Abbasi Sanatı

Mayıs 24, 2012 Yorum yok. »

 Abbasi Sanatı ve Abbasi Sanat Eserleri Hakkında Bilgi

750 yılında halifeliğin Abbasilere geçmesi ile birlikte devletin merkezi Şam’dan Bağdat’a taşınmış, İslam sanatı da doğuya doğru bir yayılma göstermiştir. Abbasi Devleti (750-1258) en güçlü dönemini Halife Harun Reşit ve oğulları zamanında yaşamıştır. Bu dönemde bir yandan fetihler sürdürülmüş, diğer yandan da kültür ve sanat etkinliklerine ağırlık verilmiştir.

Abbasiler, Emevilerin camilerde kullandıkları transept plan yerine kûfe plan tipini benimsemişlerdir. Bu tip camiler, ibadet mekânı ve revaklı avludan oluşur ve üzerleri düz çatı ile örtülüdür.

Yapılarda malzeme olarak taş yerine kerpiç ve tuğlayı yeğleyen Abbasiler, süslemede de Emevilerin kullandıkları mozaik ve freskonun yerine stuko (alçı) ve tuğla kullanmışlardır. Stu-ko, tutkalla karıştırılmış alçı ve mermer tozundan oluşmuş, mermere benzeyen bir karışımdır. Stuko, duvar kaplamaları ile duvar ve tavan süslemesinde kullanılır.

Son yıllarda Irak’ın işgaliyle sonuçlanan iki savaş sonucunda Irak’taki sanat eserleri büyük zarar görmüştür. Bu eserlerin restorasyonu için hem Türkiye hem de UNESCO, Irak’a çeşitli yardımlarda bulunmuştur.

a. Dinî Mimari

Bu dönem dinsel yapılarına Samarra Ulu Camisi, Ebu Dülef Camisi ile ilk türbe örneği olan Kubbetü’s Süleybiye ve Kahire’de Tolu-noğlu Ahmet Camisi örnek verilebilir.

Samarra Ulu Camisi (848-852): Halife Mütevekkil tarafından yaptırılan yapı, İslam dünyasının en büyük camisidir. Yapıda malzeme olarak tuğla ve kerpiç kullanılmıştır. Kûfe planlı yapının mihrap duvarına uzanan 25 sahnı vardır. Avlunun kuzey cephesi üç, doğu ve batı cephesi dört sıra revaklıdır. Yapının üzerini örten düz çatı, sekizgen payelere oturur.

Bugün yalnızca yuvarlak kulelerle çevrili dış duvarları  ve minaresi kalmıştır.

Samarra Ulu Camisi’nin büyük bir minaresi vardır. Malviye tipinde 58 metre yükseklikteki minareye geniş rampalarla çıkılmaktadır.

Caminin bezemelerinde bitki motifli mozaikler, süsleme malzemesi olarak da stuko ve tuğla kullanılmıştır.

Gerek Samarra Ulu Camisi’nde gerekse Ebu Dülef Camisi’nde sivri kemerin kullanılmaya başlanması, Türk sanatının etkilerinin izleridir.

Tolunoğlu Ahmet Camisi (879): Mısır’da kurulan Tolunoğulları Devleti’nin kurucusu Ahmet tarafından yaptırılmıştır. Sivri kemerleri, süslemeleri ve tuğla mimarisiyle Türklere ait bir yapıdır.

Kûfe plan tipindeki cami, üç yanı çifte re-vakların çevirdiği bir avlu ile güney duvarına paralel beş sahından oluşan ibadet mekânı bölümünden ibarettir.

Tuğla bir yapı olmasına karşın caminin sütunlarında mermer malzeme kullanılmıştır.

Caminin rampalarla çıkılan Samarra Ulu Ca-misi’nin minaresini andıran bir minaresi vardır.

Bu dönemde yapılan camilerden birisi de Samarra’daki Ebu Dülef Camisi (861-862)’ dir.

Kubbetü’s Süleybiye Türbesi (862): Samarra’da bulunan bu yapı İslam sanatının ilk türbesi olarak kabul edilir. İç içe iki sekizgen duvardan oluşan yapının ortasında kubbe ile örtülü merkezî bir bölüm vardır. İki sekizgen duvar arasında bir çevre koridoru bulunmaktadır. İç sekizgen dört kapılıdır. Dış sekizgenin kenarlarında bulunan kapılar, yapılan restorasyon sonucu bugün pencereye dönüştürülmüştür.

b. Sivil Mimari

Abbasiler kurdukları kentlerin planlamasında yeni bir anlayış getirmişlerdir. Kentlerini yuvarlak olarak planlamış, kent merkezinde önemli yapılarını konumlandırmışlardır. Bu kentlerin en önemlileri Bağdat, Samarra ve Rakka’dır.

Bunlardan Samarra; Dicle ırmağının doğu yakasında, 836 yılında Halife Mutasım tarafından, Türk askerleri için kurulmuştur.

Abbasiler Dönemine ait sivil yapılardan saray ve evler bu kentlerde yapılan kazılarla ortaya çıkarılmıştır. Abbasi sarayları, Emevi saraylarına benzer. Ancak Emevi saraylarındaki taş ve mozaik süslemeler yerini alçı (stuko) süslemelere bırakmıştır.

Ukheydir Sarayı (778): Kerbela’nın 48 km kadar batısında, Halife el-Mansur tarafından yaptırılmıştır. Giriş bölümü, tören avlusu ve kabul salonundan oluşan saray Meşatta Sarayı’na benzer. Sivri kemerlerin kullanıldığı yapının nişleri ve stuko süslemeleri dikkat çekicidir. Emevi sarayları gibi dıştan oldukça korunaklıdır.

Balkuvara Sarayı (854): Halife Mütevekkil tarafından Dicle nehrinin kıyısında yaptırılmıştır. Nehirden 15 m yüksekte bulunan sarayın etrafı, yarım silindir kulelerle desteklenmiş bir duvarla çevrilmiştir.

Tören salonları, arka arkaya sıralanan avluları bulunan saray; ahşap, mermer, stuko ile dekore edilmiştir. Freskolar üzerinde insan ve kuş figürleri yer alır.

Kaynak: Lise Sanat Tarihi 2, Doc. Dr. Mehmet Zeki iBRAHiMGiL

Benzer Yazılar

Lütfen Yorumlarınızı Eksik Etmeyin

Yorumlarınızı Türkçe kurallarına uygun olarak yazın.En az bir cümle oluşturacak şekilde yorum yapın ! Aksi takdirde boş yere yorum yapmış olursunuz*

Page optimized by WP Minify WordPress Plugin