Babür Şah Kimdir

Nisan 10, 2011 Yorum yok. »

Babur Sah Babür Şah KimdirBabür Şah’ın Hayatı Hakkında Bilgiler

Timur Han’ ın torunlarından olan Zahirüddin Muhammed Bâbur Şah, 14 Şubat 1483 yılında Fergana’da doğdu. Babası Fergana hükümdârı Ömer Şeyh Mirza, annesi Kutluğ Nigâr Hanım. Gençlik yılları eğitim ve öğrenim yanında siyâsi mücadeleler içinde geçti. Babasının ölümü üzerine Fergana tahtına oturdu. İyi yetişmiş; atak ve korkusuzdu. Ne var ki kader, karşısına kedisinden daha atak ve savaşçı bir başka Türkoğlu’nu çıkardı. Bu büyük savaş ustası Şeybânî Han’dı!

Bu iki büyük Türk arasında kıran kırana mücâdele başladı. Türk, Türk’ü kırıyordu! Bu büyük mücadelede Şeybânî Han üstün geldi ve Bâbur Türkeli’ni terk etti.(*)

 Şüphesiz her olayı, zamanın şartları içinde değerlendirmek gerek. Ne var ki Türk gönlümüz, hangi sebeple olursa olsun; Türk’ün Türk’ü kırmasına râzı gelmez! Timur ile Yıldırım, Toktamış ile Timur, Yavuz ile Şah İsmail, Şah İsmail ile Şeybânî Han, Şeybânî Han ile Bâbur Şah ve daha niceleri arasında geçen mücadelelerde dökülen kanlar, Türk kanıdır! Türk budunlarının “siyâset icabı” veya “Büyük Kağanlık” uğruna birbirine girmesi durumu, herhalde, Türklüğün geçmişteki en büyük zaafı olsa gerektir. Atalarımız, “en iyi baş etmek” için geçmişte yol olarak savaş meydanlarını seçmişler… Artık günümüzde, Türk budunları sorunlarını, “birlik ve kardeşlik” meydanlarında çözmek durumunda olmalıdırlar. Çünkü, tarihin “ibret” meyveleri acı acı önümüzdedir.

Mücadeleden vazgeçmedi. Kâbil’e geldi ve kendisini Padişah ilân etti. Ufkunda Kuzey Hindistan vardı. Padişah olduğu günden beri Hindistan’a egemen olma düşüncesiyle meşgul oldu. 1514 yılında başlayarak yıllarca Hindistan topraklarına akınlar düzenledi. En son 17 Kasım 1525 yılında Hindistan’ı fethetmek üzere Kâbil’den ordusuyla hareket etti. Pânipât Meydan Savaşı’nı yedi saat içinde kazandı ve Hindistan’a egemen oldu. Ağra’yı Başkent yaptı.

Bâbur Hakkında yazan tarihçiler, araştırmacılar, bu büyük dehânın hangi yönünü daha çok yazmaları gerektiği konusunda hep tereddüde düşerler.. Çünkü, öyle bir şahsiyet ile karşı karşıyadırlar ki; hem üstün bir asker, devlet adamı, hem de çağının en büyük şair ve yazarı… O, hem edebiyatçıların, hem de tarihçilerin muhatabıdır.

Yaradan, onu pek çok özelliklerle donatmış: Hoşsohbet, neşeli… Devlet adamı olarak üstün yetenekli, asker olarak çelik disiplinli! Şair, yazar, edebiyat teorisyeni, botanik uzmanı, zooloji bilgini, hattat, bahçe mimarı… Bu özellikleriyle Bâbur Şah atamız, sadece Türk dünyasında değil, tüm dünyada tanınmakta.

Bâbur, Hindistan’da kurduğu Türk Devleti ile, Hintlilere de mutluluk getirdi. Adil yönetimi ile gönüllere taht kurdu. Bütün Hintliler, Türklere “kardeş” gözüyle bakmaya başladılar. Hintli filozof KEBÎR şöyle diyordu:

“Kalp temizliği Ganj’da yıkanmaktan daha önemlidir. Hintliler ve Türkler, aynı topraktan yapılmış bir çanak gibidirler. Tanrı ‘yı sevenler ve iyi amel olanlar kardeştirler.”

Bâbur Şah, Çağatay Türkçesi’nin en usta şairlerindendi. Dîvan’ı, Aruz Risâlesi, Mübeyyen isimli mesnevîsi, Risâle-i Vâlidiyye’si, ve o muazzam Bâburnâme’si günümüzde de ilgiyle incelenmektedir.

Doğduğu zaman kendisine BÂBUR (PARS) adını veren Hoca Ubeydullah Ahrar’ ın Farsça yazdığı fıkıh kitabını Türkçe olarak nazma çekmesi; savaş meydanlarında gün geçiren bir insanın; bir devlet adamının olağanüstü yeteneklerinin varlığını ifâde eder. Sadece bu çalışma ile kalsa yine iyi. Fakat o, anılarını topladığı BÂBURNÂME ile dünyanın hayranlığını topladı. Macar Türkolog RASOYİ, Bâburnâme için: “Dünya edebiyatının en ilginç eseri” diyor. Fransız bilgin GRENARD, Bâburnâme’yi, Sezafın Galya Seferi isimli hatıratından daha üstün tutuyor.

Bestekâr, mimar, zoolog, botanik uzmanı olan Bâbur Şah, “Hatt-ı Bâburî” adını verdiği bir de yazı icat etmişti. Bestelerinin de olduğu bilinmekle beraber, yaptığı besteler günümüze kadar ulaşamamıştır.

Bâbur Şah, Anadolu Türkleriyle sürekli ilişki içindeydi. Osmanlı’lar özellikle askeri teçhizat bakımından Hindistan Türk Devleti’ni destekliyorlardı. Söz gelimi, Topçu Mustafa’yı Bâbur’un emrine vermişlerdi.

Bâbur 25 Aralık 1530 yılında 48 yaşında öldü. Öldüğü zaman Hindistan Türk Devleti’nin sınırları, bugünkü; Pakistan, Bengaldeş, Afganistan, Hindistan topraklarını içine almaktaydı.(*)

Bu çok yetenekli atamızın ruhu şad olsun.

Hindistan’da kurulan bu Türk Devleti, yöresinde derin izler bıraktı. Meşhur TAC MAHAL; Bâbur Oğulları ‘nın eseridir. Devlet, Alemgir Şah zamanında çözülmeye başladı. Çünkü İngilizler’in 17. yüzyıldan itibaren başlattıkları ticarî faaliyetler, siyasî egemenliklerine hizmet ediyordu.. İngilizler huzursuzluklar çıkartmaya başladılar. Alemgir Şah’ ın oğlu Bahadur Şah zamanında SİH’ler isyan etti. Afganlılar ise devletten ayrıldı. 1776yılında İngilizler Allah-Abad antlaşmasıyla devleti, kesin bir biçimde İngiliz çıkarlarına hizmet eder duruma getirdiler. Bu tarihlerde Ruslar Orta Asya’yı, İngilizler Hindistan ve kuzeyini, Türk budunlarının birlik içinde olmamasından yararlanarak etki altına aldılar… Bahadur Şah zamanında Sipahilerin isyanını bastıran İngilizler, 1858 yılında Kraliçe Victoria’yı Hindistan Kraliçesi ilân ettiler. Ve Bâbur’ün bindir emekle kurduğu devlet yıkıldı. Hindistan İngilizlerin eline geçti. Ne var ki Türk’ün Kuzey Hindistan’da ki tesiri uzun süre devam etti. Kuşanlar’ ın, Ak Hunlar’ ın, Gazneliler’in, Timurlular’ ın ve Bâbur’un emeği boşa gitmedi.

Benzer Yazılar

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin