Anadolu Selçuklu Camileri

Mayıs 24, 2012 1 Yorum »

camiler Anadolu Selçuklu Camileri

 Anadolu Selçuklularının Eserlerileri, Selçuklu Camileri ve Dini Mekanları

Anadolu Selçuklularının Anadolu’da yapmış oldukları ilk camiler çok sütunlu ulu cami tipindedir. Bu dönemin önemli örneklerinden olan ahşap destekli camiler 13. yüzyıldan itibaren yapılmaya başlanmıştır.

Diyarbakır Ulu Camisi (1091-1092): Büyük Selçuklu sultanı Melikşah adına yapılan cami, Anadolu’daki Türk camilerinin ilk örneğidir. Artuklular ve Osmanlılar Dönemindeki onarım ve eklemelerle büyük bir külliye durumuna gelen yapı, düzgün kesme taş malzeme ile yapılmıştır. İbadet mekânında güney duvara paralel uzanan üç sahın, ortada dik bir sahınla kesilmektedir. Dik sahnın çatısı daha yüksektir. Yapının revaklı bir avlusu vardır. Bu plan, Şam Emeviye Camisi’nin kubbesiz biçimidir.

Caminin üzeri düz ahşap çatıyla örtülüdür. Çatıyı taşıyan payeler, birbirine sivri kemerlerle bağlanmıştır. Yapıda Roma Döneminden kalma sütunlar da kullanılmıştır. Portaldeki hayvan mücadele sahnelerini konu alan kabartmalar ilgi çekicidir.

Konya Alaeddin Camisi (1219): Yapımına Sultan Mesut ve I. Kılıç Arslan döneminde başlanan cami, Alaeddin Keykubat döneminde tamamlanmıştır.Camide kûfe ve transept planlı iki bölüm vardır.

Doğudaki kûfe planlı bölümde, güney duvarına paralel yedi sahın bulunmaktadır. Bu bölümdeki 62 sütun, düz bir çatıyı taşımaktadır. Cami, batıda dört sahınlı bir bölümle genişletilmiştir (transept planlı bölüm). Bu bölümde güney duvarına paralel uzanan üç sahın, üzeri kubbe ile örtülü geniş bir sahınla kesilmiştir. Kesme taştan yapılan caminin avlusunda birisi tamamlanmış (II. Kılıç Arslan’a ait) diğeri yarım kalmış iki kümbet vardır. Abanoz ağacından yapılmış 1155 tarihli en eski Anadolu Selçuklu minberi ve çini mozaiklerle süslü mihrabı ile önemli yapıtlar arasında yer almaktadır. Kuzey cephesindeki portallerde kullanılan iki renkli kesme taş işçiliği ve cephe düzenlemesi ile yapı, Anadolu Selçuklu camileri içinde ayrı bir yere sahiptir. Yapının iki renkli, düğümlü mermer portali, Konya Kara-tay Medresesi’nin portali ile benzerlik gösterir.

Malatya Ulu Camisi (1224): Yapımına Alaeddin Keykubat döneminde başlanmış ve II. Keykavus zamanında (1247) tamamlanmıştır. Yapı, malzemesi ve planıyla Büyük Selçuklu camilerine benzer. Dikdörtgen planlı camide, mihrap önü kubbesi ile revaklı iç avluya açılan eyvan dışındaki bölümler tonozlarla örtülmüştür. Tuğla ve kesme taş malzeme dışında caminin eyvanında ve avlu revaklarında siyah, beyaz, lacivert ve yeşil renkli çini mozaikler kullanılmıştır.

Divriği Ulu Cami ve Şifahanesi (1228-1229): Anadolu Selçuklu yapıları arasında iç ve dış mimari özellikleri ve üslubu ile dikkat çeken bir yapıdır. Şifahane camiye bitişik olarak yapılmıştır. Cami, güney duvarına dik uzanan beş sahından oluşur. Orta sahın diğerlerinden daha geniştir. Camide örtü sistemi olarak değişik tonoz ve kubbe çeşitleri kullanılmıştır. Minare, caminin güneybatı köşesindedir.

Camiden 12 yıl sonra yapılan minberi, abanoz ağacındandır. Tiflisli Ahmet ustanın yaptığı minber, rumi ve kıvrık dallarla işlenmiş, panoları geometrik yıldızlar oluşturacak biçimde düzenlenmiştir. Kesme taş kullanılan yapıda, farklı üslup özellikleri gösteren dört portal vardır.

Kuzey portali çifte yaprak, palmet, lotus gibi motifler, küçük çiçekler, rumiler ve yıldız biçimli süslemelerle doldurulmuştur. Kapıdaki bu süslemeler Barok özellikler yansıtır.

Batı portali yüzeysel süslemeleri ile daha sade görünümlüdür. Kapının duvara bitişen kuzey kenarında çift başlı kartal figürü (Alaeddin Keykubat’ın arması), bunun yanındaki duvarda da tek ayağı üstünde, başı eğik bir doğan kuşu figürü göze çarpmaktadır. Doğu portali minberle aynı zamanda (1241) yapılmıştır. Bu portalde daha çok geometrik bezeme kullanılmıştır.

Şifahane portali yapının tüm cephesine hakimdir. Portali, çok geniş bir sivri kemer sınırlandırır. İki yanında iri kaval silmeler üzerinde biri silinmiş iki insan başı betimlenmiştir. Bu figürlerden biri ayı, diğeri de güneşi simgeler. Silme, yapılarda aynı zamanda bir süs ögesi oluşturacak çeşitli bölümleri birbirinden ayıran, kesiti girinti ve çıkıntılı, pervaz işlevine sahip mimari ögedir. Kaval silme, çıkıntısı yarım ya da dörtte bir çember biçiminde, yuvarlak profili olan silmedir.

Cami, şifahane ve türbeden oluşan Anadolu’nun bu en eski külliyesi, mimari ve süslemesiyle yeniliklerle dolu bir yapıdır.Yapının süslemesi tüm Anadolu Selçuklu yapılarında olduğu gibi portal, mihrap ve minberde toplanmıştır. Özellikle I. Alaeddin Keykubat’ın (1229) başta olduğu dönemden Moğol istilasına (1243) kadar geçen sürede süsleme geometrik özellikler gösterir. Bu dönem, Anadolu Selçuklu sanatının klasik dönemidir.

Kayseri Hacı Kılıç Camisi (1249): Cami ve medrese ile birlikte yapılan yapıda bu iki farklı işleve sahip mekânları, revaklı bir avlu bağlar. Yapı, dış görünümü ile Anadolu Selçuklu yapılarının bir tekrarıdır. Cami bölümünün sahnı mihrap önü kubbeli, güney duvarına dikey olarak uzanan beş bölmelidir. Caminin içinde çok sayıda sütun vardır.

Ahşap Direkli Camiler

Anadolu Selçuklularında ilgi çekici yapılar arasında bir de ahşap direklerin veya sütunların taşıyıcı olarak kullanıldığı camiler yer almaktadır. Bu camiler, Orta Asya Türk İslam mimarisinde görülen Karahanlı ve Gazneli ahşap direkli camilerle benzerlik gösterirler.

Ahşap malzemenin kullanıldığı camilerde kûfe ve bazilikal plan uygulanmıştır.

Beyşehir Eşrefoğlu Camisi (1298): Eşrefoğlu Süleyman Bey tarafından yaptırılmış bazilikal planlı bir yapıdır. Camide güney duvara uzanan yedi sahın, kırk sekiz adet ince uzun ağaç direk üzerine düz çatı ile örtülüdür. Orta sahın diğerlerinden daha geniş ve yüksektir. Mihrap önündeki içi çini mozaiklerle süslü küçük kubbe dıştan piramit bir külahla örtülmüştür. Caminin tavan kirişlerinde ve konsol aralarında kalem işleri vardır. Ceviz ağacından yapılmış minberi, caminin üslubuna uygun işlenmiştir. Caminin mihrabı, ahşap işçiliği ve çini mozaiklerle alçı süslemenin uyumlu bir biçimde kullanıldığı güzel bir örnektir.

Ankara Aslanhane Camisi (1290): Kitabesine göre iki Ahi kardeşin yaptırdığı cami, ağaç direkler üzerine antik başlıkların kullanıldığı düz çatılı bir yapıdır. Bazilikal planlı yapı, güney duvarına dikey beş sahından oluşmuştur. Orta sahın daha geniş ve yüksektir. Firuze ve mor renkli çini mozaik ile alçı süslemelerin uyumlu bir biçimde kullanıldığı mihrap, Anadolu Selçuklu sanatının önemli bir örneğidir.

Afyon Ulu Camisi: 1272 yılında yapılan cami, 1341 yılında Karamanoğulları zamanında onarım görmüştür. Kûfe planlı camide güney duvarına dikey uzanan dokuz sahın vardır. Yapıda kırka yakın mukarnas başlıklı ağaç direk kullanılmıştır. Camide kullanılan ahşap malzeme, yer yer kalem işi süslemelerle renklendirilmiştir. Yapının üzeri düz çatı ile örtülüdür.

Konya Sahip Ata Camisi (1258): Ünlü Anadolu Selçuklu mimarı Kelük bin Abdullah tarafından yapılmıştır. Portaldeki kitabesine göre Anadolu Selçuklularının bilinen en eski ahşap direkli camisidir. Caminin özgün biçiminden günümüze yalnızca mozaik süslemeli çini mihrabı ile tuğla ve çini süslemeli minaresi gelebilmiştir. Özgününde çifte minareli olarak inşa edilen cami Anadolu’daki diğer çifte minareli yapılarla birlikte önemli grubun bir örneğidir.

Kaynak: Lise Sanat Tarihi 2, Doc. Dr. Mehmet Zeki iBRAHiMGiL

Benzer Yazılar

1 Yorum

  1. mazhar 20 Kasım 2013 at 17:06 - Reply

    teşekkür ederim işime yaradı

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin