasının da, bir Türkmen beyiyle Battal’ın kızkardeşinin evlenmesinden doğduğu kabul edilir. Böylece Arap menkıbesindeki kabile bağları değiştirilir. Ama Battalname, temelde IX. yüzyıldaki Bizans-Arap savaşlarının anılarıyla beslenmiştir.Kısaca Battalnamenin konusunu, Emevilerden başlayarak Selçuklular dönemi de dahil, Bizanslılarla yapılan savaşlar, kuşatmalar oluşturur. Malatya Emiri Ömer, Abbasi halifeleri Me’mun, ve Mu’tasım (IX. yüzyıl), Bizans hanedanınından Mihail III (842867), Bizanslıların Battal’ı diyebileceğimiz Digenis Akritis, haçlı savaşlarının şövalyeleri bu tarihsel çerçeveyi çizer. İstanbul’un kuşatılması olayı ise, Mesleme kuşatmasından gelse gerektir. Böylece Battalname‘de adı geçen tarihsel olaylar, hayalî, masal unsurlarıyle birleşerek menkıbevî olaylar dizisi biçiminde karşımıza çıkarlar. Ayrıca, Battal’ın Hindistan, Mağrıb seferleri, devleri öldürmesi, cazu ile serüvenleri bütünüyle masala dayanan epizotlardır. Bugün elimizde, mensur Battalnameden başka, onun nazma çekilmiş biçimi olan manzum bir Battalname daha vardır. (Bakaî, İ.Ü.Ktp) Bunun dışında, halk edebiyatında, özellikle Alevi-Bektaşi halk edebiyatında Battal’ın oldukça benimsendiğini görüyoruz. Bektaşi geleneğinin, Bektaşi evliyalarıyla ilgili menkıbelerde ona yer vermesi, bunu doğrular. Hızırname adlı bir yapıtta Seyyit Battal Gazi adı, Bektaşi büyüklerinin ve evliyalarının adı ile birlikte sayılır.(Köprülü) Bu nedenle Alevi-Bektaşi şairleri, O’nu ve babası olarak kabul ettikleri Hüseyin Gazi’yi saygıyla anarlar. Battal’ın maceralarını konu alan destanlara da rastlanır. Denebilir ki, Battal, Selçuklular döneminden başlayarak Arap asıllı olması önemsenmeden, gerek sözlü edebiyat ürünlerinde (masal, destan vs.), gerekse yazılı edebiyatta menkıbevi bir kahraman olarak benimsenmiş, birçok anonim kahramanlık öyküsü onun adına bağlanmıştır.”

Evliya Çelebi, Seyahatnâme’sinde Kızkulesi’nin yapılışını bir Battal Gazi efsanesine bağlamaktadır: İstanbul önlerine gelen Battal Gazi, Kızkulesi karşısında, Üsküdar tepelerine yerleşir, orada yedi yıl kalarak, bağ/bahçe yetiştirir. Bu bağların adı, Çelebi’nin zamanında Battal Bağları, Âli Bahadır bağları ya da Gazi köyü bağları olarak bilinirmiş. Battal Gazi , Şam seferine çıkınca, Bizans kralı Kanatur da, O’ndan korunmak için Kadıköyü’ne sağlam bir kale, savunma hendekleri yaptırır, kırk bin de muhafız diker. Ayrıca deniz üzerinde büyük bir kule yaptırarak, Üsküdar Tekfuru’nun kızını, kıymetli eşyalarını içine koyar. Bu kulenin adına da Pirgos Tiskurus derler. Anlamı Kız Kulesi’dir. Şam’ dan dönen Battal Gazi, yanına yedi yüz bahadır alarak Üsküdar’ı basar, kayıkla Kızkulesi’ne geçerek kralın kızını, hazinesi ve diğer değerli eşyalarını alarak Üsküdar’a döner.

Battal Gazi’nin hayatının her evresine ait anlatmalar buna benzer olağanüstü motiflerle bezeledir. Halk belleğinde yüceltilmiş bir kahraman olan Battal’ın Seyitgazi ilçesindeki türbe mezarı da 8,5 m. uzunluğu ile, bu olağanüstülüğün son boyutunu oluşturmaktadır.

Battalnâme’nin, halk edebiyatı anlatı türlerini ilgilendiren en önemli özelliği, tip ve motif yapısıdır. Dr.Hasan Köksal, adı geçen doktora çalışmasında bu konu üzerinde ağırlıklı olarak durmaktadır. Köksal’ın tespitlerinden yola çıkarak, Battalname’nin tip ve motif özelliklerine kısaca değineceğiz:

Tipler: Battalname’deki asıl kahraman, tipik bir Türk-İslam destan tipini simgelemektedir. Orta Asya’da alp adıyla destanlardan tanıdığımız bu tip, İslamlığın kabulüyle, kutsal bir değer de kazanarak, daha saygılı bir kabullenişe sahip olmuştur. Anadolu’nun fethi sırasında bu alp tipi, gazi tipine dönüşmüş, zamanla, gazi eren nitelemesi de kullanılmıştır. Battalname’nin asıl kahramanı olan Battal Gazi, Seyyid ünvanı ile, Hz. Muhammed soyuna bağlanmıştır. Bu bağlanma bile O’nun, kutsal kişiliğinin bir nedenidir. Battal’ın doğumu, destanlardaki gibi olağanüstü motiflerle anlatılır. Çocukluğunda sahip olduğu olağanüstü güzellik, daha sonra hatiplik ve silahşörlükle birleştirilerek, mükemmel bir epik tip yaratılmıştır. 13 yaşında dört kitabı tamam bildiği; imamlık, mücahitlik ve velilik mertebelerine eriştiği söylenir. Yirmi arşın uzunluğunda bir boyu olan genç Battal, silah kullanmada da kısa zaman içinde eşsiz, benzersiz olur. Savaşta attığı naralardan düşman, perişan olur. “Rakibin de çok güçlü gösterilmesi, destanlarda yaygın bir motiftir. Hatta rakibin karşısına asıl kahramandan önce, diğer savaşçılar çıkarılır, hepsi mağlup olur. Böylece rakibin gücü ortaya çıkar. Bu güçlü rakibi de asıl kahraman mağlup eder.”(9) Battal’ın çeşitli maceralarında gördüğümüz bu durum, halk hikâyelerimizde de mevcuttur. Battal, olağanüstü güzelliği ile, tüm kadınları kendine âşık etmektedir. O’nun kendine güveni, erdemliliği yine üst düzeydedir. Önemli savaşlarında, büyük engellerde O, hep tek başınadır. Bu özellik de, halk hikâyelerimizde, masallarımızda sıkça görülmektedir.

Battal’ın ruhsal özellikleri de, halk anlatmalarına önderlik edecek kadar sıradışılıklar üzerine kuruludur. Misyoner din ulularına ait erdem ve ruh yapılarının tümüne sahiptir, O. Mertlik, dürüstlük, yalan bilmezlik, onura düşkünlük, cömertlik kahramanımızın ayrılmaz parçalarıdır. Adalet anlayışı, herkese eşit davranmaktan, kimsenin hakkını yememekten geçer. “Battal’a vahiy yoluyla ölüleri dirilten duanın öğretilmesi bir mu’cizedir…Battal, gösterdiği kerametlerle münkir ve münafıkları hayrette bırakır ve çoğunu kendi dinine bağlar…Battal’ın düşündüğünü yerine getirmede, zor durumlardan kurtulmada en büyük yardımcısı ‘Hızır’dır.”(9)

Battalname’deki kahramanın kurnazlığı, kılık değiştirmesi de, diğer halk edebiyatı türlerinde gördüğümüz motiflerdendir. Olayların dekor yapısı da, yine ortak benzerlikler göstermektedir. Masal ülkesi diye adlandırdığımız kimi yerler örneğin Kaf Dağı,denizaltı kentleri, adalar vs. halk edebiyatı anlatı türlerinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Kahramanın sürekli uğraştığı devler, ejderhalar, cinler de yine ortak yapının ürünleridir. Kahramanın hareketlerindeki hız, değişkenlik, anlatıma bir dinamizm kazandırmaktadır. Bu özellik de, uzun soluklu bir anlatmayı sıkıcılıktan kurtarmaktadır.

Battalname’deki ikinci sırada sayılabilecek tiplerin içinde dikkatimizi çeken, Abdülvehap Gâzi’dir. Halk edebiyatımızın yaşlı pir, danışman, ulu kişi tipinin sembolüdür. Kendisine danışılan, deneyimli, yol gösterici, uyarıcı bir tiptir. Yılgınlık anlarında erenleri mücadeleye yönelten, onlara hız veren gizli bir önderi simgeleyen bu tipi de, diğer anlatmalarda Türk destanlarının tipik bir kişisi olarak görmekteyiz. Battalname’deki Tevabil adlı kişide de aynı yapıyı görmekteyiz.

Kahramanın yoldaşları olan diğer tipler, kendilerine güvenilen, mert, doğru sözlü kişilerdir. Kendilerine önder kabullendikleri kişiyi ölümüne desteklerler. Vefa ve özverinin sembolü olan bu tipler de, geleneksel özellikler göstermektedir.

Battalname’deki düşman tipler, daha çok hıristiyanlardır. Bunların çoğu, Battal’ın gücü karşısında aciz kalarak, müslümanlığı seçip Battal’ın yanında yer alırlar.

“Battal Gâzi Destanı’nda iki tip kadın vardır. Bunlardan bir kısmı, İslamiyetin etkisi altında, erkeğin dış hayatından ayrı bir dünyada ve ayrı bir nizam içinde yaşayan İslam kadını tipi, diğeri ise epik-feodal nizamın özelliklerini taşıyan Alpkadın tipi.

Battalnâme’de Bizans kadın kahramanları arasında bu ikinci gruba girenler pek çok oldukları halde, aynı epik-feodal kuruluş halinde bulunan İslamlar arasında kadının böyle bir rolü olmadığı görülüyor.

Battalnâme’de Bizans kadın kahramanları yiğitlikte, binicilikte erkeklerden geri kalmayan Alp tipi özelliğine sahip olarak görmekteyiz. Bunlar, başlangıçta Hırıstiyan beğ kızlarıdır. Gördükleri rüya sebebiyle, esir olan Battal Gâzi’yi tanırlar. Ve O’na âşık olurlar. Onların bu aşkı, Battal Gâzi’nin ölümden ve zindanlardan kurtulmasına sebep olur. Battal Gâzi, bu Hırıstiyan kızlarını, Islamiyeti kabul ettikleri için sever ve onlarla evlenir.” (10)

Motifler: Halk edebiyatı ürünlerinin ortak, karakteristik yönlerinin belirlenmesinde, motif yapılarının, önemli işlevi vardır. Geleneksel anlatı düzeninin geçiş aşamalarını göstermesi bakımından da motiflerin incelenmesi, önemli sonuçlar verebilmektedir. Battalnâme, Türk destan anlatı geleneğini, halk hikâyelerine aktarması açısından, zengin bir motif yapılanması sunmaktadır. Bu ürünlerdeki motif yapılanmasını Dr. Köksal, üç ana grupta toplamıştır:

A) Destanî Motifler: Anlatmalara hem yazmalarda, hem de sözlü gelenekte “destan” adının da verilmesi, destan motiflerinin fazlalığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, epik gelenekten halk hikâyelerine geçiş döneminin ürünü olması, Battalnâme’deki destan motiflerinin önemlilerini gözden geçirelim:

At: Türk destanlarında ve halk edebiyatı ürünlerinin hemen hepsinde at, önemli bir konuma sahiptir. Bunun temelinde göçebe kültürünün yarattığı zorlayıcı koşullar vardır. Ata bir tür dinsel totem özelliği kazandırılmasında da, eski din anlayışının etkilerini düşünmek gerekir. Bu iki yönlü etki, tarih boyunca Türk boyları arasında, ata yaşamsal bir değer kazandırmıştır. Destanlarda başlayan bu tablo, Dede Korkut ve halk hikâyelerinde de devam etmiştir.

“Güzellikler mecmuası olan ata karşı da Türkçemiz dünyanın en zengin dilidir. Atın Türkle Türkleştiğini tarihin ve ilmin şehadetinden de daha kuvvetli bir belagatle bir dil hazinesi söyler. ‘At muraddır’ meselile ata en paha biçilmez bir pâye veren Türk milleti At binicicisini tanır’, ‘At sahibine göre kişner’, ‘ Yörük ata kamçı olmaz’, ‘Kır atın yanında duran ya huyundan, ya suyundan’ gibi bir sürü atasözlerinden başka at için başlıbaşına bir lügat de yarattı…Türkle atın birbirine ne kadar candan kaynaştıklarını en iyi, Kanunî Sultan Süleyman devrinde uzun zaman Avusturya mümessili olarak bulunan Busbecq, Hüseyin Cahid tarafından dilimize çevrilen ‘Türk Mektupları’nda sahifelerle anlatır.”

“Battalnâme’de at motifindeki ana tema, Battal Gâzi’nin atının, ilahî bir kaynak (Allah) tarafından Battal Gâzi için gönderilmiş olmasıdır. ‘Divzâde Aşkar’ adlı bu atın birçok kutlu kişilere daha önce hizmet ettiği abı hayat’tan içtiği, bu sebeple ölümsüzleştiği efsane olarak yaşamaktadır. Gücü ve rengi isminden de anlaşılan bu atın, tâ Adem aleyhisselamdan beri yaşamakta olduğunu, Islam kahramanlarından Hz. Hamza’nın O’nun sırtında kahramanlıklar gösterdikten sonra Battal Gazi’ye intikal ettiğini, Battal Gazi’den sonra da Sarı Saltuk’un O’nun binicisi olduğunu Cahit Öztelli, ‘Seyyid Battal Gazi’nin Atı Aşkar Üzerine’ adlı makalesinde belirtmiştir. Aşkar, su üzerinde yürür, gerektiği yerde kanatlanıp uçar.”

Battalnâme’nin tümünde at motifi, geleneksel Türk halk anlatı biçimlerindeki özelliklere uymaktadır. Atın insanlaştırılmışcasına, kahramanın en yakın arkadaşı, yoldaşı olduğunu, çeşitli serüvenlerde açıkça görebilmekteyiz.

Geyik: Türk kültüründe kutsal olarak bilinen hayvanlardan biridir. Özellikle dişi geyiğin, tanrı ile ilişkisi olan, bir dişi ruh olduğuna inanılırdı. Günümüzde bile Anadolu’nun kimi yerlerinde geyik avlamanın, uğursuzluk hatta felaket getireceğine dair yerleşik inançlar vardır. Battalnâme’nin hemen başlarında geyik motifi ile karşılaşmaktayız. “Battal Gazi’nin babası Hüseyin Gazi, avlanırken önüne nakışlı ve atlastan çula bürünmüş bir geyik çıkar. Bunu yakalayıp Malatya Emiri Numan’ın oğluna hediye etmek ister. Hüseyin Gazi, geyiği kovalar, geyik bir mağaraya girer ve belirsiz olur. Buradaki geyik efsanevî bir varlıktır…Destanda rastladığımız diğer bir geyik motifi de, Battal’ın babası Hüseyin Gazi’nin ölümüne sebep olan geyiktir.” (13) Avlanılması sırasında mağara ya da benzeri mekânlarda kaybolan geyik motifi, halk edebiyatımızda oldukça yaygındır. Hatta Kaygusuz Abdal’ın hikmet sofrasına ilk varışında, oku ile vurduğu bir geyiğin rolünü hemen hatırlıyoruz.

Aslan: Türk boylarında İslam öncesi ve sonrası devrelerde, aslan başı bayrak ve sancaklarda sembol olarak çok kullanılmıştır. Bahaeddin Ögel’in Türk Mitolojisi adlı eserinde, aslanın güç ve dayanıklılık sembolü olarak, yaygın bir inancın kaynağı oluduğu belirtilmiştir.

“Battalnâme’de aslan motifine bir kaç yerde rastlamaktayız. Aslan bazan Battal Gazi’ye yardımcı, bazan da kahramanın gücünü göstermede motif olarak karşımıza çıkar.”

Av: Eski Türk dünyasında avın, çok özel bir konumu vardır. Mitolojik boyutu da olan sığır törenleri, avın toplumsal ve kutsal yanını yansıtmaktadır. Hemen tüm halk edebiyatı ürünlerinde, avla ilgili çeşitli motifler bulunmaktadır. Battalname’de ise av motifi, çok yaygın değildir. Sürekli olarak belli bir ideolojinin savunuculuğu için savaş meydanlarında hayatını geçiren Battal’ın avla ilgili motifleri, ikinci planda kalmıştır. Ancak destanın başlangıcında av, olayların ilk halkası olarak gösterilmektedir. Battal’ın bir serüveninde de rastladığı geyiğin peşinden ava çıktığını görmekteyiz.

Mağara: “Türk destanlarını ören motifler arasında mağara da önemli bir yer işgal eder. Kutlu mağaralar, geyikli mağaralar, ejderhalı mağaralar, inekli mağaralar Türk mitolojisini doldurmaktadır. Battalname’de mağara, ilâhî buyruğun tebliğ edildiği kutlu bir yer olarak karşımıza çıkar… Destanda mağara sığınma ve saklanma yeri olarak da karşımıza çıkar. Battalname’de mağara, efsanevî bir özellik arzetmektedir”. (15)

Kız kaçırma ve evlenme motifi: Eski Türk destanlarında kahramanlar, genellikle tek eşlidirler. Evlenmeden önce, üstün beceri ve yeteneğe dayalı güç işlerin başarılması koşulu, eski kültürümüzde evlilik kurumuna verilen önemi göstermektedir. Halk edebiyatımızda sadece kendisini alt edebilecek erkekle evlenmeyi kabul eden birçok kız kahraman vardır. “Battalnâme’de ‘poligami’ yani çok kadınla evlenme âdeti görülmektedir.” Battal Gazi’nin, çatışmalar sırasında kendisine yardımcı olan kadınların müslüman olmaları durumunda onlarla evlendiğini görmekteyiz. Yani kadınların yardımcı kişi işlevleri, genellikle evlilikle sonuçlanmaktadır. Bu durum da, halk edebiyatımızın diğer türlerinde çokça görülen bir olgudur. Bu motife bağlı olarak, kız kaçırmanın da destanda yer aldığını görmekteyiz. Bu olayda da, asıl amacın gerçekleşmesine yardımı olacak kişilerin kaçırılması, onların müslüman edilmesi esastır.

Ad koyma motifi: Destanlardan beri gelen, Battal Gazi ve Dede Korkut anlatmalarıyla halk hikâyelerine geçen yaygın bir motiftir. Kişiye ad verme Türk töresinde bazı kural ve törenlere bağlıdır. Burada da ad alacak kişinin, sıradışı eylemler gerçekleştirmesi beklenir. Battalname’de ise, isim verme Tanrı tarafından ilahî bir vahiy biçiminde gerçekleşmiştir. “Destanda kahramanın hamile karısıyla vedalaşırken doğacak çocuğuna ad koyması da bu motifin değişik bir şeklidir.”

Dinsel motifler

Rüyâ: Türk destanlarının çeşitli varyantlarında çokça gördüğümüz rüyâ motifi de, Türk halk edebiyatının önemli unsurlarından biridir. Eski Türk inanışında rüyanın kutsallığına ve geleceği bildireceğini inanılırdı. Günümüzde bile, rüya yorumu kitaplarının hâlâ, alıcı bulmasında, bu eski geleneğin rolü olsa gerektir. “Battalnâme’de rüya motifi çok yaygın ve âdeta bir zincir hâlinde devam eder. Kahramanın doğumundan başlayıp ölümüne kadar olan anlatmada rüyâ sığınılan tek unsurdur.

Battal Gâzi’nin doğacağı, ismi ve hatta özellikleri, babası Hüseyin Gâzi’nin gördüğü rüyâda belirlenir…Battalnâme’de rüyâ, gelecekteki olaylar için ilk duyuru ve mesaj oluyor. Bu mesajlar, Hz. Muhammed tarafından sunulmakta ve mutlaka yerine getirilmektedir…Din değiştirme, rüyâda Hz.Muhammed’i görmek ve O’nun emirlerine uymak suretiyle gerçekleşmektedir…Destanlarda rüyâ, Seyyit Battal için daima kurtarıcı bir fonksiyondur. Bazan gayrı müslimler gördükleri korkulu rüyaların etkisinde kalarak Seyyit Battal’ı zindana attıktan sonra, oğlu İsmail, düşünde üç defa ejderha görür ve ejderhaların Küfri terk edip Muhammed dinine girmesini yoksa sarayı yakacakları tehdidi karşısında İslâm dinini kabul etmek zorunda kalır…Battal Gazi, çaresiz kalınca, ilahi güç, rüya vasıtasıyla kişilerin gönlüne rahman düşmekte, düşman olarak bilinenler yüzseksen derece dönüşle dost olmaktadırlar.” (16)

Sihir: İslamlık öncesi Türk kültüründe sihir unsuruna pek rastlamıyoruz. Ancak yeni dinin ve onun bağlantıları olan Arap ve Fars kültürlerinin etkileriyle, Türk kültüründe de sihirle ilgili çeşitli inanış ve uygulamalara rastlamaktayız.

“Battalnâme’de sihir motifine sık rastlamaktayız. Bilhassa Hrıstiyan beğleri, Seyyit Battal Gazi’nin gücü ve cesareti karşısında âciz kalınca, O’nu mağlup edebilmek için sihire başvururlar. Hatta Battal’ın gösterdiği kerametlerini, normal bir insanın yapamayacağı hareket tarzı olarak değerlendirip O’nu sihirbaz olarak tanımaya ve tanıtmaya çalışırlar. Destanda İslam dinine mensup olanların sihire itibâr etmediklerini, Hıristiyan dininde olanların ise büyük önem verdiklerini, hatta sihirle uğraşan kişilerin üstün tutulduğunu görüyoruz…Yapılan sihirlerin, ancak okunan âyetlerle bâtıl olduğunu görmekteyiz. Seyyit Battal da cadıların yaptıkları sihirlere karşı peygamber duasını okuyarak, o cadılığı yok etmektedir.”

Hızır: Türk mitolojisinin, Türk halk kültürünün önemli bir unsuru olan, Hızır motifi, halk edebiyatımızın da çokça kullandığı bir çıkış, kurtuluş noktasıdır. Halk kültürü, Hızır veya Hızır Ilyas’ı dar, sıkışık anlarda insanlara yardım eden kutsal bir kişi olarak tanır. Peygamberlikten ırak, ermişlikle pirlik arasında semâvî bir kurtarıcıdır, Hızır. “Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez” ve “Hızır gibi yetişmek” gibi halk deyişleri, Hızır’ın halk gözündeki yerini ortaya koymaktadır. “Eski devirlerde olduğu gibi, günümüzde de sürekli olarak Hızır veya Hızır İlyas inancı varlığını korumakta, hâlâ şurada burada onunla ilgili yeni menkabeler anlatıldığı görülmektedir. O kadar ki, hemen her gün bir Hızır menkabesi çıkabilir; halk arasından biri, ya kendi başından ya da başkalarının başından geçen bir veya bir kaç yeni Hızır menkabesi nakledebilir.” (18). Bu motif ile ilgili olarak dolgun bir çalışma yapmış olan Ahmet Yaşar Ocak, Türk İslâm Inançlarında Hızır Yahut Hızır İlyas Kültü adlı eserinde Hızır’ın halk inançlarına göre fonksiyonlarını şu ana kümelerde toplamıştır: A) Zor durumlarda ve felâketlerde yardımcılık, B) İyileri mükâfatlandırıp kötüleri cezalandırma, C) Bereket ve bolluğa kavuşturma, D) Savaşlara katılma.

“Hızır efsanesi için gösterilen üç kaynaktan biri olan Gılgamış destanında aranan ‘Hayat Otu’ , bizce Toros dağlarındadır.” görüşünden hareket eden Cahit Öztelli, Hızır ve Ab-ı hayatın yeri olarak Anadolu sahasını gösterir.(19)

“Battalnâme’de ‘Hızır’ sıkıntıda olan müslümanlara yardım eden, ilahi bir kuvvet ve masallarda olduğu gibi kahramanları, göz yumup açıncaya kadar, bir diyardan diyara götüren ihtiyar şeklinde tasavvur olunmuştur…Battal Gâzi’nin her daraldığı yerde ‘Hızır’ imdadına yetişir. Olağanüstü yaratıklar olan, cazıları ve devleri Battal, Hızır’ın verdiği ‘kutlu ok’ ve öğrettiği duâ ile mağlup eder.”(20)

C. Masal motifleri: Battalnâme’de sıkça rastladığımız olağanüstü varlıklar ve olaylar, anlatmalardaki masal etkilerini ortaya koymaktadır. Destanlardaki çeşitli masal motiflerinin, Battalnâme’ye de geçtiğini çeşitli varyantlarda görmekteyiz. Daha önceki motif kümelerindeki bazı unsurların da, masal motifleri özellikleri taşıyabileceği açıktır. Bu bölümde, özellikle masallarımızda çok gördüğümüz motiflerin Battalnâme’deki işleniş biçimini ele alacağız.

Şekil (kıyafet) değiştirme: Destan ve masallarımızda da görülen bu motif, Battalnâme aracılığı ile, halk hikâyelerimize de geçmiş ve onlarda bolca kullanılmıştır. Battal Gazi de, çeşitli serüvenlerinde, zor durumda kaldığında, giysi ve tip değişiklikleriyle, çıkış yolları aramaktadır. Birçok zorluğu bu yolla çözümleyen “Battal Gâzinin şekil değiştirmede ve neticeye ulaşmada, başarısının sebebi, şüphesiz çok bilgili olmasıdır. Battal Gâzi’nin serüvenlerinde bu şekil değiştirme motifi zincir halinde devam eder. Battal Gazi, kıyafet değiştirme hareketlerini çok ustalıkla yapar ve bütün şüpheleri ortadan kaldırır.”

Kuyuya atılma motifi: Destan ve masallarımızda kahramanın veya diğer tiplerin cezalandırılmak için, dipli-dipsiz kuyulara atıldıklarını görmekteyiz. Battalnâme’de de Battal, düşmanları tarafından yakalandıktan sonra, Cah-ı Cehennem denilen kuyuya atılır. Bu kuyular genellikle, sahiplidir; yılanlar, ejderhalar, gizli kapılarla açılan sihirli bölümler, mağaralar bu kuyuların tipik özellikleridir. Kahramanlar bu kuyulardan çoğu kez, sihirli objelerle kurtulurlar.

Kafdağı Olağanüstü yerler: Türk mitolojisindeki Demirdağ motifinin bir yansıması olarak görülen Kafdağı, çeşitli olağanüstü varlıkların yaşadığı ulaşılması güç bir masal ülkesidir. Masallarda çok gördüğümüz bu motif, hikâyelerimizde de yer bulmuştur. Battal Gazi de destanın çeşitli yerlerinde Kafdağı ile ilgili olaylara karışır.

Kafdağı’nın dışında “gizli âlem” gibi olağanüstü özellikleri olan yerler de vardır. Destanın özellikle son kısımlarında bulunan bu yerler, doğa mucizeleri olarak tanıtılır. Bu yerlerde geçen serüvenler de, olağanüstü boyutludur.

Dev: Oğuz Kağan destanında ilk örneklerini gördüğümüz dev motifi, kötülüğün, düşmanlığın simgesi gibidir. Ancak bazı anlatmalarda iyi huylu, yardımcı devlere de rastlanmaktadır. Bunlar genellikle, mağara, kuyu ya da dağ-orman gibi özel yerlerde yaşarlar. İnsanların onları alt etmesi son derece güçtür. Çoğu kez, elde edilmek istenen değerli bir şey uğruna, devle mücadele, onu öldürme koşulu öne sürülür. Bazan da ulaşılmak istenen yere, amaca varmada, önemli engel olarak sunulur, devler. Battalnâme’de dev motifine iki yerde rastlanmaktadır.

Formulistik sayı: 40 motifi: Kırk rakamının kutsal yanına ilişkin olarak, Türk mitolojisi bölümünde bazı bilgiler vermiştik. Kırk rakamı, Türk halk edebiyatının en çok kullanılmış formulistik unsurudur. Hemen her masal ve hikâyemizde kırk rakamı ile ilgili motifler buluruz. 40 gün 40 gece, 40 kız, 40 bahadır, 40 harami, 40 gün şartı vs. Battalnâme’de bu motif yalnız zamanla ilgili olarak kullanılmıştır. Kırk gün mühlet verme, kırk gün oruç tutma gibi motiflerde bu özelliği görmekteyiz.

Kaynak: Türk Halk Edebiyatı Anlatı Türleri (2004) Prof. Dr. Metin KARADAĞ

Benzer Yazılar

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin