Argo Kelimeler Neden Kullanılır? Türk Edebiyatında Argo Kullanımı

Argo Kelimeler Neden Kullanılır? Türk Edebiyatında Argo Kullanımı

- in Edebiyat

Argo tabiri, Türkçeye yakın zamanlarda girmiştir. Genelleşerek sonradan bir zümre dili anlamına geldiği halde, daha çok aşağılık, kaba dil karşılığı olarak kullanılır. Bunun için eski dilde lisan-ı erazil. lisan, hezele gibi terimler vardı, halk arasında külhanbeyi, tulumbacı veya ayak takımı ağzı denirdi. Yine eski lügatlerde hırsız dili hırsızların  başkasının anlamaması için kendi aralarında konuştuğu özel dil anlamına bir kayış dili tabiri geçer.

Ayrıca Anadolu’nun bazı yerlerindeki Yörüklerin kendi aralarında konuştukları bir gizli dil vardır ki, bu da bir çeşit argo sayılabilir.

Argo dar anlamıyla hırsız veya külhanbeyi , ayak takımı dili için kullanılır, daha geniş anlamıyla da öğrenci argosu, esnaf argosu gibi belli zümrelerin kendine mahsus terimleri olan dilini karşılar.

Argoyu, teklifsiz dil, halk ağızları ve mahalli kullanışlardan ayırmak gerekirse de, her zaman kesin bir sınır çizebilmek zordur. Özellikle son zamanlarda, gerçekçilik akımı neticesinde, edebi dilde teklifsiz, mahalli ve argo kelimeler kullanılması alabildiğine çoğaldığı için, yazı dilinde dahi argoyu ayırt etmek güçleşmistir.

Gerçek argo bir sınıf veya zümre mensupları arasında konuşulan özel terimlerden meydana geldiği için, bu sınıf ve zümrelerin dışında kalanlar tarafından anlaşılmaması gerekir. Fakat bunlar arasından bazı kelimeler zamanla genelleşerek herkes veya daha geniş bir kitle tarafından anlaşılır olmuştur: araklamak (çalmak,) arakçı (hırsız), dümen yapmak (hile yapmak), dümen (hile), kodes (hapishane), mangiz veya papel (para) gibi.

Argoda tabii olarak söz dizimi milli dile uygundur. Kelime hazinesi ise, ya kendi dilinden kelimelere özel anlamlar vermek veya komşu yabancı veya azınlık dillerinden kelime almak yahut da bu dillere benzetilerek yapmak suretiyle teşkil edilir. Türk argosundaki yabancı kelimelerin bir kısmı Rumca veya Rumcadan bozmadır. Bundan başka İspanyolca, İtalyanca, Ermenice, Rumence, Çingenece vb. dillerden alınma veya bozma kelimeler önemli bir yer tutar. Bir de bunun yanında Türkçe bazı kök ve kelimelere yabancı dillerden bazı ekleri getirmek suretiyle yapılanlar vardır

Eski devirlerden beri argo özellikle İstanbul’da çok kullanılmıştır. Külhanbeylerin bol olduğu Kasımpaşa, Kumkapı, Tophane, Galata, Çeşme meydanı v.b. semtlerde argo büyük ölçüde yayılmıştır. Tulumbacıların devam ettiği kahveler de birer argo beşiği idi.

Türk Edebiyatında Argo

Türk edebiyatında argo. Eski edebiyatımızda argo az da olsa bazı şairler tarafından kullanılmıştır. Kaşgarlı Mahmud’un Divanı Lûgati’t-Türk adlı eserinde bile sonradan ikinci derecede argo anlamı kazanmış kelimelerin bulunduğu görülmektedir.

Sonraları ünlü divan şairlerinden Sabit, Derename adlı eserinde: boynuna sarılmak» yerine asılmak; «güçlü, kuvvetli» yerine de çepel kelimelerini kullanmıştır. Her iki kelime argodur. Daha ziyade tarih düşürmekle ve hezelleriyle tanınan divan edebiyatının son devir şairlerinden Süruri’nin yazdığı Hezliyat-ı Havai’de bazı argo kelimelere rastlanır: (savsa vermek «gizlice bir kadının koynuna girmek», abu «zampara», zıpır, zırman «iriyarı kimse», tavus kuyruğu çıkarmak «kusmak»).

Bir kız veya kadına fena gözle bakmak anlamına gelen argo yeşillenmek, Hıdırafaza-de Sait Bey bir beytinde kullanmıştır.

Tanzimat devrinde yazılmış bazı şiirlerde, özellikle telif ve tercüme piyeslerde argo kelimeler kullanıldığı görülmektedir. Ahmed Vefik Paşanın eserlerinde rastlanan argo kelimelerden birçoğunun bugün kullanılması daha da yaygınlaşmıştır:

Hicivleriyle tanınan şair Eşref de bir çok argo sözcük kullanmıştır.

Cumhuriyet sonrası edebiyatında ise argo kelimeler kullanılması alabildiğine çoğalmıştır. Bunun en önemli sebebi benimsenen bazı şiir akımları olmuştur.

Meydan Larousse / Cilt 2 Sayfa 83