Ana Sayfa Dersimiz Aşık Paşa Şiirleri

Aşık Paşa Şiirleri

213
0

Aşık Paşa ve Şiirleri

Aşık Paşa, Kırşehir’de doğmuş gene Kırşehir’de ölmüştür (1272-1333).

Ünlü bir soydan gelir. Cengiz’in ordularından kaçarak Horasan’dan Anadolu’ya gelen, sonra da Kırşehir’e yerleşen ünlü gizemci (mutasavvıf) Baba İlyas’ın torunudur. Baba İlyas’ın Selçukluların parçalanması sırasında Konya’da emirlik yaptığı, siyasal olaylara karıştığı, Birinci Osman’a hizmet ettiği söylenir.

Aşık Paşa’nın babası da din ulularından sayılan Muhlis Paşa’dır. Aşık Paşa’nın asıl adı Ali’dir. Takma adı “Aşık”tır, “paşa”lık da bu sözcüğün “ilk çocuk” anlamına gelmesinden verilmiştir. Eldeki bilgilere göre, Aşık Paşa Türk ulusçuluğunun bilincinde, Türkçenin önemli, zengin bir dil olduğuna inanan, bu uğurda çalışan bir kişidir. Onun, Türk diline kimseler bakmaz idi Türklere hergiz gönül akmaz idi Türk dahi bilmez idi bu dilleri İnce yolu ol ulu menzilleri dizelerinin, bundan yaklaşık yedi yüzyıl önce söylenmiş olması, Aşık Paşa’nın Türklük bilincini, Türkçecilik açısından yaklaşımını açıkça ortaya koymaktadır.

Aşık Paşa, “din uluları” yetiştiren bir aileden gelmiş olduğu için, aldığı ailesel eğitimin, görgünün, geleneğin doğal sonucu olarak gizemci bir ozan olmuştur. Gizemciliğin (tasavvufun) Anadolu’da yayılması konusunda etkin çalışmalar yaptığı anlaşılıyor. Kimi kaynaklar, Aşık Paşa’nın küçük yaşta Hacı Bektaş’ı da tanımış olabileceği üzerinde duruyorlar.

Aşık Paşa hece ölçüsünün yanı sıra aruz ölçüsünü de kullanmıştır. Ama gizemciliği savunan şiirlerinin büyük çoğunluğunu hece ölçüsüyle, Türkçeye özen göstererek yazdığı anlaşılıyor.

Aşık Paşa’nın en ünlü yapıtı “Garipname”dir. 1329 yılında yazılmıştır. Aşık Paşa bu yapıtında, Anadolu Türklerine gizemciliği öğretmek amacını gütmüştür. Aruz ölçüsüyledir. On iki bin “beyit”lik bir yapıttır. Yapıtın öğreticilik yanı ağır bastığı için, bir sanat yapıtı olmaktan çok, bir öğretici yapıt olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca “Garipname”nin, Süleyman Çelebi’nin “Mevlid” adlı yapıtını etkilediğini de belirtmek gerekir.

Aşık Paşa’nın şiirlerinde Yunus Emre’nin açık etkilerini görme olanağı da vardır. Abdülbaki Gölpınarlı 67 şiirini derlemiş ve 1961’de yayımlanan “Yunus Emre ve Tasavvuf” kitabına almıştır. Aşık Paşa’nın, Fakr-name, Vasf-ı Hal, Hikaye ve Kimya Risalesi adlı dört mesnevisini de Agah Sırrı Levent yayımlamıştır (1953, 1954).

SÖYLER İSEM BU DERDİ BEN

 Söyler isem bu derdi ben

Sırrım cihana faş olur

Sakin olup oturursam

Sağmaz yüreğim baş olur

********************* 

Seyrim daim senden sana

Seyranlarım senden yana

Sultandürür aşkın bana

Süvar ü hem yoldaş olur

 ********************* 

Sen tınma Aşık ol erür

Sayruyu sağı ol görür

Serkeşleri yoldan sürür

Sakinlere ferraş olur

EY PADİŞAH! EY PADİŞAH!

Ey padişah! Ey padişah!

Çün ben beni verdim sana,

Genç ü hazinem kamusu

Sensin benim önden sona.

 ********************* 

Evvel dahi bu akl u can

Seninleydi asl iken;

Ahır gerü sensin mekan

Uş varırım senden yana

  ********************* 

Senden sana varır yolum,

Sana seni söyler dilim,

İlla sana ermez elim,

Bu hikmette kaldım tana

  ********************* 

Bu hikmeti kim ne bile,

Bilse dahi gelmez dile;

Bu ah ile bu zar ile

Gözüm yaşı nice dine!

  ********************* 

Dursam seninle dururam,

Baksam seninle görürem

Her kancaru kim yürürem,

Gönlüm yönü senden yana.

  ********************* 

Sensin bana can u cihan,

Sensin bana genc-i nihan,

Sendendürür assı, ziyan;

Ne iş gelir benden yana.

  ********************* 

Söz söyleten dilimde sen,

Hükmeyliyen içimde sen,

Alıveren elimde sen

Cümle işim önden sona.

  ********************* 

Şöyle yakın olmuş iken,

Görmez seni bu can u ten

Kim geçiser bu perdeden,

Kim mani olur hükmüne?

  ********************* 

Aşık sana tuttu yüzün

Unuttu cümle kendözün

Cümle sana söyler sözün

Söz söyleten sensin yine.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here